Cuma geldiğinde benim rahatlama ve hafta sonunun keyfini çıkarma zamanım.When Friday comes around, it's time for me to let my hair down and enjoy the weekend.
Dışarıda bir kez derin bir rahatlama nefesi verdim.Once outside, I gave a deep sigh of relief.
Biz kötü tehlikelerin bittiğini keşfettiğimizde çok rahatladık.We were greatly relieved to find that the worst dangers were over.
Uzanın ve kendinizi rahatlatın.Lie down and make yourself comfortable.
Uzakta bir ışık gördüğümüzde rahatladık.We felt relieved when we saw a light in the distance.
Ben rahatlamış hissediyorum.I feel relieved.
Rahatladım, o, eve sağ salim geldi.To my relief, he came home safe and sound.
Çok rahatladık, o, eve sağ salim döndü.To our great relief, she returned home safe and sound.
Rahatlamak için rahatlatıcı müzik dinlemem gerekiyor.In order to relax, I need to listen to soothing music.
Eve gitmeden önce, rahatlamak için birkaç içki içerim.Before going home, I have a few drinks to relax.
Rahatladık, o, kazasız belasız döndü.To our relief, he came back safe and sound.
Her neyse, test bitti rahatladım.Anyhow, I'm relieved the test is over.
Takımımız şampiyonluğu kazandığında kafam rahatladı.It took a load off my mind when our team won the championship.
Onu bildiğim için çok rahatladım.I am very much relieved to know that.
İlaç anında rahatlattı.The medicine gave instant relief.
Doktor ameliyattan önce hastasını rahatlattı.The doctor made his patient relax before the operation.
John'un anne babası onun güvende olduğunu duydukları için rahatlamış görünüyorlardı.John's parents seemed relieved to hear that he was safe.
Bu ilaç acıyı rahatlatacaktır.This medicine will relieve the pain.
Bu ilaç kas ağrısını rahatlatmaya yardım eder.This medicine helps relieve muscle pain.
Bu müziği dinle ve rahatla.Listen to this music and relax.
Gitar çalarken rahatlamış hisseder.He feels relaxed when he's playing the guitar.
Güvende olduğun için rahatladım.I am relieved that you are safe.
Bir bardak sıcak çorba beni rahatlattı.A cup of hot soup relaxed me.
Söylemek istediğim her şeyi söyledikten sonra oldukça rahatlamış hissettim.I felt quite relieved after I had said all I wanted to say.
Rahatlayıncaya kadar görevinde kal.Remain at your post until relieved.
Bazı insanlar, park bankları üzerinde rahatlayarak zaman öldürüyorlar.Some people are killing time relaxing on park benches.
Uçağım güvenle indiğinde rahatlamış hissettim.I felt relieved when my plane landed safely.
İlk başta gergindim ama yavaş yavaş daha rahatladım.I was nervous at first, but gradually got more relaxed.
Operasyonun başarılı olduğunu bilmek beni rahatlattı.I was relieved to know that the operation was a success.
Biraz rahatlasan iyi olur.You'd better relax a bit.
Çok sayıda destek mektubu üzgün kalbimi rahatlattı.Many letters of encouragement refreshed my sad heart.
Sıcak bir banyo, onu rahatlattı.The hot bath relaxed her.
Onun hayatta olduğunu duyduğumda rahatladım.I was relieved to hear that he was alive.
Onun güvende olduğunu duyduğum için rahatladım.I was relieved to hear that he was safe.
Onunla rahatlamış hissediyorum.I feel relaxed with him.
Onun tebessümü onu rahatlattı.His smile put her at ease.
O, onun zengin yeni bir erkek arkadaşı olduğunu öğrendiğinde rahatladı.He was relieved when she informed him that she had a rich new boyfriend.
O yalnızken kendini her zaman müzikle rahatlattı.She always comforted herself with music when she was lonely.
O ağladıkça ağladı ama hiç kimse onu rahatlatmaya gelmedi.She cried and cried, but no one came to comfort her.
Onu rahatlatmak için bir ilaç verdi.He gave her a drug to make her relax.
Gecenin sessizliği bizi rahatlatır.The silence of the night comforts us.
Arkadaşlarımdan biri endişeli ise rahatlayamam.I cannot relax if one of my friends is anxious.
Hey, rahatla.Hey, relax.
Yaşlı kadın bir rahatlama iç çekişiyle gülümsedi.The old woman smiled with a sigh of relief.
Rahatlamak için sık sık rahatlatıcı müzik dinlerim.I often listen to soothing music in order to relax.
"Endişelenme," Dima kadını rahatlatmaya çalıştı. "Beni değil.""Don't worry," Dima attempted to put the woman at ease. "It's not mine."
Lütfen kanepeye oturun ve rahatlayın.Please sit on the sofa and relax.
Rahatlamak için, yavaş yavaş nefes alın.To relax, breathe slowly.
Aspirin baş ağrısı için hızlı bir rahatlama sağlayabilir.Aspirin can provide quick relief for a headache.
Onun herkesi rahatlatan alçakgönüllü bir havası vardı.She had an unassuming air that put everyone at ease.
Ben rahatlatıcı bir konuşma yaptım.I had a relaxing talk.
Tom Mary'nin güvenli şekilde eve vardığını duyduğunda rahatladı.Tom was relieved to hear that Mary had arrived home safely.
Tom rahatlamış hissetti.Tom felt relieved.
Bu bir rahatlama.That's a relief.
Tom onu duyduğuna rahatlamıştı.Tom was relieved to hear that.
Banyo yap! Ardından kendini taze ve rahatlamış hissedeceksin.Have a bath! You'll feel fresh and relaxed afterwards.
Kar rahatlatmaya başladı.The snow has started to thaw out.
Haberi duyduğumda çok rahatladım.I felt very relieved when I heard the news.
Mary Tom'u rahatlatmaya çalıştı.Mary tried to comfort Tom.
Tom içini döküp rahatlaması gerekiyor.Tom needs to let off some steam.