Ana içeriğe geç
Sözlük

pah ile cümle

pah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Dünyadaki en pahalı otellerden birisidir.Той е сред най-изисканите хотели в света.
Titanyumun cevherlerinden çıkarmak zahmetli ve pahalı bir süreç gerektirir.Построяването на ганатите е дълъг и скъп процесс.
Park Avenue, bazı tahminlere göre dünyanın en pahalı emlak fiyatlarına ev sahipliği yapmaktadır.Според изследванията, в Санта Фе е най-скъп автомобил, за да се застрахова.
İyi bir kimono çok pahalıdır.Добрият дренаж е твърде важен.
Medel'e 11 milyon pound ödeyen Galler ekibi, kulüp tarihinin en pahalı transferini gerçekleştirmiş oldu.Сумата по трансфера е €10 мил., което го прави най-скъпият трансфер в историята на клуба.
Üretimi de çok pahalıydı.Освен това производството му е сравнително скъпо.
Operasyon, Alman hükümetine 100 milyon marktan daha pahalıya mal oldu.Отразяването на Игрите струва на 100 милиона германски марки.
Ancak, biraz daha pahalıdır.Но това е доста скъпо.
Buna karşın ithalat daha pahalı hale gelir.Това прави и самите перли по-скъпи.
Bu transferle birlikte tüm zamanların en pahalı Alman futbolcusu oldu.Това е най-скъпият трансфер в английския футбол по това време.
Tedavi ise çok pahalıdır.Ваксината не е много скъпа.
Bu ilaçlar çok pahalıdır.Услугите ѝ струват много скъпо.
O çok pahalı!Това е много скъпо.
Tahta sandalye pahalıdır.Дървеният стол е скъп.
Bu yüzden geminin en pahalıya mal olan bölümüdür.Zbog toga ovi su brodovi najisplativiji.
Birleşik Krallık’taki en pahalı kahvedir.Kako se proizvodi najskuplja kava na svijetu?
Fakat Hitler'in emri, "her ne pahasına olursa oldun elde tutulacak" yönündeydi.Politika Davisove administracije bila je: "Mora biti održana pod svaku cijenu."
Bununla birlikte, bu işlem pahalı olabilecek büyük miktarda kiral paketleme malzemesi gerektirebilir.Ovaj proces zahtjeva masku koja može biti vrlo skupa.
Ayrıca oldukça pahalıydı.Bile su vrlo skupe.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Popularan je jer je siguran, dobro djeluje i ne košta mnogo novaca.
"Express Yourself", gösterime girdiği tarihe kadar çekilen en pahali video klip olarak kaydedildi."Express Yourself" je bio najskuplji snimljeni video u to vrijeme.
Tablo bu tarihe kadar satılmış en pahalı tablo oldu.U to vrijeme, to je bila najskuplje prodana slika na svijetu.
Güç tutkusu onu ne pahasına olursa olsun en üste çıkmaya itti.Politički buntovan što je za cijenu imalo njegov život.
Otizm tedavisi pahalıdır ve doğrudan olmayan maliyet oldukça yüksektir.Liječenje autizma ima velike financijske troškove, najviše indirektnih.
Kopi luwak, dünyanın en pahalı ve en az üretilen kahvesidir.Kopi luwak naziv je najskuplje vrste kave na svijetu.
SRAM çok pahalı ve hızlıdır, önbellek olarak kullanılırlar.Razmjerno su tvrde i time otporne na trošenje.
Bu yüzden üretim göreceli olarak pahalıdır.Drugim riječima, financiranje mora biti proporcionalno.
Hedefi ise paha biçilemez tarihi bir eseri bulmaktır.To znači, da je u svakom slučaju riječ o povjesnom objektu.
Köylüler, gübrenin çok pahalı olduğunu ve yetiştirilen ürünlerin para etmediğini söylemektedir.BNP ne mjeri da li proizveden novac stvarno poboljšava ljudske živote.
Alan film 12 milyon dolarlık bütçesi ile gösterime girdiği anda en pahalı animasyon filmiydi.U vrijeme objavljivanja, to je bio najskuplji animirani film proizveden, koštalo 12 milijuna dolara.
O bunun çok pahalı ve şirketi maddi yönden zorlayacağını düşünmüştür.Smatrao je da bi takav program bio prezahtjevan i preskup za tvrtku.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Hanksov sljedeći projekt bio je još skuplji.
Ona göre sevgiyi ifade etmenin tek yolu pahalı hediyelerden geçiyordu.S vremenom shvaća da je njezina ljubav zapravo bila tek ljubav prema darovima koje joj je donosio.
Ancak bu paha biçilmez maden halen çıkartılmamıştır.One ne rasipaju uzalud ovu vrijednu tekućinu.
Atlar çok pahalı, yük hayvanları da çok yavaştı.Osim toga, konji su bili relativno malobrojni i prilično skupi.
Van Gogh'un eserleri dünyanın en pahalı resimleri arasında yer alır.V súčasnosti ale patria niektoré z van Goghových malieb medzi najdrahšie maľby na svete.
Stalin, birliklere ne pahasına olursa olsun mevzilerini tutmalarını emretti.Jednotka však dostala rozkaz držať svoje pozície za každú cenu.
Film şimdiye kadar çekilen en pahalı Polonya filmidir.V čase uvedenia bol film najdrahším slovenským filmom.
Alan film 12 milyon dolarlık bütçesi ile gösterime girdiği anda en pahalı animasyon filmiydi.V čase jeho vydania to bol najdrahší animovaný film, stál 12 miliónov dolárov.
Askerleri Avrupa'dan satın alabilirsiniz ama bu çok pahalıya patlar.Mohli si nálezisko odkúpiť, to však bolo príliš drahé.
Böylece bu ücret İskoçya'da iki kulüp arasındaki en pahalı transfer ücreti oldu.Táto suma bola rekordnou sumou za prestup medzi dvoma škótskymi klubmi.
Pahalıya mal olan adetleri ve zalimce yönetimi daha çok karşıtlığa sebep oldu.Verejnosť sa od neho začala odvracať a jeho nákladné rituály a krutovláda spôsobovali ešte väčší odpor.
Bu transfer aynı zamanda Bursaspor tarihinin en pahalı transferidir.Tento prestup sa stal najdrahším v brankárskej histórii Chelsea.
Ayrıca oldukça pahalıydı.Je relatívne drahý.
Ayrıca bu transfer Türk futbol tarihi ve kulüp tarihinin en pahalı transferi olarak tarihe geçti.Tento prestup bol najdrahší v histórii klubu a belgického futbalu.
İyi bir kimono çok pahalıdır.Výroba kvalitného optického skla je veľmi nákladná.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.Musíte chrániť rukojemníka za každú cenu.
Londra bölgesinde en pahalı mülklerden bazıları bu bölgede bulunur.V meste sa nachádza niekoľko z najdrahších svetových nehnuteľností.
Trakya ne pahasına olursa olsun elde tutulacaktı.Diaľnice za každú cenu.
Chelsea, Rothen için 25 milyon $'ı gözden çıkardı ancak pahalı olduğu için transfer etmekten vazgeçti.Cosmo sa však bránil, že 5 libier im skutočne ponúkol, ale len za bezpečnú plavbu.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Praktická spolupráca bubeníka Nicka Masona bola minimálna.
Dünyanın en pahalı şehirleri arasındadır.Patrí medzi najdrahšie ulice na svete.
İpekten üretilen kitaplar ise oldukça pahalıydı.Navyše dostať ho do Vegas bolo finančne veľmi nákladné.
Fakat bu başarı, büyük kayıplar pahasına elde edilebilmiştir.Pričom sa zohľadňovalo, že úspechu bolo dosiahnuté za nízkych strát.
Van Gogh'un eserleri dünyanın en pahalı resimleri arasında yer alır.Nekatere Picassove slike uvrščajo med najdražje slike na svetu.
Tedavi ise çok pahalıdır.Poleg tega so te terapije zelo drage.
Sadece zamanın en zenginleri bu pahalı maddeden kayda değer bir miktarda sahip olabilmiştir.Le najbogatejši so si lahko privoščili skromne količine teh dragocenih izdelkov.
Kiralık devreler çok pahalı olabilmektedir.Cena strojne opreme je lahko zelo draga.
Ayrıca bu meslek, yüklü bir sermaye ister, zira hayvanlar epey pahalıdır.Potrebuje tudi nekaj v kar se lahko zateče po občutek varnosti, saj so morski prašički zelo plašne živali.
Pirus zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zafer.Pírova zmága je zmaga s pogubnimi posledicami za zmagovalca.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod