San Marino ev sahibi olduğu iki maçıysa kendi sınırları dışında oynamıştır.San Marino have played two "home" matches outside their borders.
Samaras, tenis oynayarak Atina'nın iyi aileleri arasında büyüdü.Samaras grew up among the Athens well-connected families, playing tennis.
Maçlarını 26.638 kişilik Stadio Atleti Azzurri d'Italia'da oynamaktadır.The club stadium is the 26,638 seater Atleti Azzurri d'Italia.
Adana'da futbol 1910'lu yıllarda oynanıyordu.In Adana, the football game was played during the 1910s.
Dodig, Ben McLachlan ile birlikte oynamayı planladı, ancak sırtındaki sakatlığı nedeniyle çekildi.Dodig was scheduled to play alongside Ben McLachlan, but withdrew with a back injury.
Ilk film olarak da sırasıyla Yakuza ve polis oynar.In the first film, they play yakuza and cop, respectively.
N, Leo, Hongbin ve Ravi Brian Joo'nun "Let This Die" müzik videosunda oynadılar.N, Leo, Hongbin and Ravi were featured in Brian Joo "Let This Die" music videos.
Wallace Washington'daki çaylak sezonunda 655 sayı attı ve 1,788 dakika oynadı.Wallace scored 655 points and played 1,788 minutes during his rookie season in Washington.
Kamondo, diğer Yahudiler adına da önemli roller oynadı.Camondo was active in behalf of other Jews.
2015 yılında Max filminde Tyler Harne rolünü oynadı.He played Tyler Harne in the 2015 film Max.
Daha önce ligdeki rakibi olan Lemvig-Thyborøn Håndbold kulübünde oynamıştır.He has previously played for league rivals club Lemvig-Thyborøn Håndbold.
Bu maç Van Basten'ın da İtalyan kulübü için oynadığı son maç oldu.The match was Van Basten's final match for the Italian club.
Başrollerinde Kurt Russell, J. T. Walsh ve Kathleen Quinlan oynamışlardır.It stars Kurt Russell, J. T. Walsh, and Kathleen Quinlan.
Özgürlük için yapılan 1848-49 savaşlarında Hódmezővásárhely ulusal olaylarda önemli bir rol oynadı.In the 1848–49 fights for freedom, Hódmezővásárhely played a significant part in national events.
Şu anda ise Arrow adlı dizide oynamaktadır.He performed under the stage name Arrow.
Diğer hayvanlar, örneğin kedi ve köpekler iletimde rol oynamazlar.Other animals, such as cats and dogs, do not play a role in transmission.
Ses Kaydedici mevcut .wav dosyalarını açabilir ve oynatabilir.Sound Recorder could also open and play existing .wav files.
Maçlar 16 Ağustos ve 30 Ağustos 2007' de oynanmıştır.The matches were played on 16 and 30 August 2007.
Libya bir maç oynadıktan sonra çekildi.Ethiopia withdrew after playing one match.
Andrews Adventist teolojisinin kurulmasında kilit bir rol oynamıştır.Andrews played a pivotal role in the establishment of Adventist theology.
Ben rolünü Tony Todd oynadı.Tony Todd played the role of Ben.
Ateşle oynarsan yanarsın.If you play with fire, you're going to get burned.
Tom asla voleybol oynamayı sevmezdi.Tom never did like playing volleyball.
Tom şu anda tenis oynamıyor.Tom isn't playing tennis now.
Sanırım oyunlar oynayarak çok fazla zaman harcıyorsun.I think you waste too much time playing games.
Tom Mary ile tenis oynamak istemiyor.Tom doesn't want to play tennis with Mary.
Tom satranç oynarken sık sık kazanmaz.Tom doesn't often win when he plays chess.
Tom benimle satranç oynamak istemedi.Tom didn't want to play chess with me.
Tom bilardo oynamak istedi.Tom wanted to play billiards.
Tom, golf oynamak için burada.Tom is here to play golf.
Tom oynamak istemiyor.Tom doesn't want to play.
Hiç tenis oynamadım.I've never played tennis.
Tom bir ağacın gölgesinde oturdu, çocuklarının oynamasını izledi.Tom sat in the shade of a tree, watching his children play.
Tom arkadaşlarıyla bir masa oyunu oynadı.Tom played a board game with his friends.
Tom ve Mary tavla oynadı.Tom and Mary played backgammon.
Tom'la kart oynayarak eğlendim.I had fun playing cards with Tom.
Nasıl satranç oynanacağını bilmiyorum.I don't know how to play chess.
Kumar oynamam, içki ya da sigara içmem.I don't gamble, drink or smoke.
Tom artık kumar oynamıyor.Tom doesn't gamble anymore.
Artık golf oynamıyorum.I don't play golf anymore.
Ben futbol oynamam.I don't play soccer.
Tom oynamak için dışarı çıktı.Tom went outside to play.
Tom atlar üzerine kumar oynamaktan hoşlanır.Tom likes to gamble on horses.
Tom poker oynayarak çok para kaybetti.Tom lost a lot of money playing poker.
Tom ve Mary bütün akşam beraber kart oynadılar.Tom and Mary played cards together all evening.
Tom ve Mary bütün akşam beraber iskambil oynadılar.Tom and Mary played cards together all evening.
Tom'un annesi ona kibritlerle oynamamasını söyledi.Tom's mother told him not to play with matches.
Sami, Leyla ile oynadı.Sami played with Layla.
Sami insanlarla Tanrı'yı oynadı.Sami played God with people.
Basketbol oynamak seni daha uzun yapmaz.Playing basketball won't make you taller.
Üç top oynayabilirim.I can juggle three balls.
Tom ve Pierre, plajda arkadaşlarıyla birlikte oynamak istiyorlar.Tom and Pierre want to play with their friends on the beach.
Bir gün Tom ile tenis oynamak istiyorum.I'd like to play tennis with Tom someday.
Ateşle oynama!Don't play with fire!
Tom golf oynamakta iyi mi?Is Tom good at playing golf?
Tom golf oynamayı biliyor mu?Does Tom know how to play golf?
Tom bana tenis oynamayı öğretti.Tom taught me how to play tennis.
Tom tenis oynamakta çok iyidir.Tom is very good at playing tennis.
Tenis oynamam ama masa tenisi oynuyorum.I don't play tennis , but I play table tennis.
Arkadaşlarınızla ne sıklıkla voleybol oynayabilirsiniz?How often are you able to play volleyball with your friends?