Ama ne pahasına?Mikä maksaa?
Çünkü tüfek genel satış için çok pahalıydı.Panssarivaunujen ampumatarvikkeet olivat huomattavan kalliita.
Biletler pahalı ve yer bulmak zordu.Välineet olivat kalliita ja vaikeasti hankittavissa.
Ekonomik olarak pahalı olması.Yhtiö on taloudellisesti kannattava.
Tedavi ise çok pahalıdır.Lisäksi tällainen terapia on hyvin kallista..
Tulyumun pahalı bir metal olması onun uygulama alanlarını sınırlandırır.Rodium on kallis metalli, mikä rajoittaa sen käyttöä.
Öğrenim pahalıydı.Opiskelu on maksullista.
Tabii ki bu biraz pahalıya patlayacaktı bu nedenden ötürü.Se sai vain pienen levityksen omakustannuksen takia.
Damıtma çoğu durumda çok pahalıdır.Biologiset lääkkeet ovat useimmiten erittäin kalliita.
Dünyanın en pahalı şehirleri arasındadır.Se on maailman pohjoisimpia kaupunkeja.
Renklendirme işlemi hem zaman alıcı hem de pahalı bir işlemdi.Matkanteko oli ajoittain vaivalloista ja myös kallista.
Kopi luwak, dünyanın en pahalı ve en az üretilen kahvesidir.Kopi Luwak on yksi maailman kalleimmista kahvilaaduista.
Fakat Hitler'in emri, "her ne pahasına olursa oldun elde tutulacak" yönündeydi.Hitler oli saatava hengiltä hinnalla millä hyvänsä.
Makineler ile makineyi işletmek pahalıdır.Sädehitsaukseen tarvittavat laitteet ovat kalliita.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.Olemme valmiit uhraamaan henkemme puolestasi joka hetki.
Örneğin managed dedicated serverler, daha pahalıdır.Untuvatäytteiset patjat ovat erityisen kalliita.
Pah köprüsü üzerinden ulaşım sağlanmaktadır.Liikennettä Haoran sillalla.
Camlı kondansatör: Yüksek gerilimde kullanılır ve pahalıdır.Stainer-viuluja arvostetaan korkealle, ja ne ovat kalliita.
Tağşişten sonra fiyatlar yükselirken satın alma gücü düşer, hayat pahalılığı artardı.Jos hinnat nousevat mutta tulot pysyvät ennallaan, ostovoima laskee.
Tek amacı, ne pahasına olursa olsun Kira'yı bulmak.Hallitus katsoi ainoaksi vaihtoehdoksi solmia rauha hinnalla millä hyvänsä.
Bu sefer çok pahalı Van Gogh çalacaklardır.Tällä kertaa purkkien tina sulaa hyvin.
Dünyevi zaafları insanoğluna çok pahalıya patlayacaktır.Ihmisten uhraukset isänmaalle tulevat olemaan kovat.
Gerekçesi de çok pahalı olması ve kraliyet deniz kuvvetlerinin paraya ihtiyacı olmasıydı.Tervakauppa oli tuottoisaa, ja suurvallaksi pyrkivän Ruotsin laivasto tarvitsi paljon tervaa.
Ayrıca oldukça pahalıydı.Tämä oli äärimmäisen kallista.
Neden bu kadar pahalı bir sözlük aldın?Miksi ostit noin kalliin sanakirjan?
Ne zaman hoşuma giden bir şey bulsam, hep pahalı olur.Aina kun löydän jotain, joka miellyttää minua, on se liian kallista.
Tom tam köşedeki pahalı bir restoranda suşi yedi.Tom söi sushia kalliissa ravintolassa, joka on aivan kulman takana.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Η επόμενη ταινία του Χανκς δεν ήταν λιγότερο ακριβή.
Ayrıca, Attaleiates'in yaşamı hakkında da paha biçilmez bilgi sağlar.Παρέχει επίσης πολύτιμες πληροφορίες σχετικά με τη ζωή του ίδιου του Ατταλειάτη.
Şehirlerde, taze meyveler çok pahalıydı ve nadiren tüketilirdi.Για τους κατοίκους των πόλεων τα φρέσκα οπωροκηπευτικά ήταν πολύ ακριβά κι έτσι καταναλώνονταν σπάνια.
Bu sistemler daha az pahalı bilgisayar donanımına ve daha az desteğe ihtiyaç duyarlar.Τα συστήματα αυτά απαιτούν λιγότερο υλικό υποστήριξης και χαμηλής αξίας υλικό υπολογιστή.
Yunan ırkı ise diğerlerine göre daha ölçülü,daha kaliteli,ama daha pahalıdır.Το δε ελληνικό στοιχείο υπερείχε και ποσοτικά αλλά και ποιοτικά.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.Η διαδικασία της συσκευασίας του αποθετηρίου μπορεί να είναι υπολογιστικά πολύ δαπανηρή.
Tedavi ise çok pahalıdır.Ομως η έγκαιρη θεραπεία είναι πολύ σημαντική.
Criterion DVD'ler diğer markalara göre biraz daha pahalıdırlar.Τα SMS είναι φθηνότερα από ό, τι οποιοδήποτε άλλο μέσο επικοινωνίας.
Fakat bu başarı, büyük kayıplar pahasına elde edilebilmiştir.Εν τέλει, ηττήθηκαν με μεγάλες απώλειες.
Platin de çok pahalı olmuştur.Η περγαμηνή ήταν πολύ ακριβή.
Lakin bunun çok pahalı olacağı varsayıldı.Το αποτέλεσμα κοστολογήθηκε πολύ ακριβά.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Είναι δημοφιλής, επειδή είναι ασφαλής, έχει καλά αποτελέσματα και δεν κοστίζει πολλά χρήματα.
Timur ve Pahri şehirleri tahrip edilir.Καταστρέφονται οι πόλεις Ελίκη και Βούρα.
Fakat imal edilmesinin pahalı olması bir dezavantaj oluşturur.Ωστόσο, το μεγάλο κόστος της εφαρμογής είναι αποτρεπτικός παράγοντας.
Bir KKP paketini şirkete göre kişiselleştirmek hem pahalı hem de zahmetli bir iştir.Η μετάδοση μέσω τέτοιου καλωδίου θα ήταν δαπανηρή και προβληματική.
1926'da 14 yaşındayken Dorset'te ünlü çok pahalı bir özel okul olan Sherborne Okuluna girdi.Το 1926, σε ηλικία 14 ετών, πήγε στο σχολείο Sherborne στο Ντόρσετ ως εσώκλειστος.
Kiralık hatlar ağ maliyeti yönünden pahalı bir uygulamadır.Οι μισθοί είναι σταθερό κόστος από τη φύση τους.
Atlar çok pahalı, yük hayvanları da çok yavaştı.Λιγοστά ήταν τα γίδια και πολύ λίγα τα γελάδια.
Van Gogh'un eserleri dünyanın en pahalı resimleri arasında yer alır.Διάφορα έργα ζωγραφικής του Πικάσσο συγκαταλέγονται ανάμεσα στα πιο ακριβά έργα τέχνης στον κόσμο.
Damıtma çoğu durumda çok pahalıdır.Η παρακολούθηση είναι επαρκής στις περισσότερες περιπτώσεις.
Et bu günlerde pahalı.Στις μέρες μας το κρέας είναι ακριβό.
Bu çizmeler pahalı.Αυτές οι μπότες είναι ακριβές.
AMG modelleri, her Mercedes-Benz sınıfının en pahalı ve en yüksek performanslı modelleridir.AMG-modellerne er typisk de dyreste og højest ydende biler i hver Mercedes-serie.
Genellikle tabldottan daha pahalı olur.Det bliver ofte dyrere som på DKT.
Ayrıca pahalıydı.Det var dyrt.
Bu özellik her ne pahasına olursa olsun unutulmamalıdır.Denne form må blokeres for enhver pris.
Bu sefer çok pahalı Van Gogh çalacaklardır.Derfor er pengene i Egons plan vigtige denne gang.
Böylece bu ücret İskoçya'da iki kulüp arasındaki en pahalı transfer ücreti oldu.Købet blev på det tidspunkt den dyreste handel nogensinde mellem to danske klubber.
Ama ne pahasına?Men hvilken gæld?
Tablo bu tarihe kadar satılmış en pahalı tablo oldu.Det var dermed det dyreste maleri, der nogensinde var blevet solgt.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Martin Nyrops projekt viste sig at være overraskende ringe.
Platin de çok pahalı olmuştur.Pladepanseret var meget dyrt.
Ayrıca kent, Kanada'nin en pahalı emlak fiyatlarına sahip olmasıyla da tanınmaktadır.Ligeledes er Vancouver blevet udpeget som byen med de højeste leveomkostninger i Canada.