Ana içeriğe geç
Sözlük

pürüzlü ile cümle

pürüzlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Nesnenin yüzeyi oldukça pürüzlü.The surface of the object is fairly rough.
Tuhaf nesnenin yüzeyi oldukça pürüzlüdür.The surface of the peculiar object is fairly rough.
Bu kağıt pürüzlü.This paper is rough.
Yol çok pürüzlü idi.The road was very rough.
Bir kedinin dili pürüzlüdür.The tongue of a cat feels rough.
Tom'un yüzü pürüzlü, çünkü onun tıraş olmaya ihtiyacı var.Tom's face feels rough because he needs to shave.
Zemin pürüzlüydü.The floor is uneven.
Kutu nispeten güvenli, pürüzlü olmayan bir kenarla bırakılır.The can is left with a relatively safe, non-jagged edge.
Pürüzlü dişli yunusun nüfusu ve dağılımı çok iyi bilinmemektedir.The distribution and population of the Rough-toothed Dolphin is poorly understood.
Metanın nerede olduğuna bakın, metan çok pürüzlü bir arazide.Look where the methane is, the methane is in a very rough terrain area.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Regularity is the contrary of roughness because the basic aspect of the world is very rough.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.This is very rough, and this is sort of smooth, and this perfectly smooth.
Pürüzlü yüzeylerde böyle yaptı.That's what she did on rough surfaces.
Pürüzlü yüzeyler için de olsa, hayvanlar pençeler ekliyor.For rough surfaces, though, animals add claws.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.We polish the rough edges of our lives so that they feel whole.
Ve yüzün pürüzlü olursa bana suç atma.And don't blame me for your skin getting rough.
Pürüzlük oranı:Roughness:
[2] [3] Türün standartlarında kıvırcık veya pürüzlü kürk yoktur.There is a clear outline with only a hint of eyebrows and beard should the dog be broken coated.
Zekası birçok pürüzlü kenarı düzeltti.His wit smoothed many rough edges.
Zirvelerin altında uzanan çok sayıda küçük kanyon ve dağ geçidi, pürüzlü dağ yamaçları mevcuttur.There are numerous small canyons and ravines, jagged mountainsides which extend far below the peaks.
Kutu nispeten güvenli, pürüzlü olmayan bir kenarla bırakılır.Die Höhlung ist von einer glatten, nichtzellulären Schicht ausgekleidet.
Pürüzlülük, bir yüzeyin karakteristik özelliklerinden biridir.La rugosité est une des caractéristiques d’une surface.
Pürüzlülük, kavraması kolay ama ölçmesi zor bir kavramdır.La rugosité est une notion facile à appréhender mais difficile à mesurer.
Elde edilen yüzey pürüzlülüğü, taşlama kalitesine yakındır.Le résultat obtenu s'approche de celui du linceul.
Bu madde cilt altı yağ dokusunun sebep olduğu pürüzlü görünüm hakkındadır.Néanmoins il demande à juger de l'effet produit par les six Jizô réunis.
Onları diğer gruplardan ayıran en büyük özellik ise, vokal Henning May'ın pürüzlü sesidir.La caratteristica principale del gruppo è la particolare voce del cantante Henning May.
Kutu nispeten güvenli, pürüzlü olmayan bir kenarla bırakılır.فيكفي للحصان التموضع في مكان آمن لا يزعجه أحد.
Pürüzlü dişli yunusun nüfusu ve dağılımı çok iyi bilinmemektedir.ووجِد أن انتشار السادية والمازوخية في عموم السكان غير معروف.
Onları diğer gruplardan ayıran en büyük özellik ise, vokal Henning May'ın pürüzlü sesidir.Особлива прикмета їх звучання — сильний, з хрипотою голос соліста Хеннінга Мая.
Pürüzlü dişli yunusun nüfusu ve dağılımı çok iyi bilinmemektedir.Relația dintre drumuri și fragmentarea habitatelor este bine documentată.
Kutu nispeten güvenli, pürüzlü olmayan bir kenarla bırakılır.Iar bijuteriile trebuie păstrate într-un loc sigur, de dorit cu lacăt.
Beyaz renkli ve yüzeyi pürüzlüdür, zamanla alttan başlayarak siyah mürekkepsi bir yapıya bozunur.颜料涂抹还有固定次序,总是从黑色开始,到紫藍色的结束。
Pürüzlü dişli yunusun nüfusu ve dağılımı çok iyi bilinmemektedir.Разстоянието и размерите на мъглявината не са добре познати.
Varzı'nın güneyinde arazi birdenbire çok pürüzlü dağlara dönüşür.Poolsaare lõunaosas muutuvad mäed kohati künklikuks tasandikuks.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.Ale dostaję dużo toalet, więc tylko trzeba potłuc je młotkiem i wtedy masz kanciaste kafelki.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.De sok WC- t kapok, úgyhogy fogok egy WC-t és egy kalapácsot, és már kész is a hullámos csempe.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.그러나 변기를 많이 얻는데, 변기들을 망치로 부수면,. 우툴두툴한 타일이 나옵니다.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.Maar ik krijg een hoop wc's, en als je een wc sloopt met een hamer, dan heb je een berg gebarsten tegels.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.Mas arranjo muitas sanitas e depois é só parti-las com um martelo. Fico com azulejos irregulares.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.Pero consigo muchos inodoros, se destrozan a martillazos, y se obtienen los azulejos con grumos.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.Seženete záchodovou mísu. Tu rozbijete kladivem a máte zvlněné kachličky.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.Але я знайшов багато унітазів, тому можна розтрощити унітаз молотком, і вийде повно горбкуватої плитки.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.Но аз взех много тоалетни чинии и ги натроших с чук, и ето ги плочките на бучки.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.Но я нашел много унитазов, поэтому можно разбить унитаз молотком, и получится полно бугорчатой плитки.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.אבל אני מקבל הרבה אסלות, אז אתה פשוט מחסל אסלה עם פטיש, ואז יש לך מרצפות בגושים.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.لكن أنا حصلت على الكثير من المراحيض، لذلك عليك فقط أن تتعامل مع المراحيض بالمطرقة، عندئذ تحصل على كتل البلاط.
Ama elimde bir sürü tuvalet vardı, ve onları bir çekiçle dövünce ettikten sonra pürüzlü fayanslarınız oluyor.ごつごつしたタイルを手に入れました この蛇口は
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Életeink durva éleit kicsiszoljuk, hogy egésznek tűnjenek.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Kita memoles tepi kasar dari hidup kita sehingga mereka merasakan keseluruhannya.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.우리는 우리의 삶의 완전하지 못한 부분들을 딲고 씻어서 더 좋게 보이게 만들죠.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Nous affinons les bords irréguliers de nos vies pour qu'ils paraissent entiers.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Polerujemy szorstkie krawędzie życia, żeby złożyć je jedną całość.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Polimos as pontas rugosas da nossa vida para que ela se sinta completa.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Pulimos las asperezas de nuestras vidas para sentirlas como un todo.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Şlefuim durităţile vieții ca să le simţim parte din întreg.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Smussiamo gli spigoli delle nostre vite per renderle più piene.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Ta đánh bóng các góc cạnh gồ ghề của cuộc đời chúng ta để chúng có vẻ nguyên vẹn hơn.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Vyhlazujeme hrubé hrany našich životů tak aby vypadaly uceleně.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.We polijsten de ruwe kantjes van ons leven, zodat ze heel aanvoelen.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Wir polieren die harten Kanten unseres Lebens, damit sie weicher werden.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod