Tom'a bana yardım etmesini istediğimi söyledim.I told Tom I wanted him to help me.
Tom'a bunu yapmasını istediğimi söyledim.I told Tom I wanted him to do that.
Tom'a Mary'ye yardım edeceğimizi söyledim.I told Tom we'd help Mary.
Tom'a bizi ziyaret etmeye gelmesini söyledim.I told Tom to come visit us.
Tom ve Mary'ye zamanlarını boşa harcadıklarını düşündüğümü söyledim.I told Tom and Mary I thought they were wasting their time.
Tom'a bunu yapmanın tehlikeli olacağını söyledim.I told Tom it would be dangerous to do that.
Tom'a rahatlamasını ve sakin olmasını söyledim.I told Tom to relax and take it easy.
Tom'a yüksek sesle konuşmamasını söyledim.I told Tom not to talk so loudly.
Tom'a bu kadar gürültülü olmamasını söyledim.I told Tom not to be so noisy.
Tom'a bunun tehlikeli olduğunu söyledim.I told Tom it was dangerous.
Tom'a geç kalmamasını söyledim.I told Tom not to be late.
Tom'a bağırmamasını söyledim.I told Tom not to shout.
Tom'a acele etmesini söyledim.I told Tom to hurry up.
Sana sessiz olmanı söyledim.I told you to be quiet.
Tom bana beni sevdiğini söyledi ve ben de onu sevdiğimi söyledim.Tom told me he loved me and I told him I loved him, too.
Tom'a daha fazla süt içmesini söyledim.I told Tom to drink more milk.
Tom'a Mary'nin eski bilgisayarını almaması gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't buy Mary's old computer.
Tom'a kapısını açık bırakmaması gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't leave his door unlocked.
Tom'a oraya bisikletle gitmemesi gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't go there by bicycle.
Tom'a çok fazla içmemesi gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't drink too much.
Tom'a terbiyeli olmasını söyledim.I told Tom to behave himself.
Tom'a diş doktoruna gitmesini söyledim.I told Tom to go to the dentist.
Tom'a gitmemesini söyledim.I told Tom not to go.
Tom'a internette okuduğu her şeye inanmaması gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't believe everything he read on the Web.
Tom'a içmeyi bırakmasını söyledim.I told Tom to stop drinking.
Tom'a dakik olması gerektiğini söyledim.I told Tom he should be punctual.
Tom'a erken gitmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should leave early.
Tom'a erken yola çıkması gerektiğini söyledim.I told Tom he should leave early.
Tom'a kullanılmış bir araba satın almamasını söyledim.I told Tom not to buy a used car.
Tom'a çok fazla içki içmemesini söyledim.I told Tom not to drink too much.
Tom'a çok hızlı sürmemesini söyledim.I told Tom not to drive too fast.
Tom'dan çok hızlı araç sürmemesini söyledim.I told Tom not to drive too fast.
Tom'a yeni bir bilgisayar satın almasını söyledim.I told Tom to buy a new computer.
Tom'a bir doktora gitmesini söyledim.I told Tom to go see a doctor.
Tom'a hastaneye gitmesini söyledim.I told Tom to go to the hospital.
Tom'a kendine daha iyi bakmasını söyledim.I told Tom to take better care of himself.
Tom'a kapısını açık bırakmamasını söyledim.I told Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a kapısını kilitlenmemiş bırakmamasını söyledim.I told Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a Mary'nin eski bilgisayarını satın almamasını söyledim.I told Tom not to buy Mary's old computer.
Tom'a her ay biraz para biriktirmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should save a little money each month.
Tom'a işi almasını söyledim.I told Tom to take the job.
Tom'a ara vermesini söyledim.I told Tom to take a break.
Tom'a Fransızca okumasını söyledim.I told Tom to study French.
Tom'a evde kalmasını söyledim.I told Tom to stay at home.
Tom'a karate öğrenmesini söyledim.I told Tom to learn karate.
Tom'a o arabayı satın almasını söyledim.I told Tom to buy that car.
Tom'a gitmemesi gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't go.
Tom'a Mary'nin söylediği her şeye inanmaması gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't believe everything Mary says.
Tom'a o mağazadan hiçbir şey satın almamasını söyledim.I told Tom he shouldn't buy anything from that store.
Tom'a hava karardıktan sonra dışarı yalnız başına çıkmamasını söyledim.I told Tom he shouldn't go out after dark by himself.
Tom'a sabah erkenden gitmesini söyledim.I told Tom to leave early in the morning.
Tom'a nasıl hissettiğini anladığımı söyledim.I told Tom that I understood how he felt.
Tom'a gece geç saatlere kadar dışarıda kalmamasını söyledim.I told Tom not to stay out late at night.
Tom'a Mary ile Boston'a gitmemesini söyledim.I told Tom not to go to Boston with Mary.
Tom'a o arabayı satın alması gerektiğini söyledim.I told Tom he should buy that car.
Tom'a Mary'nin söylediklerine inanmamasını söyledim.I told Tom not to believe what Mary said.
Tom'a karate öğrenmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should learn karate.
Tom'a oraya bisikletle gitmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should go there by bicycle.
Tom'a evde kalması gerektiğini söyledim.I told Tom he should stay at home.
Tom'a daha fazla sebze yemesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should eat more vegetables.