Çocuklara yalan söylememek öğretilmelidir.Children should be taught not to tell lies.
Onu kızdıracak bir şey söylememek için dikkat ettim.I was careful not to say anything to make him angry.
O söylememek için söz verdi.He promised not to tell.
Evlendikleri zaman her ikisi de yalan söylememek için yemin ettiler.When they got married, they both swore to never lie.
Ona onun hakkında bir şey söylememek daha iyi.It's better not to say anything about her to him.
Onun bilmek istediğini Tom'un Mary'ye söylememek için iyi bir nedeni var.Tom has a good reason for not telling Mary what she wants to know.
Bazen bir şey söylememek daha iyidir.Sometimes it's better to just not say anything.
Ona söylememek için söz verdim.I promised not to tell him.
Tom söylememek için söz verdi.Tom promised not to tell.
Benim tavsiyem Tom'a söylememek.My advice is not to tell Tom.
Belki en iyisi Tom'a söylememek.Maybe it's best not to tell Tom.
Tom'a ne olduğunu söylememek için bir neden görmüyorum.I see no reason not to tell Tom what happened.
Bazen belki de gerçeği söylememek daha iyi.Sometimes maybe it's better not to tell the truth.
Ne olduğunu Tom'a söylememek için herhangi bir neden düşünemiyorum.I can't think of any reason not to tell Tom what happened.
Aptalca bir şey söylememek için dikkatli ol.Be careful not to say something stupid.
Tom Mary'yi kızdıracak bir şey söylememek için dikkatliydi.Tom was careful not to say anything that would make Mary mad.
Çok fazla söylememek için dikkatli olmalısın.You should be careful not to say too much.
Çok fazla söylememek için her zaman dikkatliydim.I've always been careful to not say too much.
Benim tavsiyem onlara söylememek.My advice is not to tell them.
Benim tavsiyem ona söylememek.My advice is not to tell him.
Bazen doğruyu söylememek gereklidir.It's sometimes necessary not to tell the truth.
Bunu söylememek daha iyi olurdu.It would have been better not to say it.
Bir şey söylememek daha iyi olurdu.It would've been better not to say anything.
Tavsiyem Tom'a söylememektir.My advice is to not tell Tom.
Bunu söylememek lazım ama Tom alkoliktir ve karısı Mary'yi döver.This should not be told but Tom is an alcoholic and he beats Mary, his wife.
Hiç kimseye bir şey söylememek için söz veriyor musun?Do you promise not to tell anyone anything?
Bence hiçbir şey söylememek daha iyi olurdu.I think it would've been better not to have said anything.
Sanırım hiçbir şey söylememek daha iyi olur.I think it would be better not to say anything.
Bence bir şey söylememek senin için en iyisi olur.I think it would be best for you to not say anything.
Robert aslında Sandra'ya yalan söylememekte.Robert hasn't actually been lying to Sandra.
Halen ilçede bulunan köfteci esnafı bu köftenin sırrını kimseye söylememektedir.This no-nonsense businesswoman also is harboring a secret.
Şubat ayındayız ve yalan söylememek imkansız" dedi.It is February and not lying is impossible."
Allah'a karşı gerçekten başkasını söylememek, benim üzerime borçtur.worthy to say nothing regarding God except the truth.
"Allah hakkında gerçek dışında bir şey söylememek benim üzerimde bir varoluş borcudur.worthy to say nothing regarding God except the truth.
Allah hakkında gerçekten başkasını söylememek benim üzerime borçtur.worthy to say nothing regarding God except the truth.
"ALLAH hakkında gerçeğin dışında bir şey söylememek benim görevimdir.worthy to say nothing regarding God except the truth.
Yalan söylememek.Elle ne mentait pas.
Çocuklara yalan söylememek öğretilmelidir.Se debería enseñar a los niños que no hay que decir mentiras.
Yalan söylememek.Non mentite.
Yalan söylememek.لا أكاذيب.
Yaş takıntısı vardır ve hiçbir yerde yaşını söylememektedir.Está aberta a crianças a partir dos três anos e não tem limite de idade.
Yalan söylememek.Não tenho que mentir.
Yalan söylememek.Lieg niet.
Yalan söylememek.Żadnych kłamstw.
Yalan söylememek.Nebudu si lhát.
Juliya Proteus'u sevdiğini Lucetta'ya söylememek inadıyla, mektubu kızgın bir tavırla yırtıp atar.Julie stále nechce před Lucettou přiznat, že je zamilovaná, a v hněvu dopis roztrhá.
Yalan söylememek.Εγώ δεν λέγω ψέματα.
Yalan söylememek.“Jangan berbohong!
Yalan söylememek.Không được nói dối.
Yalan söylememek.嘘がつけない。
Yalan söylememek.不曾說謊。
Yaş takıntısı vardır ve hiçbir yerde yaşını söylememektedir.他永远长不大,也没有人知道他的年龄。
Yalan söylememek.거짓말하지 말아라.
Genç kız isminin Melisande olduğunu söyler ama nereden geldiğini aslının ne olduğunu söylememekte ısrar eder.Ji prašo Marlou pasakyti paskutinius Kurco žodžius, o Marlou pameluoja, kad jis prieš mirtį ištaręs jos vardą.
Şubat ayındayız ve yalan söylememek imkansız" dedi.2월이라서 거짓말 하지않는것이 불가능하다 " 고 말합니다.
Şubat ayındayız ve yalan söylememek imkansız" dedi.C'est février et ne pas mentir est impossible."
Şubat ayındayız ve yalan söylememek imkansız" dedi.Đây là tháng Hai và không nói dối là không thể."
Şubat ayındayız ve yalan söylememek imkansız" dedi.E februarie și să nu minți e imposibil."
Şubat ayındayız ve yalan söylememek imkansız" dedi.Es febrero y es imposible no mentir."
Şubat ayındayız ve yalan söylememek imkansız" dedi.Es ist Februar und nicht zu lügen ist unmöglich."