Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Bohužel, když jsem tam přišel, objevil se Ray.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Din nefericire, când am ajuns acolo -- apare Ray.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Helaas, toen ik daar kwam -- daar was Ray.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Không may là, khi tôi đến đấy -- Ray bước ra.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.운이 없게도, 제가 거기 갔을 때, 레이가 나타났습니다.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Leider, als ich dort ankam - kam Ray heraus.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Malheureusement, quand je suis arrivé, Ray est apparu.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Nanešťastie však, keď som tam dorazil -- objavil sa Ray.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Niestety Ray, na zdjęciu, nie zrozumiał mnie.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Por desgracia, cuando llegué allí, apareció Ray.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Sayangnya, saat sampai di sana -- yang ada Ray.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Sfortunatamente, quando arrivo lì, compare Ray.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.Valitettavasti sinne saapuessani -- Ray ilmestyy.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.За съжаление, когато отидох там, се появи Рей.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.К сожалению, когда я прибыл туда, появился Рей.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.На жаль, коли я дістався туди - з'явився Рей.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.למרבה הצער, כאשר הגעתי לשם -- הופיע ריי.
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.للأسف عندما ذهبت إلى هناك .. كان المسؤول " إيميرجس راي "
Ne yazık ki, oraya vardığımda -- Ray çıkagelir.彼は私の言ったことを聞き間違えたらしく
Neyse, ilk defasında Charles Eames ve ikinci defa Charles ve Ray Eames iki yarışmaya katıldılar.Dar prima dată Charles Eames şi apoi atât Charles, cât şi Ray Eames au luat parte la două competiţii.
Neyse, ilk defasında Charles Eames ve ikinci defa Charles ve Ray Eames iki yarışmaya katıldılar.챨스 임스가 첫번째, 그다음 챨스와 레이 임스가 두번째로 두개의 공모전에 참여했었죠
Neyse, ilk defasında Charles Eames ve ikinci defa Charles ve Ray Eames iki yarışmaya katıldılar.Ma Charles Eames, la prima volta, e poi Charles e Ray Eames la seconda volta hanno partecipato a 2 gare.
Neyse, ilk defasında Charles Eames ve ikinci defa Charles ve Ray Eames iki yarışmaya katıldılar.Но Чарлз Иймс, първия път, а после Чарлз и Рей Иймс -- втория път участвали в два конкурса.
Neyse, ilk defasında Charles Eames ve ikinci defa Charles ve Ray Eames iki yarışmaya katıldılar.צ'ארלס אימס בפעם הראשונה ואז צ'ארלס וריי אימס בפעם השניה היו מעורבים בשתי תחרויות:
Neyse, ilk defasında Charles Eames ve ikinci defa Charles ve Ray Eames iki yarışmaya katıldılar.لكن تشارلز ايمز ، المرة الأولى ، ومن ثم تشارلز وراي ايمز للمرة الثانية شاركوا في مسابقتين.
Neyse, ilk defasında Charles Eames ve ikinci defa Charles ve Ray Eames iki yarışmaya katıldılar.コンペに参加していました 1度目は1940年のオーガニック家具デザインコンペに
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Het bleek dat mensen wel hamburgers eten, en Ray Croc werd, voor een tijdje, de rijkste man van Amerika.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Izkazalo se je, da ljudje jedo hamburgerje in Ray Croc je za nekaj časa postal najbogatejši Američan.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Kävi ilmi, että hampurilaisia kyllä syödään, ja Ray Crocista tuli hetkeksi Amerikan rikkain mies.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Oui, les gens mangent des hamburgers, et Ray Croc est devenu pour un temps l'homme le plus riche en Amérique.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Risultò che la gente li mangia, gli hamburger, e Ray Croc, per un periodo, diventò l'uomo più ricco d'America.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.S-a dovedit că oamenii mănâncă hamburgeri şi Ray Croc, pentru o vreme, a devenit cel mai bogat om din America.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Úgy tűnik, az emberek esznek hamburgert, és Ray Croc egy időre Amerika leggazdagabb emberévé vált.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Ukázalo sa, že ľudia jedia hamburgery, a Ray Croc sa dokonca na istý čas stal najbohatším mužom v Amerike.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Ukázalo se, že lidé hamburgery jedí, a Ray Croc se na chvíli stal nejbohatším mužem v Americe.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Виявляється, люди таки їдять гамбургери, і згодом Рей Крок став найбагатшою людиною Америки.
Öyle anlaşılıyor ki, insanlar hamburger yiyor ve Ray Croc, Amerika'nın en zengin adamı oluyor.Рай Крок имал същата идея и станал най-богатият американец.
Parayı ona vermeyecekti ve tabi ki altı ay sonra Ray Croc'un aklına aynı fikir gelmişti.Denarja mu ni posodil in seveda šest mesecev kasneje je imel Ray Croc povsem enako zamisel.
Parayı ona vermeyecekti ve tabi ki altı ay sonra Ray Croc'un aklına aynı fikir gelmişti.Er lieh ihm das Geld nicht und natürlich hatte Ray Croc sechs Monate später genau die gleiche Idee.
Parayı ona vermeyecekti ve tabi ki altı ay sonra Ray Croc'un aklına aynı fikir gelmişti.Han ville ikke låne ham penge, og seks måneder senere fik Ray Croc naturligvis nøjagtigt den samme idé.
Parayı ona vermeyecekti ve tabi ki altı ay sonra Ray Croc'un aklına aynı fikir gelmişti.Han ville inte låna ut pengarna, och givetvis, sex månader senare fick Ray Croc exakt samma idé.
Parayı ona vermeyecekti ve tabi ki altı ay sonra Ray Croc'un aklına aynı fikir gelmişti.Hij wilde hem het geld niet lenen, en zes maanden later had Ray Croc natuurlijk precies hetzelfde idee.
Parayı ona vermeyecekti ve tabi ki altı ay sonra Ray Croc'un aklına aynı fikir gelmişti.Δεν του δάνεισε τα χρήματα, και φυσικά έξι μήνες αργότερα ο Ρέι Κροκ είχε ακριβώς την ίδια ιδέα.
Parayı ona vermeyecekti ve tabi ki altı ay sonra Ray Croc'un aklına aynı fikir gelmişti.Денег он ему не одолжил, и, разумеется, через шесть месяцев та же идея посетила Рэя Крока.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Chúng tôi ngồi trên đường ray tàu hỏa chạy ngang qua nhà bạn tôi và bãi biển
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Ci trovavamo sui binari della ferrovia che corrono tra la casa del mio amico e la spiaggia.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Kami berdiri di jalur kereta api yang terletak di antara rumah teman saya dan pantai.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.우리는 철길에 서 있었는데요 철길은 내 친구의 집과 해변 사이를 가로지르고 있죠
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Nos situamos en las vías del ferrocarril que iban de la casa de mi amigo a la playa.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Nous étions sur la voie ferrée qui va de la maison de mon ami à la plage.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Staliśmy na torach przebiegających między domem mojego przyjaciela, a plażą.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Stateam pe sinele de cale ferata care desparteau casa prietenului meu de plaja.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.We stonden op de spoorlijn tussen het huis van mijn vriend en het strand.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Wir standen auf den Schienen die zwischen dem Haus meines Freundes und dem Strand verliefen.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Мы стояли на железнодорожных путях, разделявших дом моего друга и пляж.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.Ние стояхне на железопътните релси, които разделяха къщата на моя приятел от плажа.
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.עמדנו על פסי הרכבת שעברה בין ביתו של חברי והחוף
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.وقفنا على السكك الحديدية التي تمر بين بيت صديقي و الشاطئ
Plajla arkadaşımın evi arasında uzanan demiryolu raylarının üstünde durduk.線路に私たちは立っていた その線路は普段 水面から2.5メートル程かさ上げされているが
POV- Ray 3. 1 Dosyaları (*. pov)Archivos de POV-Ray 3.1 (*. pov)