red ile cümle
red kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Böyle haksız bir öneriyi reddetmen gerekirdi.You should have refused such an unfair proposal.
Onun ricasını açıkça reddetmeliydin.You should have refused his request flatly.
Oraya gittiğini red mi ediyorsun?Do you deny that you went there?
Onun önerisini reddetmeliydin.You should have refused his offer.
Öneriniz öğretmen tarafından reddedilecektir.Your suggestion will be rejected by the teacher.
Senin tarafından bir köle gibi davranılmayı reddediyorum.I refuse to be treated like a slave by you.
Yardımı reddetmen olayları karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
Yardım etmeyi reddetmen işleri karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
Benim için sürpriz oldu, o benim teklifimi reddetti.To my surprise, he refused my offer.
Saçma önerisini başkan reddetti.The chairman rejected his absurd proposal.
Başkan öneriyi reddetti.The chairman rejected the proposal.
Muhabir kaynaklarının adını vermeyi reddetti.The reporter refused to name his sources.
Şirket onun transfer talebini reddetti.The company rejected his request for a transfer.
Şirket onların ücretlerini artırmayı reddettiğinde onlar greve gitti.When the company refused to increase their wages, they walked out.
Zararı ödemeyi reddettikleri için mahkemeye gittik.We went to court when they refused to pay for the damage.
Doktorlar ikinci operasyonu uygulamayı reddettiler.Doctors refused to perform a second operation.
Biz şirket başkanı ile konuşmak istedik, ama o bizimle konuşmayı reddetti.We wanted to speak to the president of the company, but he refused to speak to us.
Onun teklifini reddetmekten başka elimden bir şey gelmedi.I couldn't help but turn down his offer.
Roy, dün onu ziyaret ettiğini reddetti.Roy denied having visited her yesterday.
Bayan Red bana Japonca öğretti.Miss Red taught me Japanese.
Red Mulligan gelecek ay Rocky Luciano ile dövüşeceğini duyurdu.Red Mulligan has announced that he'll fight Rocky Luciano next month.
O zaman savaş alanına gitmeyi reddetseydi, hâlâ hayatta olurdu.He would still be alive had he refused to go to the battlefield then.
Gece çalışmayı neredeyse tüm işçiler reddetti.Almost all the workers objected to working at night.
Grubumun adı Red Hot.My band name's Red Hot.
Onların önerisini niçin reddettiğini bana söyler misin?Would you tell me why you have refused their offer?
Niçin onun önerisini reddettin?Why did you turn down his offer?
Yardımımı niçin reddettiğini kimse bilmiyor.Nobody knows why he turns down my help.
Tom Mary ile amacına ulaşamadı; ondan buluşma talep ettiğinde o onu reddetti.Tom couldn't make the grade with Mary; she refused him when he asked her for a date.
Böyle bir öneri sadece derhal reddedilir.Such a proposal would only be turned down immediately.
Asker, tüfeğiyle düşmana ateş açmayı reddetti.The soldier refused to fire his rifle at the enemy.
Asker silahsız bir düşmana ateş etmeyi reddetti.The soldier disdained shooting an unarmed enemy.
Teklif iyi bir fikir gibi görünmesine rağmen, onlar onu reddetti.Although the proposal seemed like a good idea, they refused it.
Ben teklifi reddettim.I rejected the offer.
Sanırım işi reddederek büyük bir hata yapıyor.I think he's making a big mistake by turning down the job.
Ben o planı kabul etmeyi reddediyorum.I refuse to consent to that plan.
Müşteri, gösterdiğim her şeyi reddetti.The customer rejected everything that I showed her.
Partiye katılmak için olan başvurusu reddedildi.Her application to join the party was rejected.
Aklında ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok, böylesine olumlu teklifi reddetti.I have no idea what he has in mind, rejecting such a favorable proposal.
Artık sana itaat etmeyi reddediyorum.I refuse to obey you any longer.
Ben bu iddiayı reddetmek istemiyorum.I do not want to reject this claim.
Bir bakıma, o klübe katılmayı reddetmekte haklısın.In a sense you are right in refusing to join that club.
Bizimle birlikte ayrılmayı reddediyor musunuz?Do you refuse to leave with us?
Bu ilacı içmeyi reddetmelisin.You must refuse to drink this drug.
Ne yazık ki o gelmeyi reddetti.Unfortunately he refused to come.
Sağlığı kötü olduğu için reddedildi.He was rejected because his health was poor.
Plan kullanışsız olduğu için reddedildi.The plan was rejected as being impractical.
Onun rüşveti reddetmesi çok mantıklıydı.It was very sensible of him to reject the bribe.
Onun ricasını reddetmem zordu.It was hard for me to refuse his request.
Planım reddedildi.My plan was rejected.
Ben onun harika güzelliğini reddedecek kadar aptal değilim.I am not so stupid as to deny its great beauty.
Soruya cevap vermeyi reddediyorum.I refuse to answer the question.
Sorunu tartışmayı reddediyorum.I refuse to discuss the question.
Onların evde kalmasını sağlamak için çok uğraştım fakat onlar beni dinlemeyi reddettiler.I tried hard to make them stay home, but they refused to listen to me.
Ben şikâyet ettim fakat onlar bu kazağı geri almayı reddetti.I complained, but they refused to take this sweater back.
Kabul edip etmeyeceğimi ya da reddedip etmeyeceğimi bilmiyorum.I don't know whether to accept or refuse.
Tamamen reddediyorum.I refused absolutely.
Akşam yemeğine davetini reddettim.I declined his invitation to dinner.
Onun sessizliğini bir red olarak yorumladım.I interpreted her silence as a refusal.
Bana yardım etmek için yaptığı teklifi reddetmek niyetindeyim.I intend to decline his offer to help me.
Mahkum bir polisi öldürmüş olduğunu reddetti.The prisoner denied that he had killed a policeman.