oynamaya ile cümle
oynamaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Şu anda kendimi tenis oynamaya hazır hissetmiyorum.I don't feel up to playing tennis right now.
Tom ve Mary bu hafta birlikte tenis oynamayacak.Tom and Mary won't play tennis together this week.
Tom oynamaya geldi.Tom came to play.
Oyun oynamaya başlamadan önce ev ödevini bitirmeni istiyorum.I want you to finish your homework before you start playing games.
Eğer istersen Tom'la bowling oynamaya gidebilirsin.You could go bowling with Tom if you want.
Tom ve Mary satranç oynamaya karar verdiler.Tom and Mary decided to play chess.
Tom video oyunları oynamaya çok fazla zaman harcıyor.Tom spends too much time playing video games.
Arkadaşlarımla oynamaya gitmek istiyorum.I want to go play with my friends.
Bizimle oynamaya gel.Come play with us.
Tom yaz tatili boyunca her gün tenis oynamaya niyet ediyor.Tom intends to play tennis every day during his summer vacation.
Mary ve ben evliyken Tom ve Alice ile bowling oynamaya giderdik.When Mary and I were married, we used to go bowling with Tom and Alice.
Bizimle poker oynamayacaksan buraya oturma.Don't sit here if you're not going to play poker with us.
Tom'la golf oynamayacağım.I'm not going to play golf with Tom.
Tom'la tekrar asla golf oynamayacağım.I'll never play golf with Tom again.
Genç erkek çocuklar video oyunları oynamaya bayılıyorlar.Teenage boys love playing video games.
Seninle tahmin oyunları oynamayacağım.I'm not going to play guessing games with you.
Tom'la oyun oynamaya gitmek ister misiniz?Would you like to go play with Tom?
Onunla tenis oynamaya git.Go play tennis with him.
Neden onlarla oynamaya gitmiyorsun?Why don't you go play with them?
Neden onunla oynamaya gitmiyorsun?Why don't you go play with him?
Neden onunla oynamaya girmiyorsun?Why don't you go play with her?
Dışarıda oynamaya git. Güzel bir gün.Go play outside. It's a beautiful day.
Oyun oynamaya ne kadar zaman harcıyorsun?How much time do you spend playing games?
Tom yüzmeyi, tenis oynamaya tercih eder.Tom would rather swim than play tennis.
Ev işlerin bittiğinde arkadaşlarınla oynamaya gidebilirsin.You can go play with your friends when your chores are done.
Oynamaya devam etmek istiyorum.I want to keep playing.
Lisede voleybol oynamaya başladım.I started playing volleyball in high school.
Masumu oynamaya çalışma.Don't try to play innocent.
Biz oynamaya hazırız.We're ready to play.
Tom bugün tenis oynamayacak.Tom won't play tennis today.
Tom bu yıl oynamayacak.Tom won't play this year.
Daha iyi oynamaya ihtiyacımız var.We need to play better.
Oynamaya devam ettim.I kept playing.
Benimle oyun oynamaya çalışmayın.Don't try to play games with me.
Roger Federer, Roland Garros'ta oynamayacak.Roger Federer will not play at Roland Garros.
Tom dün bowling oynamaya gitmiş olmalı.Tom must've gone bowling yesterday.
Tom bugün tenis oynamayacağını söyledi.Tom said he wouldn't play tennis today.
Tom futbol oynamaya çok zaman harcıyor.Tom spends a lot of time playing football.
Tom video oyunları oynamaya çok zaman harcıyor.Tom spends a lot of time playing video games.
Tom yarınki oyunda oynamayacak.Tom won't play in tomorrow's game.
Onlardan hiçbir farkı yok. İyi polisi oynamaya çalışıyor sadece.She's no different from them. She's just trying to play the good cop.
Oynamaya devam et.Keep playing.
Oynamaya devam edin.Keep playing.
Üç yıl önce basketbol oynamaya başladı.He started playing basketball three years ago.
Ateşle oynamaya devam edersen bir yerini yakınca şaşırma.If you keep playing with fire you must expect to get burnt.
Buraya basketbol oynamaya geldik.We came here to play basketball.
Buraya oynamaya geldim.I'm here to play.
Plaj voleybolu oynamaya bayılıyorum.I like playing beach volleyball.
Ben Tracy'nin o anlarda olacağı kişi gibi oynamaya çalıştım.'' dedi.I tried to play her as Tracy would have been in those moments."
Yemekleri bittikten sonra, gangsterler kart oynamaya karar verdiler.After finishing their meal, the mobsters decided to play cards.
Bush, Saddam’ın değişmeyeceğini ve oyun oynamaya devam edeceğini söyler.Bush: Saddam Hussein will not change and will continue playing games.
Her oyuncu, gelişmemiş bir eyaletin İmparatoru olarak oynamaya başlar.Each player starts the game as the emperor of an undeveloped Province.
Kale, 14. yüzyıla kadar önemli bir rol oynamaya devam etti.The fortress continued to play an important role until the 14th century.
Enrico Letta'nın Dire Straits dinlemesi ve Subbuteo oynamaya düşkün olduğu bilinmektedir.Letta is known to be fond of listening to Dire Straits and playing Subbuteo.
Moser, 10 yaşında satranç oynamaya başladı.Moser started playing chess at the age of 10.
1992 yılında, Sally Potter tarafından Orlando'da I. Elizabeth'i oynamaya ikna edildi.In 1992 he was persuaded by Sally Potter to play Elizabeth I in the film Orlando.
Fakat Pacers, Lorbek ile sözleşme imzalamadı ve Lorbek Avrupa'da basketbol oynamaya devam etti.But the Pacers did not sign him, and Lorbek continued to play in Europe.
"Bir Bilgisayarı Satranç Oynamaya Programlamak" (PDF)."Programming a Computer for Playing Chess" (PDF).
1900'de, Londra'da "West End Theatre'da yan rollerde oynamaya başladı.By 1900, he was playing London's West End in supporting roles.
Rolünü oynamaya başlar başlamaz erkek kardeşi Nash kamera arkasına geçerek yardım etti.As soon as he did, his older brother Nash assisted on set behind the camera.
İlgili Sayfalar