parçalar ile cümle
parçalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çiğnemeden parçalar halinde yutarlar.Zouden ze ons in stukjes hakken?
Geçmiş zamanlarda bu parçalar toplanır, kurutulur ve ısınmak için kullanılırdı.Het werd vroeger onder meer gebruikt voor verlichting en verwarming.
Ayrıca birçok uçak parçaları da bulunmuştur.Ook kwamen er veel reserveonderdelen mee.
Bütün parçalar Alan Parsons ve Eric Woolfson tarafından yazılmıştır.De band is opgericht door Alan Parsons en Eric Woolfson.
Büyüsü "Parçalara Ayırma Büyüsü"dür.Thema: De magie van het vergeten.
Bu genetik bilgileri içeren DNA parçaları gen olarak adlandırılır.De DNA-segmenten die genetische informatie bevatten worden genen genoemd.
Tüm parçalar Junkie XL tarafından bestelendi ve WaterTower Music tarafından 12 Mayıs 2015'te yayınlandı.Het album werd gecomponeerd door Junkie XL en werd op 10 maart 2015 uitgebracht door WaterTower Music.
Parçaların tamamını Henry Mancini bestelemişti.Zo werd hij met Henry Mancini bekend.
Audi Sport GmbH, Audi'nin yüksek performanslı araçlar ve araç parçaları üreten yan kuruluşudur.De S staat voor "Sport" wat Audi's prestatie gerichte modellen zijn.
Bu parçalar George Bush ve Tony Blair hükumetini ciddi bir biçimde eleştirmektedir.Ik deel volledig de gevoelens van mijn collega Tony Blair.
Kaynaşmış maddelerin parçalarından benzer bir nitelik ortaya çıkar ki, buna mizaç denir."Hij is dan vergelijkbaar met het vousvoyeren (het u-zeggen), als men daarbij de meervoudsvorm gebruikt.
Mime’nin yeni yaptığı kılıcı da Siegfried tek bir darbe ile parçalar.Alle andere zwaarden die hij smeedt slaat Siegfried meteen aan stukken.
Karabulut'un cesedi bir çöp konteynırında parçalara ayrılmış şekilde bulundu.Het lichaam van Ben wordt in een container gedumpt.
Bu bölge dünya üzerindeki en kararlı toprak parçalarından biridir.Het is een van de meest ongerepte plaatsen op aarde.
Fakat asıl sükse yapan "Go Now" isimli parçaları oldu.De belangrijkste ontwikkelingen spelen zich nu in wat nu Peru heet af.
Ancak tasarımdaki parçaların ne kadarının kendi üretimi olduğu bilinmemektedir.Het is nog niet bekend hoeveel van de design elementen hun weg zullen vinden naar het productiemodel.
Bu ressamların eserleri koleksiyonun önemli parçalarıydı.De werken van de impressionisten vormden het leeuwendeel van de verzameling.
Tavuk çok küçük olmamak kaydıyla parçalara ayrılır ve bir tavada tereyağında yüksek ateşte kızartılır.De uien in niet al te kleine stukken versnijden en op een matig vuur in olie aanstoven.
Fakat bazı parçaları hala mevcuttur.Sommige delen bestaan nog.
Parçalardan üçü de Glee: The Music, Volume 1 albümünde yer aldı.Twee liedjes verschenen op het album Glee: The Music, Volume 1.
2014 yılının en çok dinlenen parçalarından oldu.Het werd een van de meest succesvolle nummers van 2014.
Tüm parçalar grup üyeleri tarafından yazılmıştır.Alle afleveringen zijn ook geschreven door de leden van deze groep.
Örnek olarak kömür parçalarını alarak ateşin içine yerleştirmeye yarayan ateş-maşaları verilebilir.De blikschaar wordt bijvoorbeeld door de brandweer gebruikt om auto's open te knippen.
Daha sonra Chucky büyük bir fana düşerek parçalarına ayrılır.Reggie slaat natuurlijk helemaal door...
Ovalar ise dağlar arasına yerleşmiş küçük parçalar halindedir.Hierdoor is een klein heuvelachtig, maar vruchtbaar dal ontstaan.
Tüm parçalar Martin L. Gore tarafından yazılmıştır.Alle nummers zijn geschreven door Martin Gore.
Bunların içine yer yer küçük kaya ve blok parçaları da karışmış olabilir.Kleine delen van het gesteente kunnen loslaten, maar de ook blokken als geheel kunnen erdoor splijten.
Bu albüm AFM tarafından piyasaya sürülen parçaları kapsar.Dit album werd opgenomen door producer Pim van de Werken.
Bu parçalardan alttaki Radiant tarafı, üstteki ise Dire tarafıdır.Deze geluiden maken deel uit van het nummer As above so below.
İlk parçaları Yine Akşam Oldu, İki Yaşında, Kediler parçalarıdır.De eerste piek zou de eenjarige dieren vertegenwoordigen en de tweede piek de tweejarige.
Parçalarını Fransızca yazmış ve kaydetmiştir.De reeks is oorspronkelijk in het Frans geschreven en uitgegeven.
Levha adı verilen bu parçalar, çok yavaş olarak sürekli biçimde birbirlerine göre hareket ederler.Deze naam is te danken aan het feit dat ze zich erg langzaam voortbewegen.
Güneybatı ve kuzeybatı hollerdeki mozaik parçaları, beton plakalara döküldü.De andere vlakken (noordoost en zuidwest) zijn enigszins opgevuld met betonnen plantenbakken.
Diğer parçalar ilk demodaki şarkıların yeniden yorumundan oluşur.De openingstune van de serie komt terug in de eerste akkoorden van de song.
Fakat bazı dinsel olmayan müzik parçaları da bestelemiştir.Er zitten echter ook ongepubliceerde muziekstukken dan wel muziekfragmenten tussen.
Elektronik parçalar daha küçük geç deforme olur ve bakım gerektirmez.Breuk van kleine stukjes kaakbot geneest vanzelf weer en behoeft geen verdere behandeling.
Daha küçük kare ve dikdörtgen kâğıt parçalarını kullanarak duvarlara yerleştirdi.Men ging zo ver dat men de gewelven en muren bekleedde met tassopapier.
1980 yılında Gianni Totti bir filminde bu parçaları kullandı.In 1980 maakte Gillo Pontecorvo een film over deze aanslag.
Bu kitap İngiltere'nin en önemli parçalarından biridir.Dit is een lijst van de belangrijkste kastelen in Engeland.
Operadaki parçaların icra edilmesi... gayet zordu."De opnames van de drumpartijen waren uiterst lastig.
Albüm grubun ilk yedi albümündeki parçalardan oluşmaktadır.De serie beslaat de eerst zeven delen van de manga.
Lugosi'nin üç filminden parçalar kült televizyon dizisi Mystery Science Theater 3000'da yer aldı.Onder deze naam werd de film bespot in de televisieserie Mystery Science Theater 3000.
O ellerle bana dokunursan, seni parçalarım.Raak me niet aan met die handen of ik maak je kapot.
Bütün parçaları Nick Drake yazmış ve icra etmiştir.Wszystkie utwory napisane i zagrane przez Nicka Drake'a.
Aynı zamanda diğer saat markaları için saatler ve saat parçaları da üretmektedir.Po niej robią to zgodnie z ruchem wskazówek zegara pozostali.
Parçalardan biri olan "Leliana's Song" (Leliana'nın Şarkısı), 24 saatin altında bestelenmiştir.Jeden z utworów – „Pieśń Leliany” – skomponowany został w mniej niż dwadzieścia cztery godziny.
Müfettişler evini aradığında, vücut parçaları ve cinayete dair video kaydı bulundu.Śledczy przeszukali jego dom i znaleźli fragmenty ludzkiego ciała i nagranie morderstwa.
Albümdeki bütün parçalar Oxon'daki Courtyard Studio'da kaydedildi.Wszystkie utwory, które znalazły się na tym mini-albumie, zostały nagrane w Courtyard Studio w Oxon.
Ovalar ise dağlar arasına yerleşmiş küçük parçalar halindedir.Na niewielkim wzgórzu znajduje się kamień-pomnik jemu poświęcony.
İlk parçaları “Skylines and Turnstiles”ı 11 Eylül’de meydana gelen olaylar üzerine yazdı.Pierwszą piosenką jaką napisał, było „Skylines and turnstiles” zainspirowane atakami z 11 września.
Aynı motorları ve bazı yerlerde aynı parçalar kullanılmıştır.Oba silniki wykorzystywały te same części.
Bütün parçalar Alan Parsons ve Eric Woolfson tarafından yazılmıştır.Wszystkie utwory zostały skomponowane przez Alana Parsonsa oraz Erica Woolfsona.
Bir nesnenin parçaları veya atomları zaman içersinde değişikliğe uğrayabilir.Jednak przedmioty i ich cechy mogą zmieniać się w czasie.
Sadece büyük meteor parçaları dünyaya ulaşabilir.Małe fragmenty meteorytu mogą zawierać tylko kamacyt.
Makine parçalarının birbirine bağlantısı için de kullanılabilirler.Maszyny można także pakować jedna w drugą.
Firma en hızlı bataryalı radyo kontrollü arabalar için parçalar üretmektedir.Firma wyprodukowała części do najszybszego sterowanego zdalnie samochodu zasilanego na baterie.
Parçaların tamamını Henry Mancini bestelemişti.Wielokrotnie angażował go Henry Mancini.
Yeremya kitabına ait parçaların bir kısmı Kumran'da dördüncü mağaradaki Ölü Deniz parşömenleri'nde bulundu.Rękopis ten został znaleziony w grocie 4 w Kumran, należy więc do zwojów znad Morza Martwego.
Diğer parçalar üzerinde oynanmamıştır.W innych biegach nie brał udziału.
Daha sonra seyircilere istek parçalarını sordu ve kendisine eşlik etmelerini istedi.Następnie zapytał każdego z uczestników wyprawy o to, czy nadal chce popłynąć wraz z nim.