Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Dia seorang aktor. Anda melihatnya berakting.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Era actor.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Era um ator. Víamo-lo a representar.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Era un attore. L'avete visto recitare.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Er war ein Schauspieler. Man sah ihn schauspielern.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Han var skådespelare. Ni såg honom agera.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Hij was een acteur. Je kon hem zien acteren.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.그는 배우였습니다. 그가 연기하는 걸 보셨죠.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Ήταν ένας ηθοποιός. Τον έβλεπες να παίζει.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Беше актьор. Вие го видяхте да играе.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Він був актором. Ви бачили, як він грав.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.Он был актёром. Вы видели, как он играет.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.הוא היה שחקן. ראיתם אותו משחק.
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.وكان يجيد التمثيل .. يجب ان ترونه يمثل
Bir aktördü, onu oynarken gördünüz.私は 運良くそこのバルコニーで 彼の授業に
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Aber wenn sie spielen, lernen sie die Regeln der Gesellschaft und die Dynamik der Dinge.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Ale když si opravdu hrají, učí se sociální řád a dynamiku.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Ale kiedy się bawią, uczą się porządku społecznego i zasad poruszania się przedmiotów.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Dar când ele se joacă, învață ordinea socială și dinamica lucrurilor.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.És miközben játszanak, megtanulják a társadalmi rendet, és a dolgok dinamikáját.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.개미는 놀이를 할 때, 사회 질서와 사물의 역학을 배웁니다.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Maar al spelende leren ze de sociale orde en dynamiek van de dingen.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Mais quand elles jouent, elles apprennent l'ordre social et la dynamique des choses.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Ma quando giocano apprendono l'ordine sociale e la dinamica delle cose.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Mas quando estão a brincar, estão a aprender as regras sociais e a dinâmica das coisas.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Pero al jugar están aprendiendo el orden social y la dinámica de las cosas.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Tetapi ketika mereka bermain, mereka mempelajari aturan sosial dan dinamika benda.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Але коли вони граються, вони вчаться соціальному устрою та динаміці явищ.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Но когато те играят, те научават за социалния ред и динамиката на нещата.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.Но когда они играют, они изучают общественный порядок и динамику вещей.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.אולי לא ידעתם את זה, אבל כשהן משתעשעות
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.لكنه حين يلعب، فإنه يتعلم النظام الاجتماعي ، و حركية الأشياء.
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.佢哋玩嘅時候, 學會咗社會秩序同事物規律。
Bir de karıncalar oynarken, sosyal düzeni ve sosyal dinamikleri öğrenirler.社会的秩序や力関係を学びます ネズミも遊びます ご存知ないでしょうが
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.Cineva încearcă să intre mai adânc pe teren.
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.Iemand probeert dieper in het veld te komen.
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.Jeden hrá v útoku, druhý v obrane. A niekto sa pokúša dostať hlbšie do poľa.
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.하나는 공격팀, 하나는 수비팀이 되는 것입니다. 공격팀은 필드 안으로 더 깊숙히 들어가려고 할 것이고,
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.l'une jouant l'attaque, et l'autre la défense, l'une souhaitant investir le terrain plus profondément.
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.Одна захищається, інша нападає. Хтось намагається рухатися глибше в поле.
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.Одна защищается, другая нападает. Кто-то пытается прорваться вглубь поля — так можно описать парней.
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.אחת מוצבת בהגנה, השניה מוצבת במתקפה, מישהו מנסה לחדור לתוך המגרש.
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.الأول يلعب هجوم , والثاني دفاع, أحدهم يحاول التقدم إلى الوسط الملعب.
Birisi savunma oynar, diğeri hücum, birisi alanda daha da ileri gitmeyi dener.グラウンドをどんどん突き進む姿は 男性の行動を意味し
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Ich wurde eingewiesen in eine Nervenklinik, und in einer Nervenklinik macht jeder seine eigene Ein-Mann-Show.
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Mi spedirono in un reparto di psichiatria, e lì ognuno recitava per conto suo.
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Poslali ma teda na miesto, na psychiatrickú liečebňu, a tam si každý robí svoje one-man show.
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Poslali mě na léčení, na psychiatrii, a tam na oddělení má svoji one-man show úplně každý.
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Меня забрали в одно место, психбольницу, а в психбольнице, у каждого свой личный театральный выход.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Anak-anak kita bermain dengan tongkat dan batu.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Con cái chúng tôi đóng với gậy gộc và đá.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Copiii noştri se joacă cu beţe şi pietre.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Gyermekeink játszik botokkal és kövekkel.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."I nostri bambini gioca con bastoni e pietre.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Lapsemme leikkii kepeillä ja kivillä.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Naše deti sa hrá s palicami a kameňmi.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Naše děti si hraje s klacky a kameny.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Naši otroci igra s palicami in kamni.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Nasze dzieci bawi się kije i kamienie.
"Bizim çocuklar sopa ve taşlarla oynar."Nos enfants jouent avec des bâtons et des pierres.