paraları ile cümle
paraları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
'Vince Cable, Bilim Adamlarına Kendi Paralarını Bulmalarını Söyledi'"Vince Cable dira aux scientifiques qu'ils doivent payer leur droit de passage (NDLR: leurs recherches")
'Vince Cable, Bilim Adamlarına Kendi Paralarını Bulmalarını Söyledi'"Винс Кейбъл ще каже на учените да плащат със собствени средства"
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.A on povrh ty stříbrné v chrámě, odšel pryč, a odšed, oběsil se.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.A porzuciwszy one srebrniki w kościele, odszedł, a odszedłszy powiesił się.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.A povrhnúc strieborné v chráme išiel preč a odíduc obesil sa.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Då kastade han silverpenningarna i templet och gick sin väg. Sedan gick han bort och hängde sig.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Da kastet han sølvpengene inn i templet, og gikk bort og hengte sig.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Ed egli, gettate le monete d'argento nel tempio, si allontanò e andò ad impiccarsi
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Entonces él, arrojando las piezas de plata dentro del santuario, se apartó, se fue y se ahorcó
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.E tendo ele atirado para dentro do santuário as moedas de prata, retirou-se, e foi enforcar-se.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Giu-đa bèn ném bạc vào đền thờ , liền trở_ra , đi thắt_cổ .
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Giu-đa bèn ném bạc vào đền thờ, liền trở ra, đi thắt cổ.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.In vrže srebrnike v svetišče in pobegne; ter odide in se obesi.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Iuda a aruncat arginţii în Templu, şi s'a dus de s'a spînzurat.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Ja hän viskasi hopearahat temppeliin, lähti sieltä, meni pois ja hirttäytyi.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Judas gooide het geld over de vloer van de tempel en ging naar buiten. Even later hing hij zich op.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Judas jeta les pièces d`argent dans le temple, se retira, et alla se pendre.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.유다가 은을 성소에 던져 넣고 물러가서 스스로 목매어 죽은지라
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Og han kastede Sølvpengene ind i Templet, veg bort og gik hen og hængte sig.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Õ pedig eldobván az ezüst pénzeket a templomban, eltávozék; és elmenvén felakasztá magát.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Yudas melempar uang itu ke dalam Rumah Tuhan, lalu pergi dan menggantung diri
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Και ριψας τα αργυρια εν τω ναω, ανεχωρησε και απελθων εκρεμασθη.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.И, бросив сребренники в храме, он вышел, пошел и удавился.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.І, покинувши він срібняки в церкві, вийшов і відійшовши, повісив ся.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.Съгреших, че предадох невинна кръв. А те рекоха: Нам що ни е? Ти гледай.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.וישלך את הכסף אל ההיכל ויפן וילך ויחנק׃
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.فطرح الفضة في الهيكل وانصرف. ثم مضى وخنق نفسه.
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.猶 大 就 把 那 銀 錢 丟 在 殿 裡 、 出 去 弔 死 了
Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.猶大 就 把 那 銀錢丟 在 殿裡 、 出去 弔 死了
Yani bu gruptaki yatırımcılar paralarının sadece %50'sini geri alabilecekler.Zatem, otrzymają oni 50% pieniędzy z powrotem.
Yani bu gruptaki yatırımcılar paralarının sadece %50'sini geri alabilecekler.彼らは少し打撃を受けますが、それは問題なかった、 なぜなら、物事が良かった時、彼らは、
Yani iki ülkenin paralarını çok farklı şekilde harcadıklarını görebilirsiniz.Diese zwei Länder geben ihr Geld also ganz unterschiedlich aus.
Yani iki ülkenin paralarını çok farklı şekilde harcadıklarını görebilirsiniz.Je kunt zien dat beide landen hun geld heel anders uitgegeven.
Yani iki ülkenin paralarını çok farklı şekilde harcadıklarını görebilirsiniz.즉, 이 두 나라가 예산을 매우 다르게 집행하는 것을 보실 수 있습니다.
Yani iki ülkenin paralarını çok farklı şekilde harcadıklarını görebilirsiniz.Vemos assim dois países que investem o seu dinheiro de forma muito diferente.
Yani iki ülkenin paralarını çok farklı şekilde harcadıklarını görebilirsiniz.אז אפשר לראות שתי מדינות המוציאות את כספן בצורה שונה בתכלית,
Yani iki ülkenin paralarını çok farklı şekilde harcadıklarını görebilirsiniz.يمكنكم ملاحظة أنبلدين ينفقان أموالهما بشكل جد مختلف،
Yani iki ülkenin paralarını çok farklı şekilde harcadıklarını görebilirsiniz.教育への投資額よりも
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Al lado de ellos, estos nuevos flujos de ingresos dejan pequeña a la ayuda.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Deze nieuwe inkomstenstromen doen de hulp in het niet verzinken.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Diese neuen Einkommensarten stellen Hilfsmittel in den Schatten.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Ensemble, ces nouveaux revenus rendent négligeable l'assistance internationale.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Estes novos fluxos de receitas fazem parecer minúscula a ajuda internacional.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.În comparaţie cu ele, aceste noi surse de venituri diminuează ajutorul extern.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.그 사이에서 이렇게 흘러들어오는 돈은 원조를 초라하게 만듭니다.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Naproti tomu, jsou zde nové příjmy z těchto vývozů, které převyšují rozvojovou pomoc.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Sommati tra loro, i ricavi generati fanno impallidire gli aiuti esteri.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.W sumie wpływy z tych nowych źródeł dochodów przyćmiewają napływającą pomoc.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Αυτές οι νέες πηγές εσόδων επισκιάζουν την οικονομική βοήθεια.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Между ними и делятся все поступающие доходы.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.Между тях, тези нови приходи спират помощта.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.ובין כל ההכנסות החדשות האלה, הן מגמדות את הסיוע.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.فيما بينهم، هذه التدفقات الجديدة للإيرادات تقزم المساعدات.
Yapılan yardımlar, buralardan sağlanan paraların yanında devede kulak kalıyor.一つの例をあげると
Yatırımcılar, güvende durması için paralarını bana emanet ettiler.Dają mi pieniądze na przechowanie.
Yatırımcılar, güvende durması için paralarını bana emanet ettiler.Ei m-i încredinţează pentru a-i păstra în siguranţă.
Yatırımcılar, güvende durması için paralarını bana emanet ettiler.Họ đang đem lại cho nó cho tôi giữ mãi.
Yatırımcılar, güvende durması için paralarını bana emanet ettiler.Ils me le donnent pour la garde.
Yatırımcılar, güvende durması için paralarını bana emanet ettiler.Loro me li danno perché li custodisca. Quindi è questa la mia responsabilità.
Yatırımcılar, güvende durması için paralarını bana emanet ettiler.Oni mi je dávají, abych je bezpečně uschoval.
İlgili Sayfalar