Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.우리 그 곳에서 일어났다는 트위터 혁명 이야기를 들었습니다.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Nous avons tous entendu parlé de la révolution Twitter qui a eu lieu là-bas.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Todos nos enteramos de la "revolución Twitter" que sucedió en Irán.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Todos ouvimos falar da revolução do Twitter que lá ocorreu.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Vi har all hört om Twitter-revolutionen som skedde där.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Všichni jsme slyšeli o Twitter revoluci, která se tam odehrála.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.We hoorden allemaal over de Twitter-revolutie die daar plaatsvond.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Wir alle haben von der Twitter-Revolution gehört, die dort vor sich gegangen ist.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Wszyscy słyszeliśmy o twitterowej rewolucji, która miała tam miejsce.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Ακούσαμε όλοι για την επανάσταση του Twitter που συνέβη εκεί [το 2009].
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Всички сме чували за Twitter революцията, която се случи там.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.Мы все слышал и о произошедшей там Twitter-революции.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.כולנו שמענו על מהפכת ה"טוויטר" שמתרחשת שם.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.لقد سمعنا جميعاً حول ثورة التويتر التي تحدث هناك.
Orada yapılan Twitter reformunu hepimiz duymuşuzdur.ご存知ですよね しかし よく調べてみると
Ortak Tarım Politikasının reformuYhteisen maatalouspolitiikan uudistaminen
Ortak Tarım Politikasının reformuA Közös mezőgazdasági politika reformja
Ortak Tarım Politikasının reformuDe hervorming van het Gemeenschappelijk Landbouwbeleid
Ortak Tarım Politikasının reformuLa reforma de la Política Agrícola Común
Ortak Tarım Politikasının reformuReform af den fælles landbrugspolitik
Ortak Tarım Politikasının reformuReforma Politicii Agricole Comune
Ortak Tarım Politikasının reformuReforma skupne kmetijske politike
Ortak Tarım Politikasının reformuReforma společné zemědělské politiky
Ortak Tarım Politikasının reformuReforma spoločnej poľnohospodárskej politiky
Ortak Tarım Politikasının reformuReforma Wspólnej Polityki Rolnej
Ortak Tarım Politikasının reformuRéforme de la politique agricole commune
Ortak Tarım Politikasının reformuReformering av den gemensamma jordbrukspolitiken
Ortak Tarım Politikasının reformuRiforma della politica agricola comune
Özür dilerim. Reform engellendi.Ορίστε λοιπόν, εμποδίζει την μεταρρύθμιση.
Papa, karşı reform kiliselerine yerleştirilmek üzere bu teatral eserleri sipariş ediyor.Et puis le pape a donné pouvoir ces œuvres théâtraux dans les églises de contre-réforme.
Papa, karşı reform kiliselerine yerleştirilmek üzere bu teatral eserleri sipariş ediyor.Papež tehdy dával přednost onomu okázalému umění v protireformačních kostelech.
Papa, karşı reform kiliselerine yerleştirilmek üzere bu teatral eserleri sipariş ediyor.ثم تكلفوا البابا في هذه الأعمال المسرحية للفن في كنائس من مكافحة الإصلاح.
Pekin'de hukuk okuyacağımı baştan aşağı yönetmelik değişiklikleri ve yargı sistemi reformlarıyla통과했으니까 북경에가서 법학을 공부하고 중국의 정책을 상의하달식으로 바꾸고, 중국의 사법제도를 개혁해서
Pekin'de hukuk okuyacağımı baştan aşağı yönetmelik değişiklikleri ve yargı sistemi reformlarıylaامتحان المعادلة الصيني وكنت سوف اقوم بدراسة القانون في بكين وانني سوف اقوم بتقوية العلاقات الامريكية الصينية
Pekin'de hukuk okuyacağımı baştan aşağı yönetmelik değişiklikleri ve yargı sistemi reformlarıylaこれから北京で法律を学ぶ予定です そして米中関係改善のために働きたいと思っています トップダウンの政策変更と
Protestan Reformu ve anayasal demokrasilerin mümkün olduğunu gördük.이전엔 불가능 했던 것들이 가능해지는 것을 보았습니다.
Protestan Reformu ve anayasal demokrasilerin mümkün olduğunu gördük.Nebyly vytvořeny knihtiskem, ale byly umožněny kolektivním jednáním plynoucím z gramotnosti.
Protestan Reformu ve anayasal demokrasilerin mümkün olduğunu gördük.כינון דמוקרטיות חוקתיות במקומות שהן לא היו אפשריות לפני כן.
Protestan Reformu ve anayasal demokrasilerin mümkün olduğunu gördük.الديمقراطيات الدستورية صارت ممكنة حيث لم تكن ممكنا من قبل.
Protestan Reformu ve anayasal demokrasilerin mümkün olduğunu gördük.それは印刷機から作られたのではなく
'Protestoların Protestosu' ile Şili'de Anayasal Reform ÇağrısıChile: La 'Marcha de todas las marchas' se toma Santiago
'Protestoların Protestosu' ile Şili'de Anayasal Reform ÇağrısıЧили: участники «марша всех маршей» призывают к изменениям в конституции
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.A reform hasztalan, mert egy rossz modell javítgatásáról szól.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.As reformas já não são eficazes, porque estão apenas a melhorar um modelo que já não funciona.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Cải cách chẳng còn tác dụng gì nữa, vì thực ra nó chỉ chắp vá thêm cho một món đồ đã vỡ
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Hervorming voldoet niet meer, omdat ze dan een onjuist model proberen te verbeteren.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.개선은 이제 더 이상 소용이 없습니다. 망가진 모델을 그저 개량하는 것에 지나지 않기 때문이죠.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Las reformas no tienen sentido, porque simplemente están mejorando un modelo obsoleto.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Le riforme non servono più a niente, perché semplicemente migliorano un modello fallimentare.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Reforma je už nepoužitelná, protože prostě vylepšuje porouchaný model.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Reforma nu mai ajută, deoarece aceasta doar îmbunătăţeşte un model stricat.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Reform är inte till någon nytta längre, för att det är bara att förbättra en modell som är trasig.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Reformasi tidak lagi berguna, karena itu hanya meningkatkan sebuah model yang rusak.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Reforme niso več uporabne, ker samo izboljšujejo zgrešen model.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Reform er ikke til nytte længere, for det er kun at forbedre en ødelagt model.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Réformer ne sert plus à rien, parce que c'est simplement améliorer un modèle inopérant.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Reformieren ist zwecklos geworden, denn das ist der Versuch, ein kaputtes Modell zu verbessern.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Reformovanie nepomôže, pretože len zlepšuje chybný model.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Ulepszanie już nie pomaga. Ulepszanie złego systemu nie ma sensu.
Reform artık yeterli bir çözüm değil çünkü reform demek bozuk bir modeli tamir etmek demektir.Uudistamisesta ei ole enää apua, koska se on vain rikkinäisen mallin korjailua.