pi ile cümle
pi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Pierre tüm oyunculara kartları dağıttı.Pierre dealt cards to all the players.
Pin pona aynı zamanda masa tenisi de denir.Ping pong is also called table tennis.
Annem akşam yemeğini pişirmekle meşguldü.My mother was busy cooking dinner.
Annem kahvaltı pişiriyor.My mother is cooking breakfast.
Her gün piyano çalışır.She practices the piano every day.
Piyano çalan kız kardeşimdir.The girl who's playing the piano is my sister.
Büyükannem çok iyi yemek pişirebilir.My grandmother can cook very well.
Piknik içi tarih kararlaştıralım.Let's decide on the date for the picnic.
Pijamalarını giy.Put on your pajamas.
Tom bir savaş pilotu.Tom is a fighter pilot.
O, çok iyi yemek pişiremez.He can't cook very well.
Bir pislik her zaman bir pislik kalır!A cunt remains a cunt!
O nasıl yemek pişirileceğini öğrenmek istiyor.He wants to learn how to cook.
Tom şanslı bir piç.Tom is a lucky bastard.
Çiğ yumurta yiyemem. Onlar pişirilmeli.I can't eat raw eggs. They have to be cooked.
Tom ve Mary dün gece Pictionary oynadılar.Tom and Mary played Pictionary last night.
Pis işlere karışma.Keep your nose clean.
Erişte mi yoksa pilav mı yemek istiyorsun?Do you want to eat noodles or rice?
Aşkın zevki geçicidir; pişmanlığı sonsuzdur.Love's pleasure is ephemeral; regret eternal.
Babam yemek pişirme yarışmasına katıldı ve birinci geldi.My father participated in a cooking contest and came in first.
Mary hiç hindi pişirmedi.Mary has never cooked a turkey.
Bu yemek pişmemiş.This food is raw.
Şanslı herif az önce piyangoyu kazandı.The lucky sod just won the lottery.
Karım yemek pişiriyor.My wife is cooking.
Pilavı karıştırmazsan onu yakarsın.If you don't stir the rice, it will burn.
Pilavı karıştırabileceğim bir kaşığın var mı?Do you have a spoon I can stir the rice with?
Bu yaz transfer piyasası her zamankinden daha heyecan verici olacak.This summer the transfer market will be more exciting than ever.
Yollar çok pis.The roads are dirty.
Pişmiş pirinç yemek istemiyorum.I don't want to eat cooked rice.
Sana söylediğim için pişmanlık duyuyorum.I regret telling you.
Et pişmiş olmasına rağmen tamamen mikroorganizmasız değildir.The meat, although cooked, isn't completely free of microorganisms.
O bir pikap kamyon kullanıyor.He drives a pickup truck.
O bir pikap kullanıyor.He drives a pickup truck.
Kız kardeşim her gün piyano çalıyor.My sister plays piano every day.
Japonlar pirinç ve balıkla beslenirler.The Japanese live on rice and fish.
Japonların temel beslenmesi pirinç ve balıktan oluşur.The Japanese's basic diet consists of rice and fish.
Temel Japon diyeti ağırlıklı olarak pirinç ve balıktan oluşur.The basic Japanese diet consists mainly of rice and fish.
Galileo, Pisa Kulesi'nden iki top bıraktı.Galileo dropped two balls from the Tower of Pisa.
Arabam güvercin pisliği ile kaplı.My car is covered with pigeon poop.
Önceden pişirilmiş yemekten nefret ederim.I hate precooked food.
Lütfen pizzayı üç parçaya bölün.Please divide the pizza into three parts.
Lütfen pizzayı üç parçaya ayırın.Please divide the pizza into three parts.
Lütfen pizzayı üç parçaya kesin.Please cut the pizza into three parts.
Lütfen pizzayì üç dilim şeklinde kes.Please cut the pizza into three slices.
O kurnaz piçler!Those cunning bastards!
Şimdi pirinç yiyorum.I'm eating rice now.
Şimdi pilav yiyorum.I'm eating rice now.
Piyano ve gitar çalar.She plays piano and guitar.
Pizza, lütfen.Pizza, please.
Yemeden önce, eti iyi pişir.Before eating it, cook the meat well.
Pisliği temizleyebilir misin?Can you clean the mess up?
Nasıl yemek pişirileceğini öğrenmek için acele ediyorum.I'm hurrying to learn how to cook.
Nasıl ekmek pişirileceğini biliyor musun?Do you know how to bake bread?
Pierre buraya gel!Pierre, come here!
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.
Pirinci ekmekten daha çok severim.I like rice more than bread.
Pis bir iş ama biri bunu yapmak zorunda.It's dirty work, but someone has to do it.
Senin pis işlerini yapmak istemiyorum.I don't want to do your dirty work.
Sen kendi pisliğini temizle.Clean up your own mess.
Mary ekmek pişirmekten hoşlanır.Mary likes to bake bread.