-Millet çok çalışıyor, paraları da olmasına rağmen kabul edilmiyorlar. Sen neden gitmek istemiyorsun?Ông ta đã nói là sẽ được học miễn phí, tại sao lại không?
-Millet çok çalışıyor, paraları da olmasına rağmen kabul edilmiyorlar. Sen neden gitmek istemiyorsun?S'il dit que tout va être payé, pourquoi pas ?
-Millet çok çalışıyor, paraları da olmasına rağmen kabul edilmiyorlar. Sen neden gitmek istemiyorsun?Другие сходят с ума из-за того, что даже со своими мозгами и деньгами они не могут туда попасть...
-Millet çok çalışıyor, paraları da olmasına rağmen kabul edilmiyorlar. Sen neden gitmek istemiyorsun?ان الاخرين يدرسون بتفوق ويمتلكون المال ومع ذلك لا يستطيعون الألتحاق بها ،فلماذا ترفضين!!؟
-Millet çok çalışıyor, paraları da olmasına rağmen kabul edilmiyorlar. Sen neden gitmek istemiyorsun?あれは、いつだったかしら?金持ちは皆 自分たちが金持ちだって事を見せびらかす事しかしないっていってたのは。。。
-Millet çok çalışıyor, paraları da olmasına rağmen kabul edilmiyorlar.Άλλα παιδιά διαβάζουν σκληρά, έχουν τα λεφτά, και ακόμα κι έτσι δεν μπορούνε να πάνε.
-Millet çok çalışıyor, paraları da olmasına rağmen kabul edilmiyorlar.Другите учат усилено, имат парите и пак не могат да отидат.
Modayı her sene değiştirerek büyük paralar kazanan insanlar var.Tienes que pensar en para qué están todas estas diferentes modas
Modayı her sene değiştirerek büyük paralar kazanan insanlar var.Мнозина печелят много пари, като променят модата всяка година.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.Heidän ruokansa takavarikoitiin, kunnes he pystyivät maksamaan laskunsa.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.숙박객이 돈을 내지 않으면 그들의 음식을 가져다 숙박비를 낼 때까지 안 돌려주는 곳이었죠. 그런 모텔이요.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.Motel che prendeva tutto il loro cibo e lo teneva in ostaggio finché non erano in grado di pagare il conto.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.Motels die al hun voedsel innamen en in onderpand hielden totdat ze de rekening konden betalen.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.Motel yang akan menyandera semua makanannya sampai mereka dapat membayar tagihan.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.Vandrarhem som la beslag på all deras mat och höll den som gisslan tills dess att de kunde betala hyran.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.Zabierano im tam całą żywność w zastaw, dopóki nie zapłacili rachunku.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.Там са им взимали всичката храна и не са им я давали докато не си платят сметката за престоя.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.Ці мотелі забирали всі їхні харчі і тримали їх як заставу, поки вони не були в змозі оплатити рахунок.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.מלוניות שהיו אוספות את כל האוכל שלהם ומחזיקות אותו כבן ערובה עד שהם היו מסוגלים לשלם את החשבון.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.تلك الموتيلات التي تقوم بأخذ كل الطعام الذي يملكونه وتحتجزه عندها حتى يتمكنوا من دفع الفاتور.
Motel, onlar paralarını ödeyene kadar tüm yiyeceklerini rehin alıyormuş.部屋代を払うまで返してもらえなかったそうです ある時 彼がやっとの思いで
- Neden insanlar bunu izler ve kendileri de yapmak ister sizce? - XBox alacak paraları yoktur!Perchè la gente decide di vederli e decidere di farlo?
O kadar paraları yok.Bạn chỉ đơn giản là không có được nó.
O kadar paraları yok.Dat heeft men gewoon niet.
O kadar paraları yok.Es imposible.
O kadar paraları yok.말도 안되는 일이지요.
O kadar paraları yok.Non ce la fanno.
O kadar paraları yok.Po prostu nie możesz tego mieć.
O kadar paraları yok.Pur și simplu nu-l ai.
O kadar paraları yok.Tidak mungkin tercapai.
O kadar paraları yok.To zkrátka nejde.
O kadar paraları yok.Vous n'avez tout simplement pas ça.
O kadar paraları yok.Wir haben es einfach nicht.
O kadar paraları yok.Вие просто ги нямате.
O kadar paraları yok.Нет. Это не выход.
O kadar paraları yok.פשוט אין להם.
O kadar paraları yok.أنه امراً لا يمكن الحصول عليه
O kadar paraları yok.他の方法が必要です
Onların bankaya ihtiyacı yok. Çünkü bankada paraları yok.그 사람들은 은행이 필요가 없어요. 은행에 넣어놓은 돈이 없으니까요.
Onların bankaya ihtiyacı yok. Çünkü bankada paraları yok.הם לא צריכים בנקים. אין להם כסף בבנק.
Onların bankaya ihtiyacı yok. Çünkü bankada paraları yok.إنهم لا يحتاجون للبنوك، لأنهم ليس لديهم أموال في البنوك.
Onların bankaya ihtiyacı yok. Çünkü bankada paraları yok.但係佢哋都唔需要去銀行 因為佢哋都無錢
Onların bankaya ihtiyacı yok. Çünkü bankada paraları yok.誰がそんなビジネスモデルを作ったんですか? でしょ?
Oradaki oyuncağın sebebi, bir takımın, paraları toplayıp satın alması.제가 여기 웃기는 피냐타를 보여드리는 이유는 그 중 한 팀이 돈을 모아 이 피냐타를 사서
Oradaki oyuncağın sebebi, bir takımın, paraları toplayıp satın alması.To je důvod, proč tady mám toho oslíka. Jeden tým vybral peníze a pořídili si pinatu (hračka plná sladkostí).
Oradaki oyuncağın sebebi, bir takımın, paraları toplayıp satın alması.Вот эта дурацкая пиньята здесь потому, что одна из групп скинулась и купила себе пиньяту.
Oradaki oyuncağın sebebi, bir takımın, paraları toplayıp satın alması.Одна з команд скинулася і купила піньяту.
Oradaki oyuncağın sebebi, bir takımın, paraları toplayıp satın alması.הסיבה שיש לי פינייטה מגוחכת שם היא שאחד הצוותים אסף את כספו ורכש פינייטה,
Oradaki oyuncağın sebebi, bir takımın, paraları toplayıp satın alması.السبب في أني وضعت بينياتا مضحكة هناك هو أن أحد الفرق جمع ماله و اشترى بينياتا
Oradaki oyuncağın sebebi, bir takımın, paraları toplayıp satın alması.チームがお金をまとめて買った物です みんなで叩くと中からお菓子が出てくるといった物です
Orda fiyatlar aynı oranda düşmemiş olsun, İnsanlar paralarını dolardan sterline çevirmeye karar verecekler"Я переконвертую свої гроші з доларів у фунти стерлінгів".
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.Například ty pamětní mince, které se prodávají v televizi.
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.Por ejemplo, esas monedas conmemorativas que venden el la TV.
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.Наприклад, ті, пам'ятні монети, які вони продають по телевізору.
Örneğin, bu televizyonda sattıkları hatıra bozuk paralar.通貨とは使用することはないので、多くの人は通貨流通量の一部とは気づかないでしょう。
Papazların hazinesinden altın paralar.Dobila sem jih za potne stroške domov v Saragosso.
Papazların hazinesinden altın paralar.Dostałam to by opłacić podróż do Saragossy.
Papazların hazinesinden altın paralar.Pár zlatejch mincí z církevního pokladu.
Papazların hazinesinden altın paralar.Μερικά χρυσά νομίσματα από το θησαυρό του κλήρου.
Papazların hazinesinden altın paralar.Няколко златни монети от духовното ни съкровище.