Bay Thirsty paranoyak ve çok saldırgandır.Vincent parece estar muy asustado y paranoico.
O da biraz paranoyak bir dedektif olan Del Spooner'dır.Will Smith como el detective Del Spooner.
Her şeyini kaybetmiş giderek paranoyak ve saplantılı bir hale gelmiştir.Poco a poco comienza a volverse paranoica, y enloquece.
Canetti Hitler’i hükmettiği kitlenin büyüklüğünden başı dönen paranoyak bir yönetici olarak sunar.Adolf Hitler se presenta como la cabeza paranoide, fascinado por el tamaño de la masa que él manda.
Onun eserleri tam anlamıyla paranoya ve halüsinasyondan ibarettir.Ella reacciona con ira y paranoia.
Burkuntu yaşıyorlar, paranoya yaşıyorlar.Las larvas viven en el musgo y son locamente comunes.
Bu paranoyadan farklıdır.Она отличается от паранойи.
Heykellerinin birçoğunu kırdı, paranoya belirtileri göstermeye başladı.Она уничтожила почти все свои работы и, согласно некоторым предположениям, проявляла признаки паранойи.
Böylece paranoyası nedeniyle ilişkiyi mahveder.Из-за этого, у неё начинается паранойя.
Ancak çok geçmeden Tiberius'un salatanatına paranoya ve iftira hâkim oldu.Однако, правление Тиберия вскоре стало характеризоваться паранойей и клеветой.
Hatta en ideal yönetici tipi, paranoyaklaştıkça ortaya çıkar .Идеальный телохранитель — чувствует опасность.
Burada kendisine paranoyak-şizofren teşhisi kondu ve şok terapisi uygulandı.Também fez uma avaliação psiquiátrica, e foi-lhe diagnosticado esquizofrenia.
Böylece paranoyası nedeniyle ilişkiyi mahveder.Hierdoor voeden ze juist zijn paranoia.
Paranoid şizofreniyle, paranoya arası bir haldir.Paranoid "Paranoid" is een samenwerking met Mr. Hudson.
Bu olay, Amerikan toplumu üzerinde kasvetli ve paranoyak bir mod ortaya çıkararak derin bir etki yarattı.Dit onder invloed van een extreme paranoïde houding ten opzichte van de rest van de wereld.
Burkuntu yaşıyorlar, paranoya yaşıyorlar.Ze ligt in de staat Paraná.
Sadece paranoyak olmaya başlıyorsun.Je bent gewoon paranoïde.
Bu paranoyadan farklıdır.Czy to nie zbiorowa paranoja ?
Paranoya romanları bazen gerçekliğin özel doğasını araştırıyor.W przypadkach psychoz dereizmowi często towarzyszy urojeniowe interpretowanie rzeczywistości.
Paranoid şizofreniyle, paranoya arası bir haldir.Po połączeniu z Paranaibą tworzy Paranę.
Böylece paranoyası nedeniyle ilişkiyi mahveder.Detta leder till att hon förstör förhållandet på grund av sin paranoia.
James ise paranoyaklaştı ve bir çete üyesini öldürdü.Smith-t szexuálisan bántalmazta és kirabolta egy banda.
Paranoid şizofreniyle, paranoya arası bir haldir.Igen hajlamosak a xenofóbiáig terjedő paranoiára.
"Leave Me Alone" "paranoyak bir marş" olarak nitelendirildi.Το Leave Me Alone περιγράφεται ως «παρανοϊκός ύμνος».
Paranoid, şu anlamlara gelebilir: Paranoya Paranoid (albüm), Black Sabbath albümü.Den indeholder sange som Crazy Crazy Night (Kiss), Paranoid (Black Sabbath) og Poison (Alice Cooper).
Oysa ne amcası Tiberius gibi paranoyak, ne de yeğeni Caligula gibi deliydi.Han var uansett hverken paranoid, som sin onkel Tiberius, eller sinnssyk som nevøen Caligula.
Burkuntu yaşıyorlar, paranoya yaşıyorlar.Den ligger sør i provinsen, langs Paranáelva.
Paranoya çoğu zaman şizofreni gibi psikotik hastalıklarla iç içedir.Psikosis alkoholik terkadang salah didiagnosis sebagai penyakit mental lain seperti skizofrenia .
Bay Thirsty paranoyak ve çok saldırgandır.Ferry menjadi terpuruk dan paranoid.
Her şeyini kaybetmiş giderek paranoyak ve saplantılı bir hale gelmiştir.Kecurigaan terus meningkat dan berubah menjadi paranoia kolektif.
"Leave Me Alone" "paranoyak bir marş" olarak nitelendirildi."Leave Me Alone" được miêu tả như là một "hoang tưởng ca".
Oysa ne amcası Tiberius gibi paranoyak, ne de yeğeni Caligula gibi deliydi.Thế nhưng ông là một nhà cai trị giỏi, không bị hoang tưởng như Tiberius hay điên loạn như Caligula.
"Leave Me Alone" "paranoyak bir marş" olarak nitelendirildi.まぼろしの汽車』では、単に吸血鬼と呼称された。
Birkaç başarısız terapi girişiminden sonra, paranoyak oldu.經過幾次的心理治療均不見效,她變得更加偏執。
Her şeyini kaybetmiş giderek paranoyak ve saplantılı bir hale gelmiştir.所有理性之下,都存在疯癫和流动。
Oysa ne amcası Tiberius gibi paranoyak, ne de yeğeni Caligula gibi deliydi.קלאודיוס לא היה פרנואיד כדודו טיבריוס, או מטורף כאחיינו קליגולה.
Yeni şarkılarda uyuşturucu bağımlılığı, kadınlar ve paranoya üzerinde ağırlıklı olarak durulmaktadır.השירים החדשים עוסקים בנושאים כמו התמכרות לסמים, פרנויה ונשים.
Ancak çok geçmeden Tiberius'un salatanatına paranoya ve iftira hâkim oldu.למרות זאת, במהרה הפך משטרו של טיבריוס והתאפיין בפרנויה ובהשמצות.
Paranoya (film, 2013), 2013 ABD yapımı sinema filmi.אייסמן (סרט, 2013) – סרט קולנוע אמריקאי משנת 2013.
Yeni şarkılarda uyuşturucu bağımlılığı, kadınlar ve paranoya üzerinde ağırlıklı olarak durulmaktadır.Novi materijal bavi se temama kao što su narkomanija, žene i paranoja.
Burada kendisine paranoyak-şizofren teşhisi kondu ve şok terapisi uygulandı.V mladosti mu diagnostikovali paranoidnú schizofréniu a prešiel si šokovú terapiu, čo ho veľmi ovplyvnilo.
O güne kadar kendi çıkarına kullandığı imparatorun paranoyası kendi aleyhine döndü.Cesarjeva paranoja, ki jo je s pridom uporabljaj v svojo korist, se je zdaj obrnila proti njemu.
John F. Kennedy Suikastı sonrası politik gerilim ve paranoya gerilim türleri aşırı popülerlik kazanmıştır.Po prezidento Džono Kenedžio nužudymo labai populiariais tapo politiniai ir paranojiniai trileriai.
Aşırı şüphe duyan insanlara "Paranoyak" veya "Kuşkucu" adı verilir.Paranoja sergantis žmogus vadinamas „paranoiku“.
Burkuntu yaşıyorlar, paranoya yaşıyorlar.Jos grįžta į miestą, tačiau jas ima kankinti paranoja.
Böylece paranoyası nedeniyle ilişkiyi mahveder.Tai gali būti siejama su paranoja.
Bazı kişiler ise Mitterrand'ın paranoyak kompleksine bağladı.Šie incidentai dar labiau sustiprina Trevoro paranoją.
O da biraz paranoyak bir dedektif olan Del Spooner'dır.Peategelane on uurija Del Spoonerit mängiv Will Smith.
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."A lo mejor se rieron entre ellos, pero Stalin era un paranoico, aun más que mi padre."
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."Có thể giữa họ có vài tiếng cười vui vẻ, nhưng Stalin là một người bị hoang tưởng, còn nặng hơn cả bố tôi."
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."Forse tra di loro si sono fatti qualche risata, ma Stalin era paranoico, anche più di mio padre."
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."아마 그들중 몇몇은 조금 웃었을 지도 모르겠지만, 스탈린은 피해망상증인 사람이었습니다, 저희 아버지보다도 더요.
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."Może w swoim towarzystwie potrafili się śmiać, ale Stalin był paranoikiem, większym nawet niż mój ojciec."
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."Peut être qu'ils ont bien ri entre eux, mais Staline était paranoïaque, encore plus que mon père."
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."Poate între ei au râs bine, dar Stalin era un om paranoic, chiar mai ceva decât tatăl meu."
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."Talán egymás közt nevettek néha a történteken, de Sztálin még az apámnál is paranoidabb volt."
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."Може би добре са се посмяли помежду си, но Сталин е бил параноик, по-голям дори от баща ми.
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."Может быть, между собой они весело смеялись, но Сталин был параноиком, даже бóльшим параноиком, чем мой отец".
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."אולי בינם לבין עצמם היו להם כמה צחוקים טובים, אך סטלין היה אדם פרנואיד, אפילו יותר מאבא שלי."
Belki aralarında birkaç kişinin güldüğü olmuştur,... ...ama Stalin babamdan bile fazla paranoyak bir adamdı."ربما فيما بينهم كانوا قد ضحكوا قليلا، ولكن ستالين كان رجلا يتسم بجنون العظمة، أكثر من والدي حتى".