pi ile cümle
pi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Piliç lezzetliydi.The chicken was delicious.
Mutfakta başka bir şey pişiyordu.Something else was cooking in the kitchen.
Tom yaptıklarından pişman değil.Tom doesn't regret what he did.
Tom Mary'yi öldürdüğünden hiç pişman olmamaya devam etti.Tom maintained that he had no regrets for killing Mary.
Yarınki kahvaltı ekmek ya da pilav mı olacak?Will tomorrow's breakfast be bread, or rice?
"Yarın kahvaltı için ne istiyorsun? Ekmek? pilav?" "Herhangi biri güzel.""What do you want for breakfast tomorrow? Bread? Rice?" "Either one is fine."
Lanet olsun! Pirinç almayı unuttum.Damn! I forgot to buy rice.
Ben geyik eti pişirdim.I cooked deer meat.
Onu yalnız bırak yoksa pişman olursun.Leave her alone or you'll regret it.
Tom'u yalnız bırakın yoksa bundan pişman olursunuz.Leave Tom alone or you'll regret it.
Tom eğer isterse benim evime uğrayabilir ve benim piyanomda pratik yapabilir.Tom can come over to my house and practice on my piano if he wants to.
Tom eskisi kadar iyi piyano çalamıyor.Tom can't play the piano as well as he used to.
Senin için bir şey pişirmemi ister misin?Would you like me to cook something for you?
Tom'un doğum günü için bir kek pişireceğim.I'm going to bake a cake for Tom's birthday.
Tom'un onun için pişirdiğim pastayı sevdiğini umuyorum.I hope Tom likes the cake I baked for him.
Sebzeleri çok pişirmemek için dikkatli olun.Be careful not to overcook the vegetables.
Tom neden Mary ile pikniğe gidiyor?Why is Tom going to the picnic with Mary?
Keşke Tom kadar iyi yemek pişirebilsem.I wish I could cook as well as Tom does.
Ben profesyonel olarak hiç yemek pişirmedim.I've never cooked professionally.
Tom yemek pişirmede Mary'ye yardımcı olur.Tom helps Mary with the cooking.
Piyasayı yakından izliyorum.I'm watching the market closely.
Kaç tane domuz pirzolası satın aldın?How many pork chops did you buy?
Tom'dan nasıl yemek pişireceğimi öğrendim.I learned how to cook from Tom.
Bu pisliği temizlemen gerekir.You should clean up this mess.
Tom hariç herkes pizza yedi.Everyone except Tom ate pizza.
Kendi piknik yeğini getir.Bring your own picnic lunch.
Tom'dan yemek pişirmeyi öğrendim.I learned to cook from Tom.
Ebeveynlerim benim için yemek pişirir.My parents cook for me.
Bizim biçtiğimiz pirinç boldur.The rice we harvested is bountiful.
Müşteri, balığının hiç tuz katılmadan pişirilmesini istedi.The customer wanted her fish cooked without any salt.
Tom kızarmış pirinç yemek istiyor.Tom wants to eat fried rice.
Tom haftada bir kez ekmek pişirir.Tom bakes bread once a week.
Tom haftada bir kez yemek pişirir.Tom bakes bread once a week.
Adam pis giysiler giyiyor.The man is wearing grubby clothes.
Tom sık sık akşamları piyano çalar.Tom often plays piano in the evening.
Beş yuan paralar pirinç, ve on yuan paralar bronz dışında yapılır.The five yuan coins are brass, and the ten yuan coins are made out of bronze.
Kuşlar pirinci severler.The bird likes rice.
14 Mart Pi Günü'dür.March 14 is Pi Day.
Hepimiz piyano çalarız.All of us play the piano.
Tom piyano çalmada çok iyidir.Tom is very good at playing the piano.
O piyano sınavı için pratik yapıyor.She's practising for her piano exam.
Çocuk annesinin yemek pişirmesini izledi.The kid watched her mother cook.
Şu anda kaç tane pilin var?How many batteries do you have right now?
Mutfakta ekmek pişirmek için bir fırın var.There is an oven to bake bread in the kitchen.
Tom kararından pişmanlık duymadığını söyledi.Tom said that he doesn't regret his decision.
Bu pilavın tadı harika!This pulao tastes great!
Bu restoranın pilavı var.This restaurant has pulao.
Vejetaryen pilavın var mı?Do you have vegetarian pulao?
Bu restoranın pilavı var mı?Does this restaurant have pulao?
Peki bu restoranın pilavı var mı?So does this restaurant have pulao?
Bu pilav olabilir ama tamamen lezzetsiz.This may be pulao, but it's completely flavourless.
Biz bizim restoranda pilav, lo mein ve kebap yeriz.We have pulao, lo mein and kebabs in our restaurant.
Gerildiğimde, ben saatlerce yemek pişirmeye başlarım.When I'm stressed, I start cooking for hours.
Bu gece yemek pişiriyor musun?Are you cooking tonight?
Yumurta tam kıvamında pişmişti.This egg was perfectly cooked.
Yumurta mükemmel pişti.This egg was perfectly cooked.
Tom muhtemelen pireyi deve yapıyor.Tom is probably just making a mountain out of a molehill again.
Tom hâlâ pijama giymeye devam ediyor.Tom is still in his pajamas.
Benimle pist civarında koşmaya gitmek ister misin?Do you want to go run around the track with me?
Tom fotoğrafçılığı, yemek pişirmeyi ve video oyunlarını sever.Tom likes photography, cooking and video games.