parçasından ile cümle
parçasından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.48
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Soldaki tel parçasından kareyi oluşturayım. -Eu estou indo para formar um quadrado. Que não é um retângulo. Um quadrado.
Soldaki tel parçasından kareyi oluşturayım. -והם אומרים, נקח אחד מהתיילים, בואו נגיד התייל השמאלי, ונעשה ממנו...
Soldaki tel parçasından kareyi oluşturayım. -وثيل لنا، سوف آخذ واحداً من الاسلاك، دعوني افترض انه الجزء الايسر من السلك، وسوف آخذه الى الداخل، و
Tüm galon parçasından. Ama yine de hala sorumuzu cevaplamış değiliz.아직 문제를 다 해결한 건 아니죠?
Tüm galon parçasından.Mas nós não perguntamos nossa questão.
Tüm galon parçasından.الكوب كله، هذا الغالون كله
Ve giderek daha çok kişi için ev kavramı toprak parçasından ziyade ruhumuzun bir parçasıdır diyebiliriz.Dom, dla wielu z nas, ma więcej wspólnego z duszą niż z kawałkiem ziemi.
Ve giderek daha çok kişi için ev kavramı toprak parçasından ziyade ruhumuzun bir parçasıdır diyebiliriz.그리고 우리 중 점점 늘어나는 사람들에게, 고향이라는 것은 하나의 땅조각이기 보다는 정신의 조각으로 인식되고 있습니다.
Ve giderek daha çok kişi için ev kavramı toprak parçasından ziyade ruhumuzun bir parçasıdır diyebiliriz.Sokunk számára az otthon kevésbé szól egy darab földről, sokkal inkább egy darab lélekről, mondhatnánk.
Ve giderek daha çok kişi için ev kavramı toprak parçasından ziyade ruhumuzun bir parçasıdır diyebiliriz.Yhä useammalle meistä koti on yhä vähemmän osa maapalasta kuin -- sanoisinko -- osa sieluamme.
Ve giderek daha çok kişi için ev kavramı toprak parçasından ziyade ruhumuzun bir parçasıdır diyebiliriz.Y para más y más de nosotros el hogar tiene menos que ver con un pedazo de tierra que un pedazo de alma.
Ve giderek daha çok kişi için ev kavramı toprak parçasından ziyade ruhumuzun bir parçasıdır diyebiliriz.Всё больше и больше людей связывают дом не с куском земли, а, например, с частью души.
Ve giderek daha çok kişi için ev kavramı toprak parçasından ziyade ruhumuzun bir parçasıdır diyebiliriz.И за все повече от нас дом е все по-малко свързан със земята и все повече - с душата.
Ve giderek daha çok kişi için ev kavramı toprak parçasından ziyade ruhumuzun bir parçasıdır diyebiliriz.עבור מספר הולך וגדל של אנשים, הבית כבר פחות קשור בפיסת קרקע, מאשר, נאמר בפיסה מן הנפש. אם מישהו לפתע
Ve giderek daha çok kişi için ev kavramı toprak parçasından ziyade ruhumuzun bir parçasıdır diyebiliriz.故郷は土壌(soil)ではなく 魂(soul)とつながった場所だと 考えています もし突然 誰かに 「故郷はどこですか?」と聞かれたら
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Am fost catapultată dintr-o piesă de mozaic în alta, şi marginile lor nu se potrivesc.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Byla jsem katapultována z jednoho kousku skládanky do jiné, a jejich hranice do sebe nezapadávaly.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Dan saya terlontar dari suatu potongan puzzle ke yang lain yang sisinya tidak cocok.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.E fui lançada de uma peça do puzzle para outra, e as peças não se encaixavam.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Ero stata catapultata da una tessera all'altra del mosaico, ma i loro bordi non collimavano.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.És akkor hirtelen a mozaik egy másik kockáján találtam magam, ami sehogyan sem illeszkedett az előzőhöz.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Et j'ai été catapultée d'une pièce du puzzle à l'autre, et leurs bords ne cadraient pas.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Ik werd van het ene in het andere puzzelstukje gekatapulteerd, en de stukjes pasten niet.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Katapultowano mnie z jednego kawałka układanki do drugiego, a ich krawędzie nie pasowały.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.한순간에 새로운 퍼즐 조각이 더해졌지만 그 조각은 제가 살던 인생의 조각들과 잘 들어맞지 않았습니다.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.To me je katapultiralo z enega koščka sestavljanke na drugega, njuni robovi pa se niso ujemali.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Und ich wurde von einem Puzzlestück zum nächsten katapultiert, und die Ränder passten nicht zusammen.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Và tôi bị phóng từ mảnh ghép xếp hình này sang mảnh khác, nhưng chúng không ghép vừa với nhau.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Vymrštilo ma to z jednej časti skladačky do druhej, avšak okraje jednej a tej druhej do seba nezapadali.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Y fui catapultada de una pieza del rompecabezas a la otra, pero sus bordes no encajaban.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Και εκτοξεύθηκα από το ένα κομμάτι του παζλ σε ένα άλλο και οι άκρες τους δεν ταίριαζαν.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.И така бях прехвърлена от едно парченце от пъзела в друго, и тези две парченца не си пасваха.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Мене кинуло з одного кавалка складанки на інший, але вони не пасували один до одного.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Меня катапультировали из одной части головоломки в другую, и я не могла их сопоставить.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.והושלכתי מפיסה אחת של התצרף לאחרת, ושולי הפיסות לא חפפו.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.وتم قذفي من جزء في الاحجية الى جزء اّخر, لم تتناسب أطرافها
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.別な箇所へと放り出されましたが ピタリとは嵌りませんでした フッツクレーで無名だったタン・レイは
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Ça part de l'esprit de la volonté, de l'envie.
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Den kommer från sinnets motor, den delen av sinnet som vill ha, som begär.
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Izhaja iz umskega motorja, hotečega dela, hrepenečega dela uma.
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Nó xuất phát từ dây thần kinh vận động của trí não, phần mong mỏi của trí não, phần hưng phấn của trí não.
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Prichádza od motora mysle, neuspokojivej časti mysle, žiadostivej časti mysle.
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Přichází od hnací síly mozku. části vědomí s tužbami a posedlostí
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Viene dal motore della mente, quella parte della mente "che vuole", la parte della mente "che desidera".
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Vine din motorul minţii, partea care doreşte a minţii, partea lacomă a minţii.
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Προέρχεται από την κινητήρια δύναμη του νου, το τμήμα αυτό που θέλει, που λαχταρά.
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Він обумовлений двигуном в мозку, бажаючої частини мозку, жадаючої частини мозку.
Zihnin motorundan, zihnin "isteyen" parçasından, yoksunluk hisseden parçasından geliyor.Оно обусловлено двигателем мозга, нуждающейся частью мозга, жаждущей частью мозга.