parçalar ile cümle

parçalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yukarıdan aşağıya yaklaşımı, büyük resimle başlar, buradan daha küçük parçalara bölünür.Top down tilgangen starter med det store billede, hvorfra det nedbrydes til mindre enheder.
"Değersiz olduğu"nu göstermek için de ölü bir köpeğin parçaları ile birlikte gömülmüştür.Hun blev begravet med resterne af en hund, angiveligt for at vise, at hun var værdiløs.
Firma en hızlı bataryalı radyo kontrollü arabalar için parçalar üretmektedir.Selskabet lavede dele til den hurtigste batteridrevne, radiostyrede bil.
Parçalar bazen titreşiyor, çıkarılabilir veya değiştirilebilir olabilir.Delene er nogle gange vibrerende og kan være aftagelige eller udskiftelige.
Bütün parçalar Alan Parsons ve Eric Woolfson tarafından yazılmıştır.Den blev grundlagt af Alan Parsons og Eric Woolfson.
Bu resim aslında zaman içinde parçalara ayrılmış bir triptik'in parçasıdır.Det billede, der kendes i vore dage, er en del af et triptykon, som blev delt i flere dele.
Parçalardan üçü de Glee: The Music, Volume 1 albümünde yer aldı.Tre af numrene er også med på albummet Glee: The Music, Volume 1.
Bütün parçalar dijital olarak yenilendi.Alle sange er blevet digitalt remastered.
Parçaların çoğu kaybolmuş, pek azı elimizde kalmıştır.Mange af dem er forsvundet, eller også er der stort set intet tilbage.
Bu CD'deki parçalar, grubun eski vokalisti Johan Liiva ile kaydedilmiştir.Disse sange er med bandets tidligere forsanger Johan Liiva.
Bazı parçaları İbranice'ye çevrilmiştir.Serien blev synkroniseret i hebraisk.
Parçalar her daim şovun genel seyrinin dışında meydana gelmektedir.De finder altid sted uden for showets sædvanlige handlingsrammer.
Sonra küçük parçalara ayrılır (didilir).Den har desuden en lille forgrening (smutvej) til Seinen.
Şarkıcı Elvis Presley'den parçalar seslendirdiler.Alle sangene blev sunget af Elvis Presley.
Albümdeki parçalar, aksi belirtilmediği sürece Lennon/McCartney ikilisine aittir.Alle sangene er McCartney/Lennon-kompositioner med mindre andet er angivet.
Bu taşlar dinamit ile parçalara ayrılır.Statuerne blev derfor sprængt i stykker med dynamit.
RC4WD radio kontrollü model parçaları, araçları ve ekipmanları üreten ve satan bir firmadır.RC4WD er en producent af radiostyrede reservedele, køretøjer og udstyr.
Bu mekanizma diğer parçaların girebileceği ve hareket edebileceği temeli oluşturur.Denne danner en struktur, som de øvrige stykker passer ind i og roterer omkring.
Pişmiş toprak figürin parçaları insan ve hayvan betimlemeleridir.De mangefarvede kalkmalerier består af mennesker og dyrefigurer.
Ceviz büyüklüğünde parçalar kopartılarak beze haline getirilir.Nålene lugter af Skarntyde (eller Kørvel), når man knuser dem.
Fakat bazı parçaları hala mevcuttur.Nogle af dem eksisterer endnu.
İlk demo parçalarının kayıtlarını tekrar yaptılar.De indspillede deres første demo QED.
Et ve sebzeler eşit parçalar halinde koyulmalıdır, böylece hepsi aynı derecede ısınır.Sørg for at sværene er jævnt fordelt, så alle får samme varme.
Hece ile yazdığı parçalar nazım tekniği itibarı ile güzeldir.Senecas skrifter er meget velskrevne med stor sans for elegante stilistiske virkemidler.
Çiçek parçalarının sayısı çok değişiktir.Antallet af blomster varierer.
Kozmik, mistik parçalar ve büyü ile ilgili dualar vardır.Eliksirer handler om at blande miksturer med magiske egenskaber.
Başka bir temel ilke, bütünün parçaların toplamından daha büyük olmasıdır.Holisme siger bl.a., at helheden er mere end summen af delene.
Eserin diğer parçaları Yeryüzü Cenneti, Der Abstieg der Verdammten in die Hölle ve Cehennem adlı eserlerdir.Bibelen skelner nøje mellem dødsriget og den evig fortabelse som kaldes helvedet eller Gehenna.
Bu albümde "Sevgiliye" ve "Çeşminaz" parçalarına klip çekildi.Her offentliggjorde hun titlen på albummet: Sweetener.
Elde edilmesi ticari olarak mümkün olan parçalardan oluşmuştur.Overtagelsen blev til dels begrundet med kommercielle hensyn.
Mengele’nin deneylerinden kurtulanlar neredeyse her zaman öldürüldü ya da parçalara ayrıldı.Nesten alle som overlevde Mengeles eksperimenter, ble myrdet.
Ekosistemin önemli parçalarıdır.De spiller en viktig rolle i økosystemet.
Modüler Origami belli sayıda benzer parçaları bir araya koyarak, bütün bir model yapılmasıdır.Modulær origami består av å sette et antall like brikker sammen til en ferdig modell.
Grup ağırlıklı olarak Wishbone Ash parçaları yorumluyordu.Sammen grunnla de Wishbone Ash.
Nükleonlar, atom çekirdeğinin parçalarıdır ve 1960'lara kadar bunların temel parçacıklar olduğu düşünülüyordu.Atomkjernen er bygget opp av disse, og frem til 1960-tallet trodde man at de var elementære.
Ancak 1984 yılında plastik parçalar kaporta ile aynı renge çevrildi ve yuvarlak stop lambaları kullanıldı.I 1984 fikk plasten samme farge som karosseriet, og baklyktene ble runde.
Burada televizyon olmadan büyümüştür ve babasının klasik müzik koleksiyonundan parçalar dinlemiştir.Han så ikke på TV som liten, og brukte mye av tiden til å høre på farens klassiske platesamling.
Albümün çıkış parçaları "Estoy Aqui" ve "‎¿Dónde Estás Corazón?" dur.«Tease Me Please Me» «Is There Anybody There?»
Çiçek parçalarının sayısı çok değişiktir.Blomsterbygningen varierer mye.
Karakterinin ana parçalarını da burada ekledi.Han skal også ha bygget de eldste delene av denne.
Bu ressamların eserleri koleksiyonun önemli parçalarıydı.Lastmans kostbare malerier ble viktige samlerobjekter.
Bütün parçaları Nick Drake yazmış ve icra etmiştir.Alle sangene er fremført og skrevet av Nick Drake.
Dünya'yla çarpışsaydı muhtemelen zararsızca atmosferde parçalara ayrılacaktı.Hadde objektet truffet jorden ville den sannsynligvis ha detonert høyt oppe i jordens atmosfære.
32 Çeşitli enstrümanlar ve piyano için parçalar, op.31 Fuglefløytvariasjoner for piano, op.
Bugün geriye kalan parçaları Paris Bibliothèque Nationale'de bulunmaktadır.Av disse er fortsatt 17 i behold i Biblioteque Nationale i Paris.
Montaj için çeşitli kelepçeler ve parçalarStykkgodslasten og diverse utstyr berget.
Daha sonra ceviz, kızarmış badem parçaları ile değiştirildi.Senere ble dekket byttet ut med rødgrus.
Atom bombasının parçalarının nakliye görevi Portland sınıf Ağır Kruvazör "USS Indianapolis (CA-35)" üstlendi.USS «Indianapolis» (CA-35) var en tung krysser av Portland-klassen, tilhørende US Navy.
Diğer yandan Roma Dönemi çanak çömlek parçaları da ele geçmiştir.Imidlertid er behandling av rom preget av de samme elementer.
Geçmiş zamanlarda bu parçalar toplanır, kurutulur ve ısınmak için kullanılırdı.Dette ble brukt både til matlaging og oppvarming.
Hizmetler (parçalar, iadeler, atıklar).Bestikk (Kniver, gafler, skjeer).
Örneğin, bir kaya bazı parçalarını kaybedebilir.I alle fall noen av artene kan vandre en del.
Müzede sanat, zanaat ve tarih alanındaki parçalar sergilenir.Museet konsentrerer seg om kunst, håndverk og historie.
Günümüze sadece şiirlerinin bazı parçaları ulaşmıştır.I dag finnes kun deler av boken.
1990'larda bu çalışmalarına geri döndü ve eksik parçaları tamamladı.Han døde i 1990 og fikk ikke fullført dette arbeidet.
Dağılan parçaların ancak %1'i toplanabildi.A)Andre kilder oppgir 1 %.
Yalnız koleksiyonun bazı önemli parçaları hala Rusya'dadır.Sejumlah bagian koleksi masih ada di Rusia.
Birçok Amerikan uzay mekiği bu parçalardan herhangi birinden fırlatılmaktadır.Kebanyakan pesawat luar angkasa Amerika Serikat diluncurkan dari salah satu tempat ini.
Çocuğun dişleri ve kemik parçaları evin bacasında bulunur.Gigi dan tulang anak laki-laki itu ditemukan di cerobong asap rumah.
Hala BS-3 ait parçalar Rus Ordu tophanelerinde bulunabilmektedir.Sejumlah BS-3 masih disimpan dalam persenjataan Angkatan Darat Federasi Rusia.
İlgili Sayfalar