oyuncuların ile cümle

oyuncuların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Böylece dal-yaprak grafiğine bakarak tüm oyuncuların attığı sayıları yazabildik. -Така, използвайки графиката, определихме точките на всеки един от 12те играчи.
B oyuncuları C oyuncularını işe alır.Los jugadores de segunda contratan jugadores de tercera.
B oyuncuları C oyuncularını işe alır.三流社員は四流社員を
Bu grafiğin faydalı tarafı, oyuncuların attığı sayıların dağılımını göstermesidir.E o que é útil sobre isso dá tipo de uma distribuição de onde estavam os jogadores.
Bu grafiğin faydalı tarafı, oyuncuların attığı sayıların dağılımını göstermesidir.És ami a hasznos ebben, hogy valamennyire elosztja a játékosok teljesítményét.
Bu grafiğin faydalı tarafı, oyuncuların attığı sayıların dağılımını göstermesidir.I to co jest pożyteczne w tym jest to, że on daje podział gdzie gracze byli.
Bu grafiğin faydalı tarafı, oyuncuların attığı sayıların dağılımını göstermesidir.그럼 점수의 분포를 어떻게 알 수 있을까요?
Bu grafiğin faydalı tarafı, oyuncuların attığı sayıların dağılımını göstermesidir.Užitečné na tom je to, že histogram udává přehlednější rozdělení z hlediska toho, jak si hráči vedli.
Bu grafiğin faydalı tarafı, oyuncuların attığı sayıların dağılımını göstermesidir.Полезното на този тип графики, е че ни дава информация за разпределението на играчите.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Also hat er vor den Spielern eine Kamera aufgebaut.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Așadar, a aranjat o cameră în fața jucătorilor, în timp ce aceștia se jucau.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Así que él colocó una cámara en frente de los jugadores mientras jugaban.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Colocou uma câmara em frente de jogadores enquanto eles jogavam.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Dus zette hij een camera voor gamers terwijl ze speelden.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.그래서 게이머 앞에 카메라를 설치했어요.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Meg szerette volna ragadni a játékkal kapcsolatos érzelmet.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Pour cela, il a placé un appareil photo devant des joueurs pendant qu'ils jouaient.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Quindi ha fotografato dei giocatori mentre giocavano.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Så han satte et kamera op foran spillere mens de spillede.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Så han satte upp en kamera framför spelare medans de spelade.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Stawiał aparat przed graczami podczas rozgrywki.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Vậy nên anh ta đã đặt camera trước các game thủ trong khi họ đang chơi.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu. Ve, bu klasik bir oyun duygusudur.Umístil tedy fotoaparát před hráče, kteří hráli hry, a tohle je klasická emoce při hraní.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Έτσι, έστησε μια κάμερα μπροστά από παίκτες όσο αυτοί έπαιζαν.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Затова поставил камера пред геймъри, докато играели.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.Он разместил камеру напротив геймеров, в то время как они играли.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.אז הוא הציב מצלמה מול גיימרים בזמן משחק.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.وهكذا ، وضع كاميرا أمام اللاعبين، أثناء اللعب.
Bu yüzden, oyuncuların önüne onlar oyun oynuyorken kamera kurdu.この写真はゲームにおける典型的な感情を示しています
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Chris pohti, millaisiksi jumaliksi pelaajat tulisivat.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Chris hat sich gefragt, welche Art von Gottheit die Spieler werden würden.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Chris se demandaient quels types de dieux les joueurs deviendraient.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Chris se întreba cam ce fel de zei ar deveni jucătorii.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Chris se preguntaba en qué clase de dioses se convertirían los jugadores.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Chris si stava chiedendo che tipo di Dio i giocatori sarebbero diventati.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Chris zastanawiał się, jakimi bogami staną się gracze.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.크리스는 플레이어들이 어떤 신이 될까 궁금해 하더군요.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.O Chris interrogava-se sobre em que deuses os jogadores se tornariam.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Вот Крису интересно, какого рода богами станут игроки.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Крис се чудеше в какви видове богове тези играчи ще се превърнат.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.Кріс цікавився, якими ж саме богами гравці можуть стати.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.כריס תהה לגבי אילו אלים השחקנים יהפכו.
Chris, oyuncuların ne tür tanrılar haline geleceğini merak ediyordu.كان كريس يتسائل ماهو نوع الآله التي سيكونوا عليها اللاعبين.
Daha önce yaptığım bir oyun olan "The Sims"te, oyuncuların nesne yapmayı sevdiklerini gördük.Dzięki mojej poprzedniej grze, "The Sims", zauważyłem, że gracze uwielbiają tworzyć.
Daha önce yaptığım bir oyun olan "The Sims"te, oyuncuların nesne yapmayı sevdiklerini gördük.제가 예전에 만든 "심즈"로 알게 된 것이 플레이어는 뭔가 만드는 걸 좋아합니다.
Daha önce yaptığım bir oyun olan "The Sims"te, oyuncuların nesne yapmayı sevdiklerini gördük.Ещё из предыдущей моей игры, "The Sims", мы поняли, что люди обожают создавать всякие штуки.
Daha önce yaptığım bir oyun olan "The Sims"te, oyuncuların nesne yapmayı sevdiklerini gördük.Одна річ, яку ми помітили в "Сімсах", грі, яку я розробив раніше, це те, що гравці люблять створювати.
Daha önce yaptığım bir oyun olan "The Sims"te, oyuncuların nesne yapmayı sevdiklerini gördük.משהו אחד ששמנו לב אליו עם "הסימס", שהוא משחק שייצרתי לפני כן, הוא ששחקנים אוהבים ליצור דברים.
Daha önce yaptığım bir oyun olan "The Sims"te, oyuncuların nesne yapmayı sevdiklerini gördük.شيء واحد عرفناه مع "سيمز"، هي لعبة صممتها سابقاً، يحب اللاعبون القيام بالاشياء.
Devre arasında, oyuncuların üzerine yağdırıp herkesi serinletebilir ve dakikalar içerisinde kuruyup gider.선수들에게 뿌려서 몸의 온도를 낮추고
Devre arasında, oyuncuların üzerine yağdırıp herkesi serinletebilir ve dakikalar içerisinde kuruyup gider.Tak więc, podczas przerwy mógłby padać na zawodników, ochłodzić wszystkich i wyparować w ciągu kilku minut.
Devre arasında, oyuncuların üzerine yağdırıp herkesi serinletebilir ve dakikalar içerisinde kuruyup gider.Во время перерыва можно полить игроков, все остынут, и через минуту — сухо.
Devre arasında, oyuncuların üzerine yağdırıp herkesi serinletebilir ve dakikalar içerisinde kuruyup gider.През почивката може да вали върху играчите, да охлажда всички и за минути ще изсъхне.
Devre arasında, oyuncuların üzerine yağdırıp herkesi serinletebilir ve dakikalar içerisinde kuruyup gider.זה יכול לרדת כמו גשם על השחקנים, לצנן את כולם,
Devre arasında, oyuncuların üzerine yağdırıp herkesi serinletebilir ve dakikalar içerisinde kuruyup gider.يمكن أن يرش على اللاعبين، يبرد الجميع،
Devre arasında, oyuncuların üzerine yağdırıp herkesi serinletebilir ve dakikalar içerisinde kuruyup gider.数分で乾くのです コートも傷つけません
"Eğer koçun sana, diğer oyuncuların önünde, bir kız gibi oynadığını söylese, nasıl hissederdin?""Ako by si sa cítil, keby, pred ostatnými hráčmi, keby ti tréner povedal, že hráš ako dievča?"
"Eğer koçun sana, diğer oyuncuların önünde, bir kız gibi oynadığını söylese, nasıl hissederdin?""Comment te sentirais-tu si, devant tous les joueurs, ton entraineur te disait que tu jouais comme une fille?"
"Eğer koçun sana, diğer oyuncuların önünde, bir kız gibi oynadığını söylese, nasıl hissederdin?""¿Cómo te sentirías si... ...delante del equipo... ...el entrenador te dijera que jugaste como una niña?"
"Eğer koçun sana, diğer oyuncuların önünde, bir kız gibi oynadığını söylese, nasıl hissederdin?""Cum te-ai simţi dacă, în faţa tuturor jucătorilor, antrenorul tău ţi-ar spune că joci ca o fată?"

İlgili Sayfalar