Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.Ich bin hier, um Ihnen das Geheimnis erfolgreicher Entscheidungsfindung zu verraten: ein Käsesandwich.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.Ik vertel jullie het geheim van succesvolle beslissingen: een kaasboterham.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.Je suis ici aujourd'hui pour vous dire le secret d'une prise de décision réussie : un sandwich au fromage.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.Jsem tady, abych vám prozradila tajemství úspěšného rozhodování: sýrový sandwich.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.제가 오늘 성공적인 의사 결정의 비밀을 말씀드리겠습니다. 치즈 샌드위치입니다.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.Sono qui per dirvi il segreto su come riuscire a prendere decisioni di successo: un sandwich al formaggio.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.Sunt aici să vă dezvălui secretul succesului luării deciziilor: sandwich-ul cu brânză.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.Tôi sẽ tiết lộ bí mật của việc ra quyết định thành công: 1 chiếc sandwich phô mai
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.Tulin kertomaan menestyksellisen päätöksenteon salaisuuden: juustovoileipä.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.Σήμερα είμαι εδώ για να σας πω το μυστικό για να παίρνετε τις καλύτερες αποφάσεις: η τυρόπιτα..
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.И сейчас я открою вам секрет успешного принятия решений: бутерброд с сыром.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.אני כאן כדי לגלות לכם את הסוד לקבלת החלטות מוצלחות: כריך גבינה.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.أنا هنا لأخبركم سر صناعة القرارت الناجحة: شطيرة الجبن.
Size, başarılı kararlar vermenizin sırrını açıklamak için burdayım: bir peynirli sandviç.チーズサンドイッチです そうです 科学者によると チーズサンドイッチが
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.A mimochodem, můj Bůh se nemusí ukazovat na toustovém chlebu.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.A mimochodom, môj Boh sa nemusí ukazovať na toastovom chlebe.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.Dan lagipula, mengapa Tuhan tidak perlu muncul di kue keju.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.E, per inciso, il mio Dio non ha bisogno di manifestarsi su una fetta di pane.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.És különben is, Istennek nem kell megjelennie egy sajtos kenyéren.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.Et, soit dit en passant, mon Dieu n'apparaît pas sur des tartines de fromage.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.그런데, 제 하나님은 치즈빵위에 나타나실 필요가 없습니다.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.Şi, apropo, Dumnezeul meu nu trebuie să se arate pe plăcinta cu brânză.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.Tak na marginesie, mój Bóg nie musi ujawniać się na bułce serowej.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.Trouwens, mijn God heeft het niet nodig om te verschijnen in een kaasbroodje.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.Übrigens, mein Gott hat es nicht nötig, sich auf einem Käsebrot zu zeigen.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.Và, nhân tiện, Chúa không cần phải xuất hiện trên chiếc bánh mì pho mát.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.Y, a propósito, mi Dios no tiene necesidad de aparecerse en un pan de queso.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.Και, παρεμπιπτόντως, ο Θεός μου δεν χρειάζεται να εμφανιστεί πάνω σε τυρόψωμο.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.И, между другото, моя Бог не трябва да се показва на хляб.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.И, между прочим, моему Богу не обязательно появляться на хлебе с сыром.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.І, до речі, мій Бог не мусить проявлятись на сирному хлібі.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.ודרך אגב, אלוהים שלי לא צריך להופיע על פרוסת לחם.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.وبالمناسبة، إن ربي لا ينبغي عليه الظهور على رغيف بالجبن.
Ve, bu arada, benim Tanrım bir peynirli ekmekte görünmek zorunda değildir.もし神が出現するとしたら チーズパンの上には現れません