Seçilmiş olanlar kapsamlı tıbbi ve psikolojik testlerle yüzleşmek zorunda kalacak.Those selected will have to face extensive medical and psychological tests.
Bu kitap psikoloji ile ilgilenir.This book deals with psychology.
Bu terapide, psikolojik olarak hazır olmanın gerekliliğini söylemek doğru olur.It is correct to say that psychological readiness is important in this therapy.
Gençlerin psikolojisini anlayamıyorum.I can not understand the psychology of adolescents.
Annem bir psikoloji öğretmeni.My mother is a psychology teacher.
Bir ölçüde Psikoloji öğrenimi yaptım.I have studied Psychology to some extent.
Üniversitemde psikoloji dalında uzmanlaştım.I majored in philosophy at my university.
Psikoloji insan duygularıyla ilgilenir.Psychology deals with human emotions.
Onun hafıza kaybı fiziksel bir sorundan ziyade psikolojik bir sorun.His loss of memory is a psychological problem rather than a physical one.
Psikolojide bir doktora derecesine sahip.He has a doctor's degree in psychology.
O, ana branş olarak çocuk psikolojisi eğitimi alıyor.She majors in child psychology.
O, kocasının psikolojisini biliyor.She knows her husband's psychology.
Psikolojide ihtisas yaptım.I majored in psychology.
Gösteri Stokçular Amerika'da koltuk psikolojinin başlıca nedenlerinden biridir.The show Hoarders is one of the primary causes of armchair psychology in America.
Tom psikoloji alanında uzmanlaşmıştır.Tom majored in psychology.
Psikoloji öğrenimi görüyorum.I study psychology.
Tom spor psikolojisi öğretiyor.Tom teaches sport psychology.
Tom spor psikolojisi dersi veriyor.Tom teaches sport psychology.
Ben psikoloji uzmanı değilim.I'm not an expert of psychology.
Tom eğitim psikolojisi alanında eğitim aldı.Tom majored in educational psychology.
Bu kaza onu psikolojik olarak travmatize etti.This accident has psychologically traumatized him.
Bu kaza onda psikolojik travmaya neden oldu.This accident has caused him psychological trauma.
Tom'un psikolojik sorunları var.Tom has psychological problems.
Doktor Tom'un sorununun psikolojik olduğunu düşünüyor.The doctor thinks Tom's problem is psychological.
Tom çocuk psikolojisi alanında ihtisas yaptı.Tom majored in child psychology.
Dan psikolojik savaşla başa çıkmayı çok iyi bilir.Dan knows very well how to deal with psychological warfare.
Dan bir psikolojik savaş uzmanıydı.Dan was an expert at psychological warfare.
Dan'ın psikolojik savaş teknikleri Linda ile işe yaramadı.Dan's psychological warfare techniques never worked with Linda.
Dan piyade akademisinde psikolojik savaş teknikleri okudu.Dan studied psychological warfare techniques at infantry academy.
Dan özel kuvvetlerdeydi ve onlar orada onlara psikolojik savaş öğretiyorlar.Dan was in the special forces and they teach them psychological warfare there.
Kız kardeşim gelişim psikolojisi bölümünde uzmanlaşıyor.My sister is majoring in developmental psychology.
Tom kumar bağımlılığı için psikolojik destek aldı.Tom sought help for problem gambling.
Propagandan çok acemice; ki bunu psikoloji konusunda uzman biri olarak söylüyorum.Your propaganda is so amateur, as I'm an expert in psychology.
Tom bir psikoloji büyüğüydü.Tom was a psychology major.
Tom'un bazı psikolojik sorunları vardır.Tom has some psychological issues.
Mary'nin bazı ciddi psikolojik sorunları vardır.Mary has some serious psychological issues.
Tom Mary üzerinde ters psikoloji kullanmaya çalıştı.Tom tried to use reverse psychology on Mary.
Psikolojide uzman değiliz.We're not experts in psychology.
Fadıl'ın ailesi onun psikolojik yardım almasında ısrar etti.Fadil's family insisted he get psychological help.
Tom ters psikolojiyi kullandı.Tom used reverse psychology.
Mary, Tom'a ters psikoloji kullandı.Mary used reverse psychology on Tom.
Leyla'nın psikolojide diploması vardı.Layla had a degree in psychology.
Tom Mary üzerinde ters psikoloji kullandı.Tom used reverse psychology on Mary.
Tom üniversitede psikoloji okudu.Tom studied psychology in college.
Sami'nin bazı ciddi psikolojik sorunları vardı.Sami had some serious psychological problems.
Tom'un psikolojide bir derecesi vardı.Tom had a degree in psychology.
Tom'un psikolojide bir derecesi var.Tom has a degree in psychology.
Tom'un bazı ciddi psikolojik sorunları var.Tom has some serious psychological problems.
Psikolojide bir derecem var.I have a degree in psychology.
Sami devam eden bazı psikolojik sorunlar yaşıyordu.Sami had some psychological issues going on.
Psikoloji okudu.She majored in psychology.
"Dul kadın psikolojisine girmem"."Dul kadın psikolojisine girmem".
Bu lirik psikolojik film gerçek bir dostlukla ilgili.This lyrical psychological film is about true friendship.
Psikolojik dünya bizim “ iç dünyamızı” açıklar.The psychological world describes our "inner world".
Bu psikolojik oyunları oynamak eğlenceli oldu.It was fun, playing these psychological games.
Madlax ayrıca Margaret Burton'un kendi psikolojik kimliğini arayışı olarak da görülebilir.Madlax also plays as the story of Margaret Burton's search for her psychological identity.
Bu, kişinin fiziksel ve psikolojik tabiatının kaynağıdır.It is the source of one's physical and psychological nature.
19. yüzyılın sonu, bilimsel bir girişim olarak psikolojinin başlangıcına işaret eder.The end of the 19th century marks the start of psychology as a scientific enterprise.
1879 yılı, genellikle,bağımsız bir çalışma alanı olarak psikolojinin başlaması olarak görülmektedir.The year 1879 is commonly seen as the start of psychology as an independent field of study.
Miller filmi bir "korku filmi, aile draması ve psikolojik gerilim" olarak tanımlamıştır.Miller described it as a "horror film, a family drama and a psychological thriller".