para- ile cümle
para- kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Para gökten düşmüyor.Money doesn't fall out of the sky.
Çok param olmayabilir ama en azından kendi kurallarım çerçevesinde yașıyorum.I may not have a lot of money, but at least I live on my own terms.
Paraguaylı üç gol attı.The Paraguayan scored three goals.
Bana biraz para versen iyi olur.You better give me some money.
Para nerede?Where's the money?
Yol nehre paralel çalışır.The road runs parallel to the river.
Zengin olsam sana para veririm.If I'm rich, I'll give you money.
Annem geldiğinde, bana kitap satın almak için biraz para verecek.When my mother arrives, she will give me some money to buy the books.
Bir grup gangster parayı çaldı.A group of gangsters stole the money.
Biraz para ödünç alabilmemiz için evi teminat olarak kullanacağız.We'll use the house as collateral so we can borrow some money.
Ben biraz para kazanacağım ve Bay White muhtemelen fark etmeyecek.I'll make a little money and Mr. White probably won't notice.
Fakat hiç param yok.But I don't have any money.
Çok parası olsa da, o mutlu değildir.Even though he has a lot of money, he's not happy.
Piyango kazanmak, para kazanmanın kolay bir yoludur.Winning a lottery is an easy way of making money.
Kuralları unut; Param var!Screw the rules; I have money!
Büyükbabam bankamatikten para çekmesini bilmiyor.My grandfather doesn't know how to take money out of an ATM.
O, sahip olduğum az parayı aldı.He took what little money I had.
Sana para borçlu olduğumu unuttum.I forgot I owed you money.
Bu para yeter mi?Is this enough money?
Bizim ekstra paramız yok.We have no extra money.
Şimdi neredeyse hiç param yok.I have almost no money now.
Neden 5 ve 50 yenlik bozuk paraların ortasında boşluk var?Why do the five yen coin and the fifty yen coin have holes in the center?
Bozuk param yok.I don't have change.
Gerçek bir arkadaşlık paradan daha değerlidir.A true friendship is more valuable than money.
Arkadaşıma biraz para ödünç verdim.I lent my friend some money.
Biz para ihtiyacını karşılıyoruz.We provide value for money.
Ben paranın karşılığını vereceğim.I'll provide value for money.
Onun son derece paraya ihtiyacı vardı.She needed the money desperately.
Öncelikle, hiç param yok. ikinci olarak, zamanım yok.For one thing, I don't have any money. For another, I don't have the time.
Birincisi, hiç param yok. İkincisi, vaktim yok.First, I don't have any money. Second, I don't have the time.
Çok paranız olsun ister misiniz?Would you like to have lots of money?
Sen, sosyal parazitten başka bir şey değilsin.You're nothing more than a social parasite!
Erkek kardeşime hiç para ödünç verdin mi?Did you lend any money to my brother?
O zamana kadar paraya sahip olacağımı sanmıyorum.I don't think I'll have the funds by then.
Para her şeyi satın alamaz.Money can't buy everything.
Öyleyse, neden paraya ihtiyacın var?Then, what do you need the money for?
Parayı nereden alıyorsun?Where are you getting the money from?
Seyahat için yeterli paran var mı?Do you have enough money for the trip?
Yabancı yatırımcılar paralarını ABD'den çekti.Foreign investors withdrew their money from the United States.
Mary Japonya'ya gidebilmek için para biriktiriyor.Mary is saving money so she can go to Japan.
Para için dileniyor.She panhandles for money.
Baba tüm parasını kızlarına bıraktı.The father left all his money to his daughters.
Onlar beş para etmezler.They're a dime a dozen.
Para yırtmak suçtur ama çekleri yırtılmak suç değildir.Tearing money up is a crime, but tearing checks up isn't.
Onlar Kızıl Haç'a para bağışladılar.They donated money to the Red Cross.
Bunu dünyadaki tüm para için yapmazdım.I wouldn't do it for all the money in the world.
Parayı yiyemezsin.You can't eat the money.
Otobüse ödemek için param yok.I have no money to pay for the bus.
O, benim kazandığımdan üç katı daha fazla para kazanır.He makes three times more money than I do.
Yaşlı insanlar otobüs biletleri için para ödemezler.Old people don't pay for bus tickets.
Bir ev satın almak istiyoruz ama bunun için para biriktirmemiz gerekiyor.We want to buy a house, but we need to save money for that.
Yiyecek almam gerekiyor ama yeterli param yok.I need to buy food, but I don't have enough money.
Tom beş parasız.Tom is shirtless.
Para kayboldu.The money disappeared.
Birlik paradan daha iyidir.Unity is better than money.
Bir sürü parası var ama neredeyse hiç arkadaşı yok.He has a lot of money, but has almost no friends.
Üniversiteye gitmek için para biriktiriyor.He is saving money in order to go to university.
Parasının çoğunu elbiselere harcar.She spends most of her money on clothes.
Bir sözlük almak için param yok.I don't have money to buy a dictionary.
Zengin olsaydım sana para verirdim.If I were rich, I'd give you money.