oynamaya ile cümle

oynamaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
OYNAMAYA GELDİK. el cırpma"What the heck?
OYNAMAYA GELDİK! Çok iyi!These are the glasses I like the most.
Ve 10 yıl fazladan zamanla, belki de biraz daha fazla oyun oynamaya zamanınız olabilir.And with 10 extra years, you might even have enough time to play a few more games.
"Ah, sen kötü bir midillisin. Senin üzerine bahis oynamayacağım.""Oh, you're a bad pony, I'm not going to bet on you."
Ve bu atomik seviyede saklambaç oynamaya benziyordu.And it was like playing atomic hide-and-seek.
Ve çevirimiçi olup bu oyunu oynamaya başlayan tam anlamıyla yüzbinlerce kişi var.And it's literally, hundreds of thousands of people came online and started playing it.
Ho-Ma oynamaya gerek kaldı mı ?What's the point of Ho-Ma?
Ve bununla bir bulmaca gibi oynamaya başladım.And I started playing with it more like a puzzle.
Hamid bizim evimize geldi ve beni futbol oynamaya davet etti.Hamid came to my home and invited me to play football with him.
'Ben gitmek ve kroket Queen ile oynamaya hazır olsun,' ve o aceleyle oda.'I must go and get ready to play croquet with the Queen,' and she hurried out of the room.
-Bu oyunu ASLA tekrardan oynamayalım.Let's NEVER play that game again Paris:
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.I have no chance to make any policy whatsoever once they start playing.
Çocuklar bilgisayar oynamaya devam ettikleri sürece grafikler her geçen gün daha iyiye gidecektir.As long as kids are playing computer games, graphics is getting better and better and better.
Karelerden köprü yapamayız, çünkü tren geldiğinde böyle oynamaya başlar.We can't make a bridge with squares because the train would come, it would start doing a jig.
1 MÜZİSYEN bir döküm biz: 'Şimdi oynamaya hiçbir zaman tis.1 MUSlCIAN Not a dump we: 'tis no time to play now.
Ve oynamaya başladım, altı bin savaşın ardından, neden başarılı olduğunu anladım.And then I started to play it and six thousand battles later now I understand why it's successful.
Yüz milyonlarca cihaz oyunumuzu oynamaya hazır.Hundreds of millions of devices are ready for our game.
Kriket oynamaya devam etti.He continued to play cricket.
O gün Bay Yoon'la golf oynamaya gideceğim ama...But... I'm going to play golf with Mr. Yoon on that day.
O zaman, Robin Hood oynamaya oraya giderdik.Well, so we'd go back there to play Robin Wood
Böyle bir makinede oynamaya başladığında ne biliyorsun ki?I mean, what kind of information do you know when you walk up to a machine
Geldi ve touchpad'le oynamaya başladı.He came there and he started to fiddle around with the touchpad.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.They have fun in the moment and they keep playing in the sand.
O zaman artık oynamayacağım. ve kaleni mahvedeceğim!Then I won't play anymore. And I'll wreck your castle!
Onu kaçınarak, fakir adam biraz düşük aşağı oynamaya olduğunu bana vurduIt struck me that it was playing it a bit low-down on the poor chap, avoiding him
O çalarken, çimdikleyip sayfaya tekrar göz atabiliriz, ve film oynamaya devam eder.And while it's playing, we can pinch and peak back at the page, and the movie keeps playing.
Aslında bu materyalle çok fazla oynamayacaktık, buna dikkat ediyorduk.We were, I think, pretty conservative and not wanting to mess with the material too much...
Kendimizi geri tutuyoruz çünkü oynamaya yeterince değer vermiyoruz.We're holding ourselves back because we don't value play.
Oynamaya yeterince değer vermiyoruz.We don't value play.
Ama hayır, oynamaya değer vermediğimiz iş yerlerimize gidiyoruz.But no, now our meme goes into work where we don't value play.
Sosyal hayatta, eğitimde ve iş dünyamızda oynamaya değer vermiyoruz.In social, in education and in our business, don't value play.
İşte bu yüzden son sıradayız, çünkü oynamaya değer vermiyoruz.And that's why we're last, because we don't value play.
Rainsford, bu oyunu oynamaya değer bulacağını biliyorum.Oh, Rainsford, you'll find this game worth playing.
Sen buraya oyun oynamaya mı geldin hahh?Did you come to play around?
Eğer hazır değilseniz, "ah zavallı ben" rolünü oynamaya devam edeceksiniz.And if you're not ready you're going to stay pretending that you're just a "poor little me".
Oyun oynamaya, git!Go on, play!
Bugün golf oynamayacak mýsýn?You're not golfing today?
Bugün oynamayacak mýsýnýz?You're not playing today?
Seni golf oynamaya göndermesi korkunç.It's terrible that she makes you go play golf.
Oynamaya devam et.Keep playing.
Sonbaharda tekrar anneannemle oynamaya başladık.And I sat down with here to play that fall.
Daha önce hiç oyunu oynamamışlar. Bir daha oyunu oynamayacaklar.First player is offered a hundred dollars and is asked to propose a split:
Seoul'de sıkılıp buraya oynamaya mı geldin?Did you come to play because you were bored of Seoul?
İzinsiz geldiğim için suçluyum ama... ...ben buraya oynamaya gelmedim.I'm sorry for leaving. But I didn't come to play.
Onlarýn oyunlarý cehenneme. Artýk oynamayacađýz.You going to roll over or you going to fight?
Asıl sorun birçok kimsenin bunu oynamaya değer bir oyun olarak görmemeye başlaması.The problem is that many people start to believe that it is not a game worth playing.
Bilgisayarı hemen oynamaya zorlaForce the computer to move immediately
Bilgisayarın hareketini hesaplama işlemini durdur ve onu hemen oynamaya zorlaStop the computer's calculation of its current move and force it to move immediately
BH Cumhurbaşkanlığı eski üyesi Mirko Saroviç konu hakkında, "Birbirimizle oyun oynamayalım."Let us not play games with each other.
General Jones: NATO Balkanlar'da Önemli Rol Oynamaya Devam EdiyorGeneral Jones: NATO's Commitment Remains Strong in the Balkans
Komisyon ayrıca, "bu alanda daha etkin rol oynamaya" hazır olduğunu da belirtti.The Commission also voiced readiness to "play a more active role in this respect".
Daha isteksiz olan diğer müzeler konusunda da Türkiye daha sert oynamaya başladı.In the case of other, more unwilling museums, Turkey has started playing tough.
Yasitlari oyuncaklarla oynarken, O renklerle "oynamaya" başladı.While the other children were playing withtoys, he started to "play" with colours.
Misyon ayrıca başkalarının oynamadığı alanlarda da rol oynamaya devam etmektedir.The mission also continues to play roles in areas where others do not.
Lig'de oynamaya başlamıştır. 2003-2004 sezonu sonunda Amatör Lig'e düştü.However, at the end of the 2003-2004 season, it was relegated to the Amateur League.
1999'da Tabara adlı takıma liderlik ederek Alman birinci ligde oyun oynamaya başladı.In 1999, she played for a leading Dutch first division ladies team, Tabara.
1919'da Væddeløberen'de 32 yaşında filmde oynamaya başladı.He began acting in film in 1919 at the age of 32 in Væddeløberen.
Queensland'da Ipswich'te doğan Barty, dört yaşındayken Brisbane'de tenis oynamaya başladı.Born in Ipswich in Queensland, Barty began playing tennis at age four in nearby Brisbane.
Sušić, amatör kulüp Brotnjo'da futbol oynamaya başladı.Sušić started playing football at the local club Brotnjo.
2017 yılında Jughead Jones olarakThe CW dizisi Riverdale de oynamaya başladı.In 2017, Sprouse began starring as Jughead Jones on The CW television series Riverdale.
İlgili Sayfalar