pencerelerden ile cümle

pencerelerden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Pencerelerden dışarı eğilmek yasaktır.It's forbidden to lean out of windows.
Tom pencerelerden birinden dışarı bakarak durdu.Tom stood looking out one of the windows.
Pencerelerden biri kırıldı.One of the windows was broken.
Pencerelerden siyah duman dökülüyordu.Black smoke was pouring out the windows.
Pencerelerden siyah duman akıyordu.Black smoke was pouring out the windows.
Pencerelerden uzak durun.Stay away from the windows.
Ay ışığı pencerelerden geldi.Moonlight came through the windows.
Sıcaktan dolayı pencerelerden birini açık bırakıp da uyudum.Because of the heat, I slept with a window open.
Bu küçük pencerelerden gelen kontrollü bir ışık sağlanmıştır.From here a number of automated lighthouses were controlled.
Kilisenin koro bölümünde duruyoruz, adeta pencerelerden içeri ışık dökülüyor gibi.We're standing in the choir, and light is pouring in the windows.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.And there was a girl in one of the windows and she was dancing.
Diğerleri de, binadan dumanlar çıkarken kağıt ve sandalyeleri pencerelerden fırlattılar.Others threw papers and chairs out of windows as smoke billowed from the building.
Solnes "Bu kişiler yalnızca danışmandır, kapılardan ve pencerelerden içeri dalmazlar."These are advisers, these are not the guys who will be jumping through doors and windows," he said.
Güneye bakan duvar, üç katlı büyük pencerelerden oluşmaktadır.The south-facing wall consists of large triple-hung windows.
Bu küçük pencerelerden gelen kontrollü bir ışık sağlanmıştır.Das Tageslicht kam durch kleine Fenster.
Pencerelerden yanmış cesetler sarktı.Die abgetreppten Leibungen der Fenster haben Rundwülste.
Bazıları binalardaki kapalı kapı ve pencerelerden geçip ortaya çıkabilirler.En las casas se pueden encontrar puertas y ventanas diferentes.
Merdivenlerden kulenin üst katına çıkarak, pencerelerden dürbün ile kuşları izleyebilirsiniz.Puede escalar paredes tras conseguir las ventosas.
Pencerelerden yanmış cesetler sarktı.Тела умерших сбрасывали с окон.
Ölen işçi kadınların 62'si pencerelerden atlamayı seçtikleri için yaşamlarını yitirmişlerdir.Многие выпрыгивали из окон, так погибли 62 человека.
Enfeksiyonları yok etmek için pencerelerden ikisi morötesi ışınları içeri alabilecek şekilde yapılmıştı.Duas janelas foram desenhadas para permitir a entrada de luz ultravioleta, para matar as infecções.
Meraklılar, olan biteni pencerelerden sarkarak izledi.Atrás do olhos havia grandes fenestras infratemporais.
Pencerelerden yanmış cesetler sarktı.Przez okna wrzucano granaty ręczne.
Meraklılar, olan biteni pencerelerden sarkarak izledi.Fasaden har spetsigt avslutade spröjsade fönster.
Pencerelerden biri kırıldı.Una dintre ferestre a fost spartă.
Çoğunluğu şok dalgasının etkisiyle parçalanan pencerelerden dolayı 1500 civarında kişi yaralandı.A több mint ezer sérült zömét is a lökéshullám miatt kitörő ablakok szilánkjai sebezték meg.
Kadının hemen arkasında kırmızı perdeler vardır ve kapalı pencerelerden gökyüzü manzarası görünür.Bag hende ses delvist fratrukne røde gardiner og en overskyet himmel gennem et lukket vindue.
Bu küçük pencerelerden gelen kontrollü bir ışık sağlanmıştır.Utsikt fra et av de små vinduene
Pencerelerden yanmış cesetler sarktı.Những người lính bắn trả vào các cửa sổ.
Çoğunluğu şok dalgasının etkisiyle parçalanan pencerelerden dolayı 1500 civarında kişi yaralandı.衝撃波により窓ガラスなどが割れ1,500人近くが負傷した。
Kadının hemen arkasında kırmızı perdeler vardır ve kapalı pencerelerden gökyüzü manzarası görünür.内向きに開かれた窓には赤いカーテンが垂れかかり、窓ガラスの右下には女性の姿が映し出されている。
Kadının hemen arkasında kırmızı perdeler vardır ve kapalı pencerelerden gökyüzü manzarası görünür.立面有玫瑰窗,后部钟楼高耸。
Çoğunluğu şok dalgasının etkisiyle parçalanan pencerelerden dolayı 1500 civarında kişi yaralandı.דווח על כ-1,500 פצועים, בהם שניים קשה, בעיקר מחלונות זכוכית שבורים שהתנפצו על ידי גל ההלם.
Çoğunluğu şok dalgasının etkisiyle parçalanan pencerelerden dolayı 1500 civarında kişi yaralandı.Ранени са най-малко 1200 души, най-вече от счупването на стъкла от ударната вълна.
Bu küçük pencerelerden gelen kontrollü bir ışık sağlanmıştır.Осветлението е слабо чрез малки прозорци.
Bazıları binalardaki kapalı kapı ve pencerelerden geçip ortaya çıkabilirler.Među ostatcima može se razaznati prozore i ulazna vrata.
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.Când se întâmplă asta, le oferi oamenilor mai multe feluri de a re-intra în lume prin diferite ferestre.
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.그렇게 될 때, 여러분은 사람들이 다양한 방식으로 여러 창문을 통해서 그 세계로 돌아갈 수 있도록 해줍니다.
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.Quando isso acontecer, as pessoas terão múltiplas formas de voltar a entrar no mundo por diferentes janelas.
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.כשזה קורה, אתם נותנים לאנשים כמה דרכים להיכנס בחזרה לעולם דרך כמה חלונות
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.عندما يحدث هذا توفر للناس عدة طرق إلى إعادة الدخول إلى العالم عبر نوافذ متعددة,
Kilisenin koro bölümünde duruyoruz, adeta pencerelerden içeri ışık dökülüyor gibi.Estamos situados en el coro, y la luz llega a raudales por los ventanales.
Kilisenin koro bölümünde duruyoruz, adeta pencerelerden içeri ışık dökülüyor gibi.Stojíme na kněžišti a okny proudí světlo.
Kilisenin koro bölümünde duruyoruz, adeta pencerelerden içeri ışık dökülüyor gibi.Ми стоїмо в хорі, а світло вливається через вікна.
Kilisenin koro bölümünde duruyoruz, adeta pencerelerden içeri ışık dökülüyor gibi.Мы стоим на хорах. Из окон льётся свет.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.A v jednom z okien bolo dievča a tancovalo.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.Có một cô bé đứng sau một cái cửa sổ và cô ta đang nhảy múa.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.Dans une des vitrines il y avait une fille qui dansait.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.Det stod en tjej i ett fönster och dansade.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.Er stond een meisje voor een van de ramen te dansen.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.És volt egy lány az egyik ablakban, és táncolt.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.Había una muchacha en una de las ventanas y estaba bailando.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.In una delle finestre c'era una ragazza che ballava.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.한 소녀가 쇼윈도에서 춤을 추고 있었습니다.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.Lalu ada seorang gadis di salah satu jendela yang sedang menari.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.La una dintre ferestre era o fată care dansa.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.Und in einem der Fenster war ein Mädchen, und sie tanzte.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.Vi numa das janelas uma rapariga a dançar.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.V jednom z oken byla dívka, která tancovala.
Pencerelerden birinde bir kız vardı ve dans ediyordu.W jednym z okien tańczyła dziewczyna.
İlgili Sayfalar