para- ile cümle
para- kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un Mary'den borç para istemeye cesareti var.Tom has a lot of guts asking Mary for a loan.
Tom parayı Mary'ye verdi.Tom handed Mary the money.
Tom Mary'ye otobüsle eve gidebilsin diye biraz para ödünç vermek zorunda kaldı.Tom had to lend Mary some money so she could take the bus home.
Tom Mary'ye annesine bir Noel hediyesi alabilmesi için biraz para verdi.Tom gave Mary some money to help her buy her mother a Christmas present.
Tom Mary'ye çok para verdi.Tom gave Mary plenty of money.
Tom sahip olduğu tüm parayı Mary'ye verdi.Tom gave Mary all the money he had.
Tom bütün parasını kaybettiği için Mary'yi affetti.Tom forgave Mary for losing all his money.
Tom, Mary'nin parasını istemiyor.Tom doesn't want any of Mary's money.
Tom Mary'ye ödünç para vermeyi umursamaz.Tom doesn't mind lending Mary money.
Tom Mary gibi bir kadını geçindirmek için yeterli para kazanmıyor.Tom doesn't earn enough money to support a woman like Mary.
Tom zaten Mary'ye parayı verdiğini iddia etti.Tom claimed that he'd already given Mary the money.
Tom Mary'yi yazarkasadan parasını çalarken yakaladı.Tom caught Mary stealing his money from the cash register.
Tom Mary'den biraz para ödünç aldı.Tom borrowed some money from Mary.
Tom Mary'den büyük bir miktarda para ödünç aldı.Tom borrowed a large amount of money from Mary.
Tom Mary'den yiyecek bir şey alabilmesi için biraz para istedi.Tom asked Mary for some money so he could buy something to eat.
Tom Mary ile para hakkında tartıştı.Tom argued with Mary about money.
Tom ve Mary para konusunda her zaman tartışıyorlar.Tom and Mary are always arguing about money.
Tom, Mary'nin parasını çaldığını itiraf etti.Tom admitted that he had stolen Mary's money.
Tom, Mary'yi biraz para çalmakla suçladı.Tom accused Mary of stealing some money.
Tom Mary'yi parasını çalmakla suçladı.Tom accused Mary of stealing his money.
Mary Tom'un parasını biraz özgürce harcadığını söylüyor.Mary says that Tom spends his money a little too freely.
Mary Tom'a her ay biraz para biriktirmesini tavsiye etti.Mary advised Tom to save a little money each month.
Tam bu sabah, Tom Mary'den ödünç aldığı parayı ona geri ödedi.Just this morning, Tom repaid Mary the money he owed her.
Tom, Mary'ye John'dan çok fazla ödünç para almamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to borrow too much money from John.
İtalyan, Almanya'da kahvesi için Yunan euro parası ile ödeme yaptı.The Italian paid for his coffee in Germany with Greek euro coins.
Para istiyor musunuz?Do you want money?
Tom o faturayı ödemek için yeterli parası olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough money to pay the bill.
Tom'un birkaç bakkal almak için yeterli parası vardı.Tom had enough money to buy a few groceries.
O, parasını, ailesini ve arkadaşlarını kaybetti.She lost her money, her family and her friends.
Parasını, ailesini ve arkadaşlarını kaybetti.She lost her money, her family and her friends.
Parayı veren düdüğü çalar.You get what you pay for.
Bu para değil.This isn't money.
O, onu para için yaptı.He did it for money.
Para uğruna yaptı.He did it for money.
Ben sadece Tom'dan değil aynı zamanda eşinden de borç para aldım.I didn't borrow money only from Tom, but also from his wife.
Sadece Tom'dan değil fakat aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I not only borrowed money from Tom, but also from his wife.
O bana para verdi ama hemen onu ona geri verdim.He gave me money, but I gave it back to him immediately.
Birçok siyasetçinin sus parasını kabul ettiğine inanılmaktadır.Many politicians are believed to accept hush money.
O sadece para almak için kızı soğukkanlılıkla öldürdü.He killed the girl in cold blood just to get the money.
Bu paragrafın anlamını anlayabiliyor musun?Can you understand the meaning of this paragraph?
Üzerimde çok param yok.I don't have a lot of money on me.
Benim çok param yok ama bir şekilde geçiniyorum.I don't have a lot of money, but I get along somehow.
Tom için önemli olan tek şey, onun ne kadar para kazandığıdır.The only thing that matters to Tom is how much money he makes.
Önemli olan tek şey para değildir.Money isn't the only thing that matters.
Tom'un parası var. Fakat o kadar çok mutlu değil.Tom has money. However, he's not all that happy.
Para dünyayı yönetir.Money rules the world.
Çok paran oldukça çok arkadaşın olur.As long as you have lots of money, you have lots of friends.
Üzerimde bulunan tüm parayı dilenciye verdim.I gave the beggar all the money I had on me.
Hayatta en önemli şey çok para sahibi olmaktır.The most important thing in life is having a lot of money.
Masadaki para benim değil.The money on the table isn't mine.
Tom para istemek için babasına yazdı.Tom wrote to his father asking for money.
Tom para hakkında çok endişeli.Tom worries a lot about money.
Tom bankadan bir miktar para çekti.Tom withdrew some money from the bank.
Tom emekli olmak için yeterli parasının olmasını diledi.Tom wished that he had enough money to retire.
Tom o kadar çok para harcamamış olmayı diledi.Tom wished he hadn't spent so much money.
Tom o yatırıma daha fazla para yatırmış olmayı diledi.Tom wished he had put more money into that investment.
Tom, John'un ondan ödünç para almaya çalışacağı konusunda Mary'yi uyardı.Tom warned Mary that John would try to borrow money from her.
Tom bir miktar borç para istiyor.Tom wants to borrow some money.
Tom sizden biraz borç para istiyor.Tom wants to borrow some money from you.
Tom parasının karşılığını almak istedi.Tom wanted to get his money's worth.