söyledik ile cümle

söyledik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Her ne olursa olsun, devletin bu banknotların temsil ettiği değeri size ödemekle yükümlü olduğunu söyledik.Это означает, если все остальное не, правительство собирается дать вам значение за эти банкноты.
Her neyse, umarım bu söylediklerimden bir şeyler çıkarabilmişsinizdir.Bref, j'espère que ça a du sens.
Her neyse, umarım bu söylediklerimden bir şeyler çıkarabilmişsinizdir.De qualquer forma, espero que tudo esteja a fazer sentido.
Her neyse, umarım bu söylediklerimden bir şeyler çıkarabilmişsinizdir.En cualquier caso, espero que todo esto tenga sentido.
Her seferinde söyledikleri, koşarak suç mahalline gidip etrafa bakınırız.시간이 지날수록 소방대원들이 말하길 우선 범행현장으로 달려간다는 것입니다. 주변을 둘러보아서
Her seferinde söyledikleri, koşarak suç mahalline gidip etrafa bakınırız.פעם אחרי פעם מה שהכבאים אמרו הוא, הם היו ממהרים לזירת הפשע, ומסתכלים סביב.
Her seferinde söyledikleri, koşarak suç mahalline gidip etrafa bakınırız.مرة بعد أخرى رجال الإطفاء سيقولون أنهم، سيسرعون إلى مسرح الجريمة. وينظرون حولهم.
Her seferinde söyledikleri, koşarak suç mahalline gidip etrafa bakınırız.「犯行現場へ急行し 辺りを見回して 死んでいる警官がいなければ大丈夫」
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie. Klinik araştırmalarınla insanları öldürüyorsun."We hebben altijd gezegd dat je immoreel was, Archie. je doodt mensen met je klinische studies.
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie.책상을 두드리며 "그것봐라 아치야, 그게 부도덕한
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie."Mindig mondtuk, hogy nem etikus amit csinálsz, Archie!
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie."Vždycky jsme ti říkali, že je to neetické, Archie.
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie."Vždy sme hovorili, že si neetický, Archie.
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie."Ya lo habíamos dicho que eras antiético, Archie.
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie."Zawsze ci mówiliśmy, że jesteś nieetyczny, Archie.
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie."Ми завжди казали, що ти неетичний, Арчі.
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie."Мы всегда говорили, что это неэтично, Арчи.
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie.ולהגיד "תמיד אמרנו שאתה חסר אתיקה, ארצ'י."
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie.وأخذ الاطباء يقولون " لقد قلنا لك ان ذلك غير اخلاقي يا آرشي ..
'Her zaman etik dışı olduğunu söyledik Archie.治験で人が死んでいくのだ すぐ中止すべきだ
Hey! <i>Hey! Senin bir baş ağrısı olduğunla ilgili söylediklerim... ...sadece boş cümleler değildi.Hei! <i>Hei! <i>Quello che ho detto su di te che sei un peso, <i>non erano solo parole.
Hey! <i>Hey! Senin bir baş ağrısı olduğunla ilgili söylediklerim... ...sadece boş cümleler değildi.Hej! <i>Hej! <i>Keď som povedal, že si utrpenie, <i>To neboli len prázdne slová.
Hey! <i>Hey! Senin bir baş ağrısı olduğunla ilgili söylediklerim... ...sadece boş cümleler değildi.Hey! <i>Hey! <i>Ce spuneam despre tine ca esti o pacoste, <i>Nu erau oar vorbe goale.
Hey! <i>Hey! Senin bir baş ağrısı olduğunla ilgili söylediklerim... ...sadece boş cümleler değildi.Hey! <i>Hey! <i>Wat ik zei over dat je een doorn in het oog bent, <i>Waren geen loze worden.
Hey! <i>Hey! Senin bir baş ağrısı olduğunla ilgili söylediklerim... ...sadece boş cümleler değildi.Хей! <i>Хей! <i> Когато казах, че си таралеж в панталоните, <i> това не бяха празни думи.
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Benn ülnek -- nem lehet hallani, miről beszélnek!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!De er derinde -- du kan ikke høre noget af det de siger!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Ei sunt acolo înăuntru. Nu auzi nimic din ceea ce zic!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Están ahí... ¡no escuchas nada de lo que dicen! ¡No escuchas una palabra!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!He istuvat siellä -- emmekä me kuule mitä he sanovat.
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Họ ở trong đó -- bạn không nghe thấy bất cứ điều gì họ nói!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Ils sont dedans -- vous n'entendez rien de ce qu'ils disent !
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Jsou uvnitř -- vy neslyšíte nic z toho, co říkají!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Sie sind dort drinnen -- man hört nichts von dem, was sie sagen!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz! Tek kelime bile!Estão lá, mas não se ouve uma palavra do que estão a dizer!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz! Tek kelime bile!차 안에서 얘기하는 내용이 뭔지 알수가 없습니다! 들을 수가 없어요!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz! Tek kelime bile!Nie słychać, o czym rozmawiają!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz! Tek kelime bile!Те са там -- не чувате нищо от това което казват! не чувате нито дума!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz! Tek kelime bile!הם שם -- אתם לא שומעים שום דבר שהם אומרים! אי אפשר לשמוע מילה!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz! Tek kelime bile!انهم هناك -- لا تسمع أي شيء يقولونه! لا يمكنك سماع كلمة واحدة!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz! Tek kelime bile!でもこれは最高にロマンチックな場面です 聞こえないからこそ魅力的なのです
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Zij zitten in de auto -- je hoort geen woord van wat ze zeggen.
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Βρίσκονται εκεί μέσα... δεν ακούς τίποτε από αυτά που λένε!
İçerideler işte - söyledikleri hiç birşeyi duyamıyorsunuz!Они там внутри - и ты не слышишь, что они говорят!
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Après avoir chanté les cantiques, ils se rendirent à la montagne des oliviers.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Après voir chanté les cantiques, ils se rendirent à la montagne des oliviers.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.A sezpívavše písničku, vyšli na horu Olivetskou.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.A zaspievajúc pieseň vyšli na Olivový vrch.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.A zaśpiewawszy pieśó, wyszli na górę oliwną.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.După ce au cîntat cîntarea, au ieşit în muntele Măslinilor.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Dupăce au cîntat cîntările de laudă, au ieşit în muntele Măslinilor.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.E dopo aver cantato l'inno, uscirono verso il monte degli Ulivi
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.És dicséretet énekelve kimenének az olajfák hegyére.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.És dícséretet énekelvén, kimenének az olajfák hegyére.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.E tendo cantado um hino, saíram para o Monte das Oliveiras.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.E, tendo cantado um hino, saíram para o Monte das Oliveiras.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.In ko so odpeli zahvalnico, odidejo na Oljsko goro.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.I zaśpiewawszy pieśó, wyszli na górę oliwną.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Ja veisattuaan kiitosvirren he lähtivät Öljymäelle.
İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağına doğru gittiler.Kemudian mereka menyanyikan sebuah nyanyian pujian. Dan sesudah itu mereka pergi ke Bukit Zaitun

İlgili Sayfalar