pi ile cümle
pi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Piyanolar gerçekten pahalı, değil mi?Pianos are really expensive, aren't they?
Piyanolar oldukça pahalı, değil mi?Pianos are quite expensive, aren't they?
Vay be! Piyanolar pahalı.Wow! Pianos are expensive.
Pirinç ekleyin ve iyice karıştırın.Add rice and mix well.
Geber, pislik.Die, scum!
Bu pisliği sen yaptın.You made this mess.
Bizler büyük pısırıklardık.We were huge wimps.
Hepimiz yarışma pistlerini severiz.We all love lists.
Onların hepsi pislik.They're all jerks.
Pişman mısın?Do you regret it?
Tom bir jambon pişirdi.Tom baked a ham.
O piç beni öldürmeye çalıştı.That bastard tried to kill me.
O pislik beni öldürmeye çalıştıThat bastard tried to kill me.
O ona pis pis baktı.She gave him a dirty look.
Bunu yapma! Pişman olacaksın.Don't do this. You'll regret it.
Daha sonra pişman olabileceğin hiçbir şey söyleme.Don't say anything that you might regret later.
Hayatımın en büyük pişmanlıklarından biri.It's one of the biggest regrets of my life.
Tom bir konser piyanistidir.Tom is a concert pianist.
Piyanoyu çaldığını duymak istiyorum.I would like to hear you play the piano.
Piyano çalmak el becerisi gerektirir.Playing the piano requires manual dexterity.
Tom besin piramidinin aldatmaca olduğunu fark etti.Tom realized the food pyramid was a fraud.
Pirinçten hoşlanmam.I don't like rice.
Tom bir pilot olmaya karar verdi.Tom has decided to become a pilot.
Onu yaparsan pişman olacaksın.If you do that, you'll be sorry.
Piyanoda iyi değilim.I'm not good at piano.
Tom fırından bir lezzetli-görünümlü bir pizza çıkardı.Tom pulled a delicious-looking pizza out of the oven.
Tom'la evlenirsen, pişman olursun.If you marry Tom, you'll be sorry.
Tom kahvaltıda soğuk pizza yemekten hoşlanır.Tom likes to eat cold pizza for breakfast.
Aslında pek iyi yemek pişiremem.I can't really cook very well.
Tom her gün piyano çalar.Tom plays the piano every day.
Bu, pikniğe gidemeyeceğimiz anlamına mı geliyor?Does this mean we can't go on the picnic?
Tom pilot olmaya karar verdi.Tom decided to become a pilot.
Cuma gecesi pizza gecesidir.Friday night is pizza night.
2013'te pilot lisansımı aldım.I got my pilot's license in 2013.
Emeklilik konusunda pişmanlık duymuyorum.I have no regrets about retiring.
İnsanlar piyanoyu taşımak için yeterli değil.The people are not enough to carry the piano.
Tom'a pişirmede pek iyi olmadığımı söyledim.I told Tom that I wasn't very good at cooking.
Tom'un pişirdiği pastayı yemediğim için mutluyum.I'm glad I didn't eat the cake that Tom baked.
Bu şarkıyı Tom ve Mary'nin düğününde söylemekten pişmanım.I regret singing that song at Tom and Mary's wedding.
Tom bazı kalp şeklinde kurabiyeler pişirdi.Tom baked some heart-shaped cookies.
Tom'un yemek pişirme şeklini beğenmeyeceğini biliyordum.I knew you wouldn't like the way Tom cooks.
Eylemleri için hiçbir pişmanlık göstermedi.He didn't show any remorse for his actions.
Tom piyanoyu çalabileceğini nasıl bildi?How did Tom know you could play the piano?
Tom'un piyanoyu çaldığını duydum.I heard Tom playing the piano.
Pikniğe gitmiyorsun ve bu sondur.You're not going to the picnic and that's final.
Hiç pikniğe gitmedim.I've never been to a picnic.
Bugün piknik yapmayacaksın, Anne Shirley. Bu cezanız olacak.You'll go to no picnic today, Anne Shirley. That shall be your punishment.
Oh, Marilla, lütfen, lütfen, pikniğe gitmeme izin ver.Oh, Marilla, please, please, let me go to the picnic.
Ben bir pısırığım.I'm a wimp.
Pirinç yetiştiriyorum.I grow rice.
Ben bir pilotum.I'm a pilot.
Anne pişman bir şekilde "Ah, çok üzgünüm" dedi."Oh, I'm so sorry," said Anne penitently.
Tom bize güzel bir yemek pişirdi.Tom cooked us a nice meal.
Pikniğin ne kadar süreceğini düşündün?How long did you think the picnic was going to last?
Buna pişman olacağına söz veriyorum.I promise you'll regret this.
Tom, pilot lisansı olduğunu bildiğim tek adamdır.Tom is the only guy I know who has a pilot's license.
Onu yapmaktan asla pişman değildim.I never regretted doing that.
Fadıl bir pizza aldı ve eve gitti.Fadil bought a pizza and headed home.
Tom bir pizza aldı ve eve gitti.Tom bought a pizza and headed home.
Fadıl yemek pişiriyor.Fadil is cooking.