Ana içeriğe geç
Sözlük

pa ile cümle

pa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Susan babasının ayakkabılarını parlattı.Susan shined her father's shoes.
John sormadan birkaç adet pastayı kendisi aldı.John helped himself to several pieces of pie without asking.
John Mary'ye biraz para verdi.John gave Mary some money.
John'un bir araba satın alması için yeterli para var.There is enough money for John to buy a car.
Kimse John ve Dick dışında partiye gelmedi.No one came to the party except John and Dick.
Johnsonlar parti vermeyi severler.The Johnsons love to have parties.
Pasif içiciliğin çok zararlı olduğu Johnson'ın araştırmasında açıkça gösterilmektedir.It is clearly shown in Johnson's investigation that passive smoking is very harmful.
Partide keyfinize bakın, John.Enjoy yourself at the party, John.
Joe benim parayı ödemem konusunda ısrar etti.Joe insisted on my paying the money.
Gösteri harikaydı, ama biletler çok pahalıydı.The show was wonderful, but the tickets were too expensive.
Bir düzine kremalı pasta istiyorum.I want a dozen cream puffs.
O konuşamadığı için onu bir parça kağıda yazdı.Unable to speak, he wrote it on a piece of paper.
Jack, şimdi ya Londra'da ya da Paris'te.Jack is now either in London or Paris.
Jack, evde bir kedi ve bir papağan bakıyor.Jack keeps a cat and a parrot at home.
Jack, evde bir kedi ve bir papağan besliyor.Jack keeps a cat and a parrot at home.
Jack paltosunun tozunu fırçaladı.Jack brushed the dust off his coat.
Jack'in yeni bir bisiklet satın almak için parası yok.Jack can't afford to buy a new bicycle.
Partide Jack ve Mary'nin yanındaki kimdi?Who was at the party beside Jack and Mary?
Patatesleri topladınız mı?Have you dug up the potatoes?
Size patatesleri haşlayacağım.I'll boil you the potatoes.
Sana patatesleri kaynatacağım.I'll boil you the potatoes.
Birkaç patates istiyorum. Hiç patatesiniz var mı?I want some potatoes. Do you have any?
Patateslar Japonya'ya ne zaman getirildiler?When were potatoes introduced into Japan?
Partide görüşürüz.See you at the party.
Seninle top parkında buluşacağım.I'll meet you at the ball park.
Jim de partiye geliyor.Jim is coming to the party, too.
Jim dün Paris'ten ayrıldı.Jim left Paris yesterday.
Niçin kurabiyelerini Jim'le paylaşmıyorsun?Why don't you share your cookies with Jim?
Jane partiden hoşlanıyor gibi görünüyor.Jane appears to be enjoying the party.
Jane biraz para çekmek için bankaya gitti.Jane went to the bank to take out some money.
Kot pantolonlar her şeyle gider.Jeans go with everything.
Ben kot pantolon giyersem, tamam mı?Is it OK if I go in jeans?
Sarah paralarının geri verilmesini talep etti.Sarah demanded that she be given a refund.
Sam ayın sonunda parayı ödemek için söz verdi.Sam has promised to pay the money at the end of the month.
Artık parti için her şey hazır.Everything is ready now for the party.
Partinizde kaç kişi var, efendim?How many are there in your party, sir?
Bilgisayar endüstrisi bir patlama yaşıyor.The computer industry is enjoying a boom.
Merhaba Paul.Her zamanki gibi meşgul mü?Hi, Paul. Busy as usual?
Ben böylesine pahalı bir restoranda yemek yemeği göze alamam.I can't afford to eat in such an expensive restaurant.
Ben hiç bu kadar büyük bir paraya sahip olmadım.I've never had such a large sum of money.
Böylesine büyük bir evi geçindirmek için çok para gerekir.It takes a lot of money to keep up such a big house.
Böylesine büyük bir miktarda parayı nasıl harcayacaksın?How are you going to spend such a large amount of money?
Böylesine hoş bir partide asla bulunmadım.I've never been to such a nice party.
Böylesine pahalı bir bisikleti alacak kadar delisin.You're crazy to buy such an expensive bike.
Beklediğimizden daha fazla insan partiye geldi.More people came to the party than I had bargained for.
Böyle ıvır zıvır için bu kadar çok para ödemek cinayettir.It is criminal to pay so much money for such trifles.
Önümüzdeki pazar günü Shizuoka'daki amcamı ziyaret etmeliyim.I am to visit my uncle in Shizuoka next Sunday.
Gelecek Pazar ne yapacaksın?What are you going to do next Sunday?
Bunu paket postasıyla mı göndereceksin?Are you going to send this by parcel post?
Bu parçaları elde etmesi oldukça zordur.These items are rather hard to obtain.
Bu ürünler için yeni bir pazar bulmalıyız.We have to find a new market for these products.
Bu paralar az değerlidir.These coins are of little value.
Bu hesaplarda fazla para var.There's too much money in these accounts.
Bu eski madeni paraları ondan aldım.I got these old coins from her.
Kırılabilir bu parçalar bütün risklere karşı sigortalanmalıdır.These fragile items must be insured against all risks.
Bu yararlı bir kitap, dahası pahalı da değil.This is a useful book and, what is more, it is not expensive.
Bu çok parlak.This is too bright.
Şu an sahip olduğum bütün para budur.This is all the money I have now.
Bu bana çok pahalı gibi görünüyor.It seems to me that this is too expensive.
Bu ondan daha pahalıdır.This is more expensive than that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod