Beni patrona bağla lütfen.Put me through to the boss, please.
Patrona yağ çekmene gerek yok.You don't need to flatter your boss.
Bugün başvuru formumu patrona verecektim ama o erken davrandı.I was going to hand in my application form to the boss today, but he beat me to the punch.
Zam alma umuduyla patrona gittim.I went to the boss in hopes of getting a raise.
Patrona o şekilde karşı çıkman bayağı büyük cesaretti.It was pretty ballsy of you to stand up to the boss like that.
Ben sadece terk edemem. Ben patrona benim terk ettiğimi anlatmak zorundayım.I can't just leave. I have to tell the boss I'm leaving.
Patrona söyleme.Don't tell the boss.
Arlan patrona gitti.Arlan went to the boss.
Patrona söylemelisinYou should tell the boss.
İlk resmini 24 dolar karşılığında zengin bir patrona sattı.He sold his first painting to a wealthy patron for $24.
İş arkadaşları, patrona ne demeleri gerektiğini sorarlar.His co-workers want to know what to tell the boss.
Huygens, Paris’te önemli bir patrona sahipti ve Jean-Baptiste Colbert ile yazışma içerisindeydi.In Paris Huygens had an important patron and correspondent in Jean-Baptiste Colbert.
Daha sonra şehir merkezine yakın olan Patronage, Saint Pierre'ye taşındı.He later moved downtown into the Patronage Saint Pierre.
1828 yılında patrona rütbesini aldı.He gained the rank of Commander in 1828.
Ancak Patrona Halil İsyanı nedeniyle, bu devir sonuçsuz kaldı.Due to public outcry, this line remained intact.
- Ver patrona içkisini.-Give the boss a drink. Very well.
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."I excitedly presented this to the big boss, and his reaction was, "Um, I don't get it."
Patrona çok önemli bir mektup gelmiş !we got a very important letter !
Misai burdaydı..... onu patrona götürdükMisai was here, and we've taken him... to Mr. Qiangren
Patronaj Sultan Hüseyin Baykara, çok sayıda öğrenme merkezi kurdu.Sultan Husayn Bayqara,a patron of Art, constructed multiple centers of learning.
Aynı zamanda rejimin ana patronaj ağı oldu." [55]It was also to become the regime's main patronage network."[55]
Hem Pompey hem de Crassus ayrıca geniş patronaj ağlarına sahipti.Both Pompey and Crassus also had extensive patronage networks.
(Başta Patrona Halil ve Muslu Beşe olmak üzere) İçerideki silah seslerini duyan dışarıdaki yandaşları kaçtı.Six personnes armées de révolvers se précipitent à l'intérieur.
(Başta Patrona Halil ve Muslu Beşe olmak üzere) İçerideki silah seslerini duyan dışarıdaki yandaşları kaçtı.Con su rifle en ristre gritó que salieran los que estaban dentro.
Patrona taraftarları ancak Kasım 1730'da yok edildi.Акадийцы приняли присягу только в 1730 году.
Medya ile izleyicisi arasındaki çizgiyi silikleştirerek, patronajı kullananın hizmetine verir.É uma disposição feudal, com o senhor a olhar lá de cima para os seus criados.
(Başta Patrona Halil ve Muslu Beşe olmak üzere) İçerideki silah seslerini duyan dışarıdaki yandaşları kaçtı.Własowcy na odgłos strzałów rzucili się do ucieczki.
Patrona - İsmi değiştirilmeyen bir diğer rütbe idi.藩主は参勤交代を行わない定府大名であった。
Bu gizli toplantiya gelen Patrona, erkanı ve muhafızları birbirinden ayrıldı.此时,夫人、秘书、护卫均已外出。
Patrona ve yandaşlarının elimine edilmesine büyük destek sağladı.Tá bola signálom na likvidáciu Valdštejna a jeho prívržencov.
İş arkadaşları, patrona ne demeleri gerektiğini sorarlar.Podrejeni so vprašali poveljnika kaj storiti s prebivalci.
1932'de dünya ekonomik bir kriz tarafından sarsıldı, bu yüzden tüm uçuşu finanse eden patronaj ortaya çıkmadı.1932 m. pasaulyje siautė ekonominė krizė, todėl visą skrydį finansuojančio mecenato neatsirado.
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."De manera entusiasta le presente esto al gran jefe y su reacción fue: "Mmm, no lo entiendo".
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."Entusiasta lo presento al grande capo, e la sua reazione fu, "Mm, non capisco."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."I-am prezentat entuziast ideea sefului cel mare, si reactia lui a fost, "Mmm, nu inteleg."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."Ik presenteerde dit enthousiast aan de grote baas, en zijn reactie was: "Ik snap het niet."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."Izgatottan mutattam meg a nagyfőnöknek, aki csak annyit mondott, "Őőő, nem értem."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."Jag la fram min plan för chefen. Han sa: "Jag förstår inte."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."J'ai présenté ça tout excité au grand patron, et sa réaction fut, "Mmm, je ne comprend pas."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."저는 꽤나 흥분해서 이 내용을 빅 보스에게 제출했습니다. 그런데 상사의 반응은 "음, 뭔 말인지 모르겠는데" 였습니다.
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."Podekscytowany, przedstawiłem pomysł szefowi, jego reakcją było: "Hm, nie łapię."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."Tôi đã rất hào hứng trình bày nó với sếp lớn, và phản ứng của ông ta là: "Um, tôi không hiểu"
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."Τα παρουσίασα αυτά ενθουσιασμένος στο μεγάλο αφεντικό, και η αντίδρασή του ήταν "Χμ, δεν το πιάνω".
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."Развълнувано представих това на големия шеф, и неговата реакция беше, "Хм, аз не го разбирам."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."Я с большим оживлением преподнёс это главному начальнику, и он ответил: "Э-э-э, я не понял."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."הצגתי את זה בהתרגשות לבוס הגדול, והתגובה שלו היתה, "הממ, אני לא מבין את זה."
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."قدمت هذه الخطة بحماس إلى المدير الكبير، وكان رد فعله ، "آه، لم أفهم!"
Bunu heyecan içerisinde büyük patrona sundum, ve tepkisi şu oldu, "Hım, anlamadım."「んー よくわからんな」という反応でした そこで作業室に戻り
Molaların süresini patrona sormakta fayda vardır.Conviene cerciorarse de la longitud de los descansos preguntando al superior.
Molaların süresini patrona sormakta fayda vardır.Fråga din chef hur långa pauser du har.
Molaların süresini patrona sormakta fayda vardır.Taukojen pituus kannattaa tarkistaa esimieheltä.
Molaların süresini patrona sormakta fayda vardır.Veuillez vérifier la longueur des pauses auprès de votre supérieur.
Molaların süresini patrona sormakta fayda vardır.Длительность перерывов необходимо уточнять у начальника.
Molaların süresini patrona sormakta fayda vardır.من الممكن التدقيق في مدى طول الاستراحات من مسؤول العمل.
Örneğin, verilen görevi tamamlamak için zaman yetmiyorsa, bunu patrona söylemek en iyisidir.Jos esimerkiksi aika ei riitä työtehtävän tekemiseen, se kannattaa sanoa suoraan esimiehelle.
Örneğin, verilen görevi tamamlamak için zaman yetmiyorsa, bunu patrona söylemek en iyisidir.Если, например, для выполнения работы не хватает времени, необходимо прямо сказать это начальнику.
Örneğin, verilen görevi tamamlamak için zaman yetmiyorsa, bunu patrona söylemek en iyisidir.إذا لم يكن على سبيل المثال هناك وقت كافٍ للقيام بمهمة عمل، فمن الأفضل أن تقول ذلك مباشرة إلى رب العمل.
- Ver patrona içkisini.- Daj šéfovi, čo si objednal. - Dobre.
- Ver patrona içkisini.-Da' un drink al capo. -Va bene.
- Ver patrona içkisini.- Dej šéfovi, co si objednal. - Dobře.