söylüyor ile cümle

söylüyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom sarhoş olmadan bütün bir şişe viskiyi içebileceğini söylüyor.Tom says that he can drink a whole bottle of whiskey without getting drunk.
Tom 2.30'a kadar burada olabileceğini söylüyor.Tom says that he can be here by 2:30.
Tom herkesi memnun etmenin zaman kaybı olacağını söylüyor.Tom says it's a waste of time to try to please everybody.
Tom bilgisayarı ile sorun yaşadığını söylüyor.Tom says he's having trouble with his computer.
Tom zengin olduğunu söylüyor.Tom says he is rich.
Tom onun zengin olduğunu söylüyor.Tom says he is rich.
Tom üzgün olduğunda daha çok yemek yediğini söylüyor.Tom says he eats more when he's sad.
Tom bir adım daha yürüyemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't walk another step.
Tom daha fazla bekleyemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't wait any longer.
Tom bu gürültüye daha fazla dayanamayacağını söylüyor.Tom says he can't put up with this noise any longer.
Tom sıcaklığa daha fazla katlanamayacağını söylüyor.Tom says he can't put up with the heat any longer.
Tom kokuyu daha fazla görmezden gelemiyeceğini söylüyor.Tom says he can't ignore the smell any longer.
Tom gürültüyü artık görmezden gelemiyeceğini söylüyor.Tom says he can't ignore the noise any longer.
Tom yaklaşık 300 yıldır atalarının izini sürdüğünü söylüyor.Tom says he can trace his ancestors back about 300 years.
Tom o konuda muhtemelen yalan söylüyor olabilir.Tom may possibly be lying about that.
Tom'un çok ağrısı var fakat o ona katlanabileceğini söylüyor.Tom is in a lot of pain, but he says that he can take it.
Tom bu nehirde yüzmeyi sevmiyor. O onun çok kirli olduğunu söylüyor.Tom doesn't like swimming in this river. He says it's too polluted.
Tom yaz mevsimini sevmiyor. O onun çok sıcak olduğunu söylüyor.Tom doesn't like summer. He says it's too hot.
Tom'a dışarı gitmesi ve yiyecek bir şey alması gerektiğini söylüyordum.I was just telling Tom that he should go out and buy something to eat.
Tom 2.30'da Mary'yi alacağını söylüyor.Tom says that he'll pick Mary up at 2:30.
Tom benzer bir hikayeyi Mary'den duyduğunu söylüyor.Tom says that he heard a similar story from Mary.
Tom Mary'yi Fransızca anlamakta zorlanmadığını söylüyor.Tom says that he has no trouble understanding Mary's French.
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeye inanamayacağını söylüyor.Tom says that he can't believe anything Mary says.
Mary odada iken, Tom her zaman gergin hissettiğini söylüyor.Tom says that he always feels tense when Mary is in the room.
Tom Mary ile iskambil oynamaktan her zaman hoşlandığını söylüyor.Tom says that he always enjoys playing cards with Mary.
Tom Mary'nin arabasına kimin çarptığını gördüğünü söylüyor.Tom says he saw who crashed into Mary's car.
Tom Mary'nin davranışına artık katlanamayacağını söylüyor.Tom says he can't put up with Mary's behavior any longer.
Tom Mary'siz bir hayat düşünemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't imagine life without Mary.
Tom Mary'nin davranışını daha fazla görmemezlikten gelemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't ignore Mary's behavior any longer.
Tom ve Mary mükemmel bir evlilikleri olduğunu söylüyorlar.Tom and Mary say that they have the perfect marriage.
Mary Tom'un parasını biraz özgürce harcadığını söylüyor.Mary says that Tom spends his money a little too freely.
Mary Tom'un sorumluluktan korktuğunu söylüyor.Mary says that Tom is afraid of commitment.
O piyano çalıyordu ve o şarkı söylüyordu.He was playing the piano and she was singing.
Geri zekalı olduğumu söylüyorlar.They say I'm retarded.
Davetiye patlamış mısır ve meşrubat hizmeti verileceğini söylüyordu.The invitation said that popcorn and soft drinks would be served.
Biri kesinlikle yalan söylüyor.Someone is definitely lying.
Gençler halk şarkıları söylüyorlardı.The youngsters were singing folk songs.
Tom bunun onun yapabileceği en iyi şey olduğunu söylüyor.Tom says this is the best he can do.
Tom Mary'nin kesinlikle işi kabul etmeyeceğini söylüyor.Tom says that Mary definitely won't accept the job.
Tom Mary'nin kesinlikle evlenmek istemediğini söylüyor.Tom says that Mary definitely doesn't want to be married.
Tom köpek maması yemeği asla denemediğini söylüyor.Tom says that he's never tried eating dog food.
Tom kesinlikle gerekli olduğunda yemin ettiğini söylüyor.Tom says that he only swears when it is absolutely necessary.
Tom öyle bir söz verdiğini hatırlamadığını söylüyor.Tom says that he doesn't remember having made such a promise.
Tom tamamen karanlık olmadan uyuyamayacağını söylüyor.Tom says that he can't sleep unless it's completely dark.
Tom Joneses'lara ayak uydurmaktan bıktığını söylüyor.Tom says he's tired of trying to keep up with the Joneses.
Tom bundan sonra daha dikkatli olacağını söylüyor.Tom says he'll be more careful from now on.
Tom partimize gelmeyeceğini söylüyor.Tom says he won't come to our party.
Tom oraya asla tekrar gitmeyeceğini söylüyor.Tom says he will never go there again.
Tom, yasal ya da değil onu yapacağını söylüyor.Tom says he will do it whether it's legal or not.
Tom bir uçağı uçurmayı öğrenmek istediğini söylüyor.Tom says he wants to learn how to fly an airplane.
Tom herhangi bir yerde yaşayabileceğini sandığını söylüyor.Tom says he thinks he could live anywhere.
Tom evinde bir hayalet gördüğünü söylüyor.Tom says he saw a ghost in his house.
Tom tek başına yaşamayı sevdiğini söylüyor.Tom says he likes living by himself.
Tom sorunla ilgili yapacağı bir şeyi olmadığını söylüyor.Tom says he has nothing to do with the matter.
Tom balina eti yemeği asla denemediğini söylüyor.Tom says he has never tried eating whale meat.
Tom şimdi çok daha iyi hissettiğini söylüyor.Tom says he feels much better now.
Tom kusacak gibi hissettiğini söylüyor.Tom says he feels like he might throw up.
Tom Fransızca çalışmak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to study French.
Tom Mary'nin filmden niçin hoşlanmadığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know why Mary didn't enjoy the movie.
Tom Mary'nin baloyla kimle gitmeyi planladığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know who Mary is planning on going to the prom with.

İlgili Sayfalar