para- ile cümle
para- kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sıkıntılı günlere karşı biraz para biriktirmelisiniz.You should save some money against a rainy day.
Mike işini çok sevmesine rağmen, iyi para getirmiyor.Though Mike likes his job very much, it does not pay well.
Cebimde kalmış para bulmadım.I found no money left in my pocket.
Ben biraz para istiyorum.I want some money.
Paraya ihtiyacım var.I'm in need of money.
Paul geçen yıl çok para kazandı.Paul made a lot of money last year.
Fransa'ya nasıl para gönderileceğini bilmek istiyorum.I'd like to know how to send money to France.
Frank'in patronu son derece paragöz.Frank's boss is extremely money hungry.
Brian kullandığı parayı kesinlikle sınırlamak niyetinde.Brian intends to strictly limit the money he uses.
Brian'ın cüzdan ve banka hesabında az para var.There is a shortage of money in Brian's wallet and bank account.
Bir nikel beş kuruş değerinde bozuk paradır.A nickel is a five-cent coin.
Niçin? Çünkü ailesinin paraya ihtiyacı vardı. Nedeni o.Why? Because his family needed the money, that's why.
Öyle bir kişiye ödünç para vermemeliydin.You should not have lent the money to such a person.
Öyle bir insana ödünç para vermemeliydin.You should not have lent the money to such a person.
Sahip olduğum az miktarda parayı aldı.He took away what little money I had.
Büyük bir para miktarı bile bir erkeğin hayatının yerini alamaz.Even a large sum of money cannot take the place of a man's life.
Hırsız para ile uzaklaştı.The thief got away with the money.
Bir miktar para kabul edilecektir.Any amount of money will be welcome.
Dolar Japon para birimi karşısında 360 Yenden 308 yene devalüe edildi.The dollar was devalued against the Japanese currency from 360 yen to 308 yen.
Doları yerel para birimine dönüştürmelisiniz.You must convert dollars into the local currency.
Tom'un erkek kardeşinin sahip olduğundan daha az parası var.Tom has less money than his brother does.
Tom parayı bana ödünç vermeyi önerdi.Tom offered to lend me the money.
Tom bugün para ödendiğinden beri aşırı cömert.Tom is flush with money since he got paid today.
Tom parayı elden çıkarmak için zaman kaybetmedi.Tom lost no time in parting with the money.
Tom parayı çaldığını inkar etti.Tom denied having stolen the money.
Tom onu sadece para için yaptı.Tom did it simply for the money.
Tom'un arkadaşları ona Bay Para Çantaları derdi.Tom's friends called him Mr Money Bags.
Paramı Tom'a verebileceğim gibi denize de fırlatabilirim.I might as well throw my money into the sea as lend it to Tom.
Sadece Tom'dan değil aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I borrowed money not only from Tom, but from his wife, too.
Çok parasızım.I'm very short of money.
Bu arada, sana ödünç verdiğim paraya ne oldu?By the way, what happened to the money I lent you?
Paramı nerede bozdurabilirim?Where can I get my money exchanged?
Biz bir yere gitmeden önce biraz para bozdurmalıyız.Before we go anywhere, we should exchange some money.
Bir yerde paramı çaldılar.I had my money stolen somewhere.
Bir yerde paramı çaldırdım.I had my money stolen somewhere.
Bazen parayı tüketirim.Sometimes I run out of money.
Böylesine büyük miktarda parayı nasıl edindin?How did you come by such a large sum of money?
Böylesine büyük miktarda parayı nasıl kazandın?How did you come by such a large sum of money?
Bir televizyon seti istiyorum, ama bir tane satın almaya param yetmez.I want a television set, but I can't afford to buy one.
Dave'in yeni arabası için epeyce para ödediğine bahse girerim.I bet Dave paid a pretty penny for his new car.
O, sonunda para yaptı.He finally made money.
Çok büyük bir ihtimalle para ödenmeyecek.In all probability, the money will not be paid.
Hiçbir para mutluluğu satın alamaz.No amount of money can buy happiness.
Zengin olsam, ona para vermem.Even if I were rich, I wouldn't give money to him.
Taksiden inmeden önce yol parasını öderiz.Before we get out of the taxi, we pay the fare.
Çoğu sporlarda en sıkı çalışma yapan takım genellikle eve ekmek parasını getirir.In most sports the team that practice hardest usually brings home the bacon.
O kadar fazla ödemeye param yetmez.I cannot afford to pay so much.
O mevkideki bir kitapçı hayatta kalmak için yeterli para para kazanmaz.A bookstore in that location wouldn't make enough money to survive.
Birdenbire, pek çok kitap için para ödeyemediğimi hatırladım.All of a sudden, I remembered that I couldn't pay for so many books.
Para için o kadar çok kaygılanma.Don't worry about money so much.
Onu almak için yeterli parası var.He has enough money to buy it.
O zaman ve para kaybıdır.It's a waste of time and money.
Onun paralelliği yok.It has no parallel.
Ve para nereden geliyor?And where is the money coming from?
Bu Kanadalı parası mı?Is this Canadian money?
O az bir para değil.It's not a little money.
Yaşlı adam yoksullara çok miktarda para katkısında bulundu.The old man contributed a large sum of money to the poor.
Yaşlı adam para için bana yalvardı.The old man begged me for money.
Yaşlı adamın yeterince parası var.The old man has enough money.
Gezi çok fazla para gerektirir.The trip calls for a lot of money.