rus ile cümle
rus kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Şirketimiz Rusya'da yeni bir kimya tesisi kurmayı planlıyor.Our company is planning to build a new chemical plant in Russia.
Rusçayı öğrenmek çok zordur.Russian is very difficult to learn.
Rusça, öğrenmek için çok zordur.Russian is very difficult to learn.
Rusça'yı iyi konuşabilen bir adam tanıyorum.I know a man who can speak Russian well.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşılaşıyor.Russia is facing great financial difficulties.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşı karşıyadır.Russia is facing great financial difficulties.
Rusya ikinci bir süper güç olarak ortaya çıkmıştı.Russia had emerged as a second superpower.
Henry bu mart ayında rüştünü ispatlayacak.Henry will come of age this March.
Fransa, Rusya ile savaştaydı.France was at war with Russia.
Haber tamamen Rusya'nın çöküşü hakkında idi.The news was all about the collapse of the Soviet Union.
Napolyon ordularını Rusya'ya yürüttü.Napoleon marched his armies into Russia.
Politikacı rüşvet almaktan utanmıyordu.The politician was not ashamed of having taken bribes.
Partide beş tane Rus var.There are five Russians among the party.
Bu, bazı ülkelerde bir hediye ve diğerlerinde rüşvet denilen şeydir.This is what is called a 'present' in some countries and 'bribery' in others.
Aramızda kalsın, o rüşvet nedeniyle görevden alındı .Between ourselves, he was dismissed for bribery.
O Rushmore dağı.It's Mt. Rushmore.
Rüşvet vermedikçe, o politikacı seninle görüşmez.That politician won't meet you unless you grease his palm.
Yarışta rüşvet yoluyla hile yapıldı.The race was fixed.
Belediye başkanı bir rüşvet aldığını inkar etti.The mayor denied having taken a bribe.
Onun rüşveti reddetmesi çok mantıklıydı.It was very sensible of him to reject the bribe.
Fransızca yerine Rusça öğrendik.We learned Russian instead of French.
Şirketin Başkanı Devlet Bakanına rüşvet verdi.The president of the company bribed the government minister.
Ya Çince ya da Rusça konuşabilir misin?Can you speak either Chinese or Russian?
Herkes onun rüşvet aldığından şüphelendi.Everybody suspected him of taking a bribe.
Onun hediyeyi kabul etmesi rüşvet olarak kabul edildiHis acceptance of the present was regarded as bribery.
Politikacıya büyük bir rüşvet teklif etti.He offered a big bribe to the politician.
O, Rusçayı hem konuşabilir hem de yazabilir.He can both speak and write Russian.
O da Rusça konuşabilir.He can speak Russian as well.
O, Rusçayı mükemmel şekilde konuşur.He speaks Russian perfectly.
O, rüşvet alacak bir adam değildir.He isn't a man to take a bribe.
O, rüşvet alacak son adamdır.He is the last man to take a bribe.
O, genişleyen bir rüşvet skandalıyla ithaf edilen ilk ulusal siyasetçi.He is the first national politician to be named in a widening corruption scandal.
O, rüşvet almayı reddetti.He refused to take the bribe.
O, rüşvet aldığını itiraf etti.He admitted he had taken bribes.
O, rüşvet aldığını iddia etti.He admitted he had taken bribes.
Rüşvet kabul ettiğini inkar etti.He denied that he had accepted the bribe.
Boş yere tanığa rüşvet vermeye yeltendiler.They attempted in vain to bribe the witness.
O, Rusça konuşabilir.She can speak Russian.
Bir Rus'u çizersen altında bir Tatar çıkar.Scratch a Russian and find a Tartar.
Bir Rus'u çiz ve bir Tatar bul.Scratch a Russian and find a Tartar.
Hangi Rus'u kazısan altından Tatar çıkar.Scratch a Russian and find a Tartar.
Bu bekçiye bir rüşvettir.It's a sop to Cerberus.
Bazı memurlara rüşvet verilmiş olabilir.Some officials may have been corrupted.
Bir Fransız, mesela, bir Rus şakasına gülmekte zorlanır.A Frenchman, for instance, might find it hard to laugh at a Russian joke.
Sen rüşveti kabul ettin mi, etmedin mi?Did you or did you not accept the bribe?
O, 56 Russell Square'de yaşadı.She lived at 56 Russell Square.
Habarovsk, Rus Uzak Doğusu'nun en büyük şehirleri arasındadır.Khabarovsk is among the largest cities of the Russian Far East.
Rüşvet güç örgütleri ile birlikte ortaya çıkan bir şeydir.Bribes are something that arises in conjunction with power organizations.
Salman Rüşdi'nin “Şeytan Ayetleri” modern edebiyatın gerçek başyapıtıdır.“The Satanic Verses” by Salman Rushdie is a real masterpiece of modern literature.
O Rus popunu sever.She likes Russian pop.
O, Rus pop şarkılarını sever.She likes Russian pop.
Ruslar Fransız yollarını kopyalar, ancak daima elli yıl sonra.The Russians copy the French ways, but always fifty years later.
O, Rusça da konuşabilir.He can speak Russian, too.
O Rusça da konuşabilir.He can also speak Russian.
Ben Rusyalıyım.I am from Russia.
Napolyon, askerlerini Rusya'ya yönlendirdi.Napoleon guided his troops to Russia.
Herkesin beklediği gibi, Ruslar kazandı.The Russians won, as everyone expected.
Kiev Rus şehirlerinin anasıdır.Kiev is the mother of Russian cities.
Polisler rüşvet almamalı.Police shouldn't take bribes.
O bir Rus göçmene aşık oldu.She fell in love with a Russian immigrant.