pisi pisi ile cümle
pisi pisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Pişirmeyi seviyorum.I love baking.
Ne pişiyor?What's cooking?
Yemek pişirmiyorum.I'm not cooking.
Sadece bunu pişir.Just cook it.
Karım yemek pişirmez.My wife doesn't cook.
Tom bir pısırık .Tom is a worm.
Canım yemek pişirmek istemedi.I didn't feel like cooking.
Senin pişirdiğini bilmiyordum.I didn't know you cooked.
Gerçekten çok yemek pişirmem.I don't really cook much.
O gerçekten nasıl pişirileceğini biliyor.She really knows how to cook.
Her hafta fırında iki ya da üç somun ekmek pişiririm.I bake two or three loaves of bread every week.
Bu öğleden sonra iki turta pişirdim.I baked two pies this afternoon.
Dün gece akşam yemeği pişirdim.I cooked dinner last night.
Bunu özellikle senin için pişirdim.I cooked this especially for you.
Yarın akşam akşam yemeği pişireceğim.I will cook dinner tomorrow evening.
Yemek pişirmeyi de severim.I also love to cook.
Ben yemek pişirme hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know anything about cooking.
Her türlü yemeği pişirmeyi severim.I like to cook all kinds of food.
Ailem için yemek pişirmeyi seviyorum.I love cooking for my family.
Yemek pişirmeni izlemeyi seviyorum.I love watching you cook.
Ben sadece yemek pişirmekten daha fazlasını yapabilirim.I can do more than just cook.
Tom'un sevdiği yemeklerden biri domates çorbası ile ızgarada pişirilmiş peynirli sandviç.One of Tom's favorite meals is a grilled cheese sandwich with tomato soup.
Yangın alarmımız annem mutfakta yemek pişiriyorken bazen çalar.Our fire alarm sometimes goes off when my mother is cooking something in the kitchen.
Tom gerçekten iyi elmalı turtalar pişirebilir.Tom can bake really good apple pies.
Tom akşam yemeğini pişirdiği için Mary'ye teşekkür bile etmedi.Tom didn't even thank Mary for cooking dinner.
Ben spagetti pişirmede oldukça iyiyim.I'm pretty good at cooking spaghetti.
Her gün fırında pişirir misin?Do you bake every day?
O yemek pişirmeyi bilmiyor.She doesn't know how to cook.
Bu kurabiyeleri senin için pişirdim.I baked these cookies for you.
Makarna pişirmek kolaydır.Cooking pasta is easy.
Tom nasıl makarna pişireceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to cook pasta.
Yavaş pişiren bir ocak aldım.I bought a slow cooker.
Tom'u Mary'nin pişirdiği hiçbir şeyi yememesi konusunda uyardım.I warned Tom not to eat anything Mary cooked.
Pişirdiğin hiçbir şeyi yemeyeceğim.I'm not going to eat anything you cook.
Tom onun için pişirdiğim hiçbir şeyi yemeyecek.Tom won't eat anything I cook for him.
Keşke Tom bize biraz ekmek pişirse.I wish Tom would bake us some bread.
Tom Çin yemeği pişirmeyi sever.Tom likes to cook Chinese food.
Tom, Mary'nin akşam yemeği pişirmesini istedi.Tom asked Mary to cook dinner.
Tom pişirmeyi bilmiyor.Tom doesn't know how to cook.
Tom Mary için bir pasta pişirdi.Tom baked a cake for Mary.
Ben bir şey pişirmiyordum.I wasn't cooking anything.
Ben akşam yemeği pişireceğim.I'm going to cook dinner.
Tom nasıl pişirildiğini bilir.Tom knows how to cook.
Sana akşam yemeği pişireceğim.I'll cook you dinner.
Turta pişiriyorum.I'm baking a pie.
İyi pilav pişirebilir misin?Can you cook rice well?
Senin için bir kek pişirdim.I've baked a cake for you.
Bu ahçı her gün farklı yemekler pişirir.This cook cooks different meals every day.
Burada pişirebilirsin.You can cook here.
Gazlı pilav pişireceğini bozdum bu yüzden onun yerine indüksiyonlu pilav pişirici aldım.I broke my gas-powered rice cooker so I got an induction rice cooker instead.
Belki geldiğin gelecek sefere senin için yemek pişiririm.Maybe next time you come over I'll cook for you.
Tom yemek pişirecek kişi.Tom is the one who'll do the cooking.
Tom canı nadiren yemek pişirmek ister.Tom seldom feels like cooking.
Tom yemek pişirmede iyi olduğunu söylüyor.Tom says he's good at cooking.
Tom Mary'nin yemek pişirmesinden nefret ediyor.Tom hates Mary's cooking.
Annem bana nasıl yemek pişirileceğini öğretti.My mom taught me how to cook.
Akşam yemeği için ne pişireyim?What shall I cook for dinner?
Akşam yemeğini pişirmek zorundayım.I have to cook dinner.
Pastalar hala pişiyor.The pies are still cooking.
Ekmek fırında pişiyor.The bread is baking in the oven.