Bir uçakta asla "bomba" sözcüğünü söyleme.Never say the word "bomb" on an airplane.
O çok konuşmayan bir adam ama her zaman sözünü tutar.He's a man who doesn't speak much but always keeps his promises.
O, kölelerin serbest bırakılacağına söz verdi.He promised the slaves that they would be freed.
Tom'un o sözlüğü ne zaman aldığını bilmiyorum.I don't know when Tom bought that dictionary.
Bunu söz verdiğimi hatırlamıyorum.I don't remember promising that.
Bir önceki sözleşmem var.I have a previous engagement.
Gelecek sefer daha fazla uğraşacağıma söz veriyorum.I promise I'll try harder next time.
Giderlerden sonra kazancın üçte birini sana söz veriyorum.I promise you a third of the profits after expenses.
Tom sözünü tutmazsa pişman olur.If Tom breaks his promise, he'll regret it.
Polis olayı araştırmaya söz verdi.The police promised to investigate the matter.
Benim için düşünceleri sözcükler aracılığıyla ifade etmek zordur.It's hard for me to express ideas through words.
Hiçbir şey yapmayacağına söz verdin.You promised not to do anything.
Bundan söz edecek ilk kişi sensin.You're the first person to mention that.
Sözlerimi çarpıtıyorsun.You're twisting my words.
Tom beni sözümden dönmekle suçladı.Tom accused me of having broken my promise.
Tom bana yapacağını söz verdiği şeyi yaptı.Tom did what he promised me he'd do.
Tom'un bir önceki sözleşmesi vardı.Tom had a previous engagement.
Mary bitiremeden Tom onun sözünü kesti.Tom interrupted Mary before she could finish.
Tom bundan birkaç kez söz etti.Tom mentioned that several times.
Tom bugün burada olacağından söz etti.Tom mentioned that you'd be here today.
Tom bizimle gitmek istediğinden söz etti.Tom mentioned that you'd like to go with us.
Tom'da senin adından söz etti.Tom mentioned your name, too.
Tom ev ödevini bitirir bitirmez yatacağına söz verdi.Tom promised he'd go to bed as soon as he finished his homework.
Tom pazartesi günü bize yardım edeceğine söz verdi.Tom promised he'd help us on Monday.
Tom sigarayı bırakacağına söz verdi.Tom promised he'd quit smoking.
Tom partiye geleceğine bana söz verdi.Tom promised me he would come to the party.
Tom yardımcı olacağına bana söz verdi.Tom promised me he'd help.
Tom sözleşmeye imzasını attı.Tom scribbled his signature on the contract.
Tom genellikle sözünün tutar.Tom usually keeps his promises.
Tom genellikle sözünü tutar.Tom usually keeps his promises.
Tom genellikle sözüne sadıktır.Tom usually keeps his promises.
Başkan sana söz hakkı verene kadar bekle.Wait till the chairman recognizes you.
Bu sözlükteki tüm kelimeler önemlidir.All of the words in this dictionary are important.
Tom bu sözü gerçekten seviyor.Tom really likes this sentence.
Sözlerini yerine getireceğine dair bana söz ver.Promise me that you will fulfill your promises.
Sözümün kesilmesini istemiyorum.I don't want to be interrupted.
Herhangi birine söylemeyeceğine söz ver.Promise not to tell anyone.
Kimseye söylemeyeceğine söz ver.Promise not to tell anyone.
Bu iddia, söz sanatından başka bir şey değil.This argument is nothing more than rhetoric.
Tom bana döneceğine söz verdi.Tom promised me that he would come back.
Senden tek söz duymak istemiyorum.I don't want to hear a word from you.
Mary sözünü tutmadı.Mary didn't keep her promise.
Mary Tom'a yardım etme sözünü tutmadı.Mary didn't keep her promise to help Tom.
Sözünü kesiyor gibi görünüyorum.I seem to be interrupting.
Tom kasabadan ayrılmayacağına söz verdi.Tom promised he wouldn't leave town.
Tom senin hakkında endişe ettiğinden söz etti.Tom mentioned he was concerned about you.
Tom neyin söz konusu olduğunu biliyor.Tom knows what's at stake.
Tom Mary'nin birkaç söz söylemesini istedi.Tom asked Mary to say a few words.
Bir şey söylemeyeceğime Tom'a söz verdim.I promised Tom I wouldn't say anything.
Tom onunla ilgileneceğine söz verdi.Tom promised he'd take care of that.
Söz veriyorum seni Instagram'dan takip edeceğim.I promise I'll follow you on Instagram.
Beni yanlış anlama, sana hiçbir şey için söz vermiyoruz.Don't misunderstand me, we aren't promising you anything.
Onlar konferans sırasında greve gitmeyeceklerine söz verdiler.They promised not to go on strike during the conference.
Tom durumu çok az sözlerle özetledi.Tom summed up the situation in very few words.
Tom, Mary'le daha sonra buluşmak için sözleşti.Tom made an appointment to meet Mary later.
Tom bir şey söylemeye başladı ama Mary onun sözünü kesti.Tom started to say something, but Mary interrupted him.
Yarın yapacağım. Söz veriyorum.I'll do it tomorrow. I promise.
John sözlşmeleri aldı ve onları birer birer inceledi.John picked up the articles one by one and examined them.
Sözler dudaklarımdan kaçtı.The words escaped my lips.
Sana söylersem bana kızmayacağına dair söz ver.Promise me you won't get mad if I tell you.