poster ile cümle
poster kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Il y a des posters, un bar, et, évidemment, la "lampe à pied" qui est très importante.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Jsou tu neonové plakáty z koncertů, je tu bar, a samozřejmě nechybí nohatá lampa, která je velmi důležitá.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.네온이 달린 콘서트 포스터, 바, 그리고 물론 여자다리 램프도 있죠. 이건 매우 중요한 장식이죠.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Mamy neony, plakaty koncertów, bar, i oczywiście lampę w kształcie nogi; kluczowy element.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Neonfarbene Popkonzertposter, eine Bar, und natürlich die Bein-Lampe, ganz wichtig.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Neon fények, koncert poszterek, egy bár, és természetesen a láblámpa, ami nagyon fontos.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Siellä on neonvärisiä konserttijulisteita, baari, ja tietysti jalkalamppu, joka on hyvin tärkeä.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Sú tu neónové plagáty z koncertov, bar a, ako ináč, nohatá lampa, čo je veľmi dôležité.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Έχει νέον αφίσες από συναυλίες, μπαρ και, φυσικά, το λαμπατέρ-πόδι, που είναι πολύ σημαντικό.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Здесь неоновые вывески, плакаты концертов, бар, ну и конечно, лампа с ножками, что очень важно.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.То има неонови концертни плакати, бар, и, разбира се, лампа със стойка - женски крак, което е много важно.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.Тут неонові вивіски, плакати концертів, бар, ну і звісно, лампа з ніжками, що дуже важливо.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.יש בו פוסטרי נאון, באר, וכמובן, מנורת רגל, שהיא מאוד חשובה.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.فيها ملصقات نيون لحفلات الموسيقى٬ مِشرب٬ وطبعا مصباح الرِجل٬ الذي هو مهم جدا.
Neon konser posterleri, bir bar, ve tabi ki, çok önemli olan bacaklı lamba.そして勿論レッグランプがあり、 雰囲気を出しています のちに男の空間というのは内側だけに留まらないことに気がつきました
New York da Dumansız bir Çevre Koalisyonu adlı bir grup bunlar; bu posterleri yapmamı istediler.이건 Coalition for a Smoke-free Environment(담배 없는 환경을 위한 연합)이라는 뉴욕의 한 단체인데 저더러 이 포스터 작업을 해 달라고 했죠.
New York da Dumansız bir Çevre Koalisyonu adlı bir grup bunlar; bu posterleri yapmamı istediler."Dacă companiile de ţigări pot minţi, putem şi noi." Dar -- (Râsete) (Aplauze)
New York da Dumansız bir Çevre Koalisyonu adlı bir grup bunlar; bu posterleri yapmamı istediler.А эта группа из Нью-Йорка под названием "Союз за некурящую среду" попросила меня сделать эти постеры.
New York da Dumansız bir Çevre Koalisyonu adlı bir grup bunlar; bu posterleri yapmamı istediler.זוהי קבוצה בניו יורק בשם הקואליציה למען סביבה ללא עישון- ביקשו ממני לעשות את הכרזות האלו.
New York da Dumansız bir Çevre Koalisyonu adlı bir grup bunlar; bu posterleri yapmamı istediler.هذا لمجموعة في نيو يورك تدعى (التحالف لبيئة خالية من التدخين) , طلبوا مني أن اصمم هذه الملصقات.
New York da Dumansız bir Çevre Koalisyonu adlı bir grup bunlar; bu posterleri yapmamı istediler.依頼されたポスターです NYCのいたるところに出廻りました
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.A następnie chodząc po Nowym Jorku przyklejał je na plakatach.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.Hij gaat rond in New York en zet ze gewoon, leeg als ze zijn, op affiches.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı. (Kahkahalar)Va in giro per New York e le appiccica, vuote come sono, sulle affissioni (Risate)
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.그리고 뉴욕을 돌며 비어 있는 말풍선을 포스터들에다가 붙였습니다.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.(Risos) Este diz:
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.Și el umblă peste tot prin New York și le lipește, așa goale, pe afișe.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.Und dann geht er durch New York und klebt sie einfach, leer wie sie sind, auf Poster.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.Và đi quanh New York và dính chúng, vẫn trống như ban đầu, lên các poster.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.Y va por Nueva York y simplemente las coloca, vacías, en los pósters.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.И прошелся по всему городу, наклеивая их на рекламные постеры.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.І розклеює їх по Нью-Йорку — порожніми, на різних рекламних плакатах.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.Минава през Ню Йорк и просто ги залепва празни на плакати.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.והוא מסתובב בניו יורק ומדביק אותן, ריקות, על פוסטרים.
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.وجاب أرجاء نيويورك ملصقاً الفقاعات الفارغة على الصور الملصقة
New York'ta dolaştı, onları boş halde posterlere yapıştırdı.(笑い)
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.Es ist meine Absicht das Poster literarisch zu begleiten, sollten Sie es noch nicht verstanden haben.
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.Ik ben van plan een briefje met uitleg over de poster bij te voegen, voor het geval jullie het niet snappen.
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.Il mio intento è di avere un accompagnamento letterario che spieghi il poster, in caso non lo capiate.
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.Intenția e de-a avea un acompaniament literar care să explice posterul, în caz că nu te prinzi.
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.저의 의도는 포스터를 설명하는 문구를 집어넣는 것인데, 이는 보는 사람이 이해하지 못할 경우를 대비하기 위한 것이죠.
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.Mi intención es que haya un acompañamiento literario que explica el cartel, en caso de que no lo entiendas.
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.Moim celem jest posiadać pisemnego odniesienia, które wyjaśnia plakat, w razie gdybyście go nie zrozumieli.
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.Намерението ми е да имам литературен съпровод, който обяснява плаката, в случай че не схващате.
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.המטרה שלי היא שתהיה תוספת מילולית שמסבירה את הפוסטר, אם לא הבנתם את זה.
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.وكانت نيتي ان اجد بصورة ما شيء يشرح البوستر بصورة خفية في حال لم يستطع القارىء فهمه مباشرة
Niyetim posteri açıklayan edebi bir yöne sahip olmak, şayet bunu yapmazsanız.みなさんが分からないといけないので (笑)
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.제가 19살일 때 처음 보았는데, 보자마자 나가서 이 작품의 포스터를 샀어요.
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.Először 19 éves koromban láttam, és rögtön megvettem a plakátját, amely még mindig megvan.
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.Ik zag het voor het eerst toen ik 19 was. Ik ging meteen een poster kopen. Die heb ik nog steeds.
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.Pierwszy raz zobaczyłam go jako 19-latka i zaraz kupiłam sobie z nim plakat. Właściwie to nadal go mam.
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.Poprvé jsem ho viděla, když mi bylo 19, a okamžitě jsem si šla koupit jeho plakát, který mám dodnes.
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.Τον είδα πρώτη φορά όταν ήμουν 19, και αμέσως πήγα και αγόρασα μια αφίσα του, και μάλιστα την έχω ακόμα.
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.Видях я за пръв път, когато бях на 19 години и веднага си купих нейн плакат, все още имам този плакат.
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.ראיתי אותו לראשונה כשהייתי בת 19, ומיד רצתי וקניתי פוסטר שלו,
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.رأيتها لأول مره عندما كنت في التاسعة عشر وقمت بالخروج مباشرة وشراء ملصق لها
Onu ilk 19 yaşındayken gördüm ve anında çıkıp bir posterini aldım, o poster hala duruyor.そして展示スペースを出るや否やポスターを買い求め 30年前に買ったそのポスターは今も私の家に飾ってあります
O postere karşı duygusal, zevksel, estetik tepkileri değişti.Kiedy psychologowie pokazują słupki, pokazują średni wynik wielu osób.
O postere karşı duygusal, zevksel, estetik tepkileri değişti.감정적, 쾌락적, 심미적 인상 자체를 바꿔버립니다.
O postere karşı duygusal, zevksel, estetik tepkileri değişti.là họ thực sự, thực sự thay đổi phản ứng trước bức tranh trên cả phương diện cảm xúc, hưởng thụ hay thẩm mỹ.