pek pek ile cümle

pek pek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Dili pek çok kişi konuşmaktadır.The language has many speakers.
Seninle ilgili bilmediğim pek çok şey var.There are so many things I don't know about you.
İşte bu kısmı pek anlamadım.That's the part that I didn't quite understand.
Tom'un hoşlanmadığı pek çok şey vardı.There were many things Tom didn't like.
Tom'un hoşlanmadığı pek çok şey var.There are many things Tom doesn't like.
Pek çok insan onun bu parçayı yazdığını bilmez.Not many people know he wrote this piece.
Pek çok insan onun bir konçerto yazdığını bilmez.Not many people know he wrote a concerto.
Pek çok insan onun bir senfoni yazdığını bilmez.Not many people know he wrote a symphony.
Tom ve ben her ikimiz de pek iyi Fransızca konuşmuyoruz.Tom and I both don't speak French very well.
Son günlerde pek iyi hissetmedim.I haven't felt very well in recent days.
Pekala, şimdi ne yapmam gerektiğini biliyorum.Alright, I know what I was supposed to do now.
Peki, tam olarak ne oldu?So, what happened, exactly?
Peki, yapılması gereken ne?So, what needs to be done?
Peki, ne yapılması gerekiyor?So, what needs to be done?
Peki Tom tam olarak ne yaptı?So, what exactly did Tom do?
Peki başka ne yapabiliriz?So, what else can we do?
Pek çoğuna katılmasam da görüşlerine saygı duyuyorum.I respect his views, even if I don't agree with many of them.
Tom dansta pek iyi değildi.Tom wasn't very good at dancing.
Tom sporda pek iyi değildi.Tom wasn't very good at sports.
Bugün parkta pek fazla insan yok.There aren't many people in the park today.
Rafta pek çok kitap yok.There aren't many books on the shelf.
Peki amacın tam olarak ne?So, what exactly is your point?
Peki bütün bunlar ne demek?So, what does all of this mean?
Peki bütün bunlar ne anlama geliyor?So, what does all of this mean?
Peki, onun hakkında ne düşünüyorsun?So, what do you think about it?
Peki bu durumda ne yapıyoruz?So, what do we do in this case?
Peki bu gerçekten ne hakkında?So, what is this really about?
Peki Tom'a ne oldu?So, what happened to Tom?
Peki ya gerçeği söylüyorsa?What if he's telling the truth?
Tom'un onu şimdiye kadar yapması pek mümkün değildir.It's very unlikely that Tom has ever done that.
Leyla, Sami'yi pek iyi tanımıyordu.Layla didn't know Sami very well.
"Peki ya hayır derse?" "O zaman hayır der.""But what if she says no?" "Then she says no."
Tom'un bunu yapması için Mary'yi ikna etmesi pek olası değil.It's very unlikely that Tom will be able to convince Mary to do that.
Bu telefondaki çözünürlük pek iyi değil.The resolution on this phone isn't very good.
Tom pek popüler değil.Tom isn't very popular.
Tom onu yapmada pek iyi değil.Tom isn't very good at doing that.
Pek çok yabancı dili anlayabiliyorum ama onlardan hiçbirini konuşamıyorum.I can understand many foreign languages, but I can't speak any of them.
Senin dilini pek iyi konuşamıyorum.I can't speak your language very well.
Yarın kar yağacağı pek olası değil.It's very unlikely to snow tomorrow.
Leyla işi pek iyi yapmadı.Layla didn't do the job very well.
O pek mantıklı değildi.That didn't make much sense.
Tom beysbolda pek iyi değil.Tom isn't very good at baseball.
Tom, Mary'nin zamanında orada olmasının pek mümkün olmadığını biliyordu.Tom knew that Mary was unlikely to be there on time.
Tom'un onu yapmayı unutması pek olası değildir.Tom is unlikely to forget to do that.
Tom okulda pek iyi yapmıyor.Tom hasn't been doing very well in school.
Tom hala golfte pek iyi değil.Tom is still not very good at golf.
Pek çok arkadaşın olduğu için şanslıyım.I'm lucky to have so many friends.
Söylenecek pek fazla şey yok.There is not much more to say.
Matematikle ilgili pek bilgim yok.I don't know much about math.
Pek okumam.I don't read much.
Onu pek çok defa yaptım.I've done that quite a lot.
Bir anaokulu öğrencisi Anaokuluna hazırlanmak için pek çok beceriyi öğrenir.A preschooler learns many skills to prepare them for Kindergarten.
"Peki Tom bugün nerede?" "Oh, karnında bir bozulma var.""So where's Tom today?" "Oh, he has an upset stomach."
om pek çok açıdan babası gibidirTom is like his father in many respects.
Tom bunu pek iyi yapamaz aslında.Tom can't do that very well, actually.
Tom, neden bunu yapmamız gerektiğinin pek çok nedenini sıraladı.Tom listed a lot of reasons why we should do that.
Gerçekten İtalyan yemeklerini pek sevmiyorum.I don't really like Italian food very much.
Tom'un ne istediği pek de umurumda değil.I don't really care what Tom wants.
Hâlâ yüzmede pek iyi değilim.I'm still not very good at swimming.
Tom da pek şaşırmış görünmüyordu.Tom didn't seem too surprised, either.

İlgili Sayfalar