Politikacı rüşvet almaktan utanmıyordu.The politician was not ashamed of having taken bribes.
Tom rüşvet almakla suçlandı.Tom was accused of accepting bribes.
Davanın yargıcı hakim Thomas J. Maloney rüşvet almak suçundan daha sonra hüküm giydi.The Judge in the case, Thomas J. Maloney was later convicted of accepting bribes.
Söz konusu yetkililer, rüşvet almak ve devlet şirketlerini yasal ihale olmadan satmakla suçlanıyor.They are being charged with accepting bribes and selling state owned companies without legal bids.
Eskii başbakan görevi kötüye kullanmak, şantaj ve rüşvet almakla suçlanıyor.The former prime minister has been charged with abuse of office, blackmail and bribe taking.
60'tan fazla polis ve gümrük görevlisi rüşvet almaktan tutuklandı. [Arşiv]Over 60 border police and customs officers were arrested for taking bribes. [File]
Anayasa Mahkemesi Başkanı Ljubomir Vuckoviç Eylül 2005'te rüşvet almak suçundan tutuklandı.Supreme Court Judge Ljubomir Vuckovic was arrested for accepting a bribe in September 2005.
Galba, askerlerin sadakâtları için rüşvet almak istemeleri fikrini küçümsedi.Galba dédaigna la notion de subordination par loyauté des soldats.
Kabil caddelerinde sahte kontrol noktası kurup durdurduğum arabalardan rüşvet almak yerine카불 시내에 가짜 검문소를 만들어 지나가는 차들을 세웁니다. 하지만, 뇌물을 요구하지는 않고, 대신에 사람들에게 돈을 주면서
Kabil caddelerinde sahte kontrol noktası kurup durdurduğum arabalardan rüşvet almak yerineЯ буду полицейским и устрою фальшивый контрольно-пропускной пункт на кабульской улице.
Kabil caddelerinde sahte kontrol noktası kurup durdurduğum arabalardan rüşvet almak yerineמקים מחסום ביקורת מזוייף ברחוב בקאבול ועוצר מכוניות לביקורת, אבל לבקש מהם שוחד, להציע להם כסף
Kabil caddelerinde sahte kontrol noktası kurup durdurduğum arabalardan rüşvet almak yerineوإقامة نقطة تفتيش وهمية على شارع كابول، وإيقاف السيارات، ولكن بدلاً من أن أطلب منهم رشوة، أقدم لهم المال
Kabil caddelerinde sahte kontrol noktası kurup durdurduğum arabalardan rüşvet almak yerine賄賂を要求するのではなく お金を差し出して カブール警察の代わりに 謝罪するんです