O başka oyun oynamak için ısrar ediyor.He insists on playing another game.
Bugün oyun oynamaktansa çalışmayı tercih ederim.I would rather study than play today.
Ben oyun oynamaktan bıkıyorum.I am tired from playing.
Bütün gün oyun oynamaktan başka hiçbir şey yapmaz.He does nothing but play all day.
Küçük çocuk hariç hiç kimse Tango ile oyun oynamak istemedi.No one wanted to play with Tango except the little boy.
Oyun oynamak için dışarı çıkmak ister misin?Would you like to come out and play?
Sizler bir oyun oynamak istiyor musunuz?Do you guys want to play a game?
Bir oyun oynamak ister misiniz?Would you like to play a game?
Seninle oyun oynamak için vaktim yok.I don't have time to play games with you.
Tom oyun oynamak istediğini söyledi.Tom said he wanted to play.
Bugün bütün yaptığım oyun oynamaktı.All I did today was play games.
Caddede oyun oynamak güvenli değil.It's not safe to play in the street.
Tom oyun oynamak için dışarı çıkmak istemiyordu.Tom didn't want to go out to play.
Oyun oynamak için çok yaşlıyız.We're too old to play games.
Bak Tom, oyun oynamaktan bıktım.Look, Tom, I'm tired of playing games.
Oyun oynamak ister misiniz?Do you like to play games?
Daha fazla oyun oynamak istemiyorum.I don't want to play anymore.
Çocuklar oyun oynamaktan hoşlanırlar.Kids like to play.
Tom başka bir oyun oynamak istedi.Tom wanted to play another game.
Oyun oynamak istemiyorum.I don't want to play games.
Tom'la teniste çiftli oyun oynamaktan hoşlanıyorum.I enjoy playing doubles with Tom.
Sami oyun oynamak için çıktı.Sami came out to play.
Bana oyun oynamaktan zevk alır.He enjoys playing tricks on me.
Diğer çocuklarla birlikte oyun oynamaktan çok utanıyordu.He was too shy to take part in games with the other boys.
Ancak Arlena sürekli onlarla oyun oynamaktadır.Saunders continues to play with them.
Bütün yaptığı oyun oynamak" Hepsi birbirinin aynı.“Trying to get a race win. … Everybody was doing the exact same thing.
Bir keresinde ise bir ayıyla oyun oynamak zorunda kalmıştır.On one occasion, he wrestled a bear.
Artık oyun oynamak yok Eğer ortalaman 4.0 değilse yapman gereken oturup çalışmakIf you don't have a four-point-o, what you need to be doing is studying.
Hayvanlar oyun oynamaktan hoşlanabilir. fakat izlemeyi sevmiyorlar.Animals might love to play, but they don't love to watch.
Çok fazla oyun oynamak yok.Don't play too many games.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.But some were for working, some were for playing, some were for guys to collect their things.
Bir oyun oynamak ister misiniz?Do you want to play a game?
Oyun oynamak için çok güzel bir bahçeniz ve göletiniz var.You've got a cool garden to play in and a pond.
Bazılarınız "Bu, oyun oynamak için çok fazla bir zaman " diye düşünebilir.Some of you might be thinking, "That's a lot of time to spend playing games.
Haftada 3 milyar saat oyun oynamak dünyanın acil problemlerini çözmek için neredeyse yetersizdir.Three billion hours a week is not nearly enough game play to solve the world's most urgent problems.
Böylece, birlikte oyun oynamak, bağ, güven ve işbirliğini doğuruyor.And so, playing a game together actually builds up bonds and trust and cooperation.
Dağ bisikleti sürmek olsun, kitap okumak olsun ya da bir oyun oynamak olsun farketmez.I don't care if it's mountain biking or reading a book or playing a game.
Seninle oyun oynamak keyifli oluyor.Cengiz, let's keep in touch
Göğü, yeri ve aralarındakileri oyun oynamak için yaratmadık.We have not created the heavens and the earth, and all that lies between them, out of fun.
Josh'un babası Fred, oğluyla bir oyun oynamak ister ve onu çabucak yener.Josh's father, Fred, asks to play a game with his son and swiftly defeats him.
Bütün yaptığı oyun oynamak" Hepsi birbirinin aynı.Die Aktionen stehen unter dem Motto „Alle sind gleich – jeder ist wichtig“.
Bugün oyun oynamaktansa çalışmayı tercih ederim.Hoy preferiría estudiar que jugar.
Bazı oyuncular, LAN partileri düzenlemekte veya internet kafelerde oyun oynamaktadır.Algunos grupos incluso organizan sus propios eventos de caridad o actúan en la calle para los transeúntes.
Bütün yaptığı oyun oynamak" Hepsi birbirinin aynı.Ogni cosa è ciò che fa il suo agire e il suo essere sono tutt'uno».
Sigara içmek ve oyun oynamak için kullanılan bu kahvelerin müdavimleri erkeklerdi.«Мужчинам полагалось играть в карты и курить табак.
Bütün yaptığı oyun oynamak" Hepsi birbirinin aynı.Ze zijn allemaal van één deeg: ze zijn allemaal hetzelfde.
Ancak Wyke karısının yeni aşığı ile oyun oynamak niyetindedir.Проте його дружина Емі знайшла собі коханця.
Bütün yaptığı oyun oynamak" Hepsi birbirinin aynı.שיחק בהצגה "כל הגברים אותו דבר".
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.Aber verschiedene Spiele zu spielen,ich meine da sind nicht so viele gute Spiele.
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.Dar sa incerci alt joc, nu exista prea multe jocuri bune.
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.Maar om een verschillende spel te spelen, ik bedoel er zijn niet veel goede spellen.
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.Mais jouer à un jeux différent, je veux dire qu'il n'y a pas beaucoup de bon jeux.
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.MEn att spela ett annorlunda spel, jag menar det är inte så många bra spel.
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.Nhưng để chơi một trò nào khác biệt, ý tôi là giờ không có nhiều game hay...
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.Però per giocare uno diverso, voglio dire, non ci sono molte possibilità.
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.Tapi untuk bermain permainan yang berbeda, maksudku tidak ada permainan yang bagus.
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.Зная...
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.Но играть в другие игры... я имею ввиду, что хороших игр не так много.
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.אבל לשחק במשחק שונה, אני רוצה להגיד שאין הרבה משחקים טובים
Ama farklı bir oyun oynamak, demek istediğim piyasada pek iyi oyun yok.ولكن اللعب بلعبة مختلفة ,انا أعنى إنه ليس هناك الكثير من الألعاب الجيدة