Tenis oynamak eğlencelidir.Playing tennis is fun.
Tom futbol oynayabilir.Tom is able to play soccer.
Dün tenis oynamadılar.They didn't play tennis yesterday.
Seninle bu kahrolası tahmin oyunlarını oynamaktan bıktım.I'm sick of playing these goddamn guessing games with you.
Dil ile oynayabiliriz.We can play with the language.
Resident Evil 4, hayatımda oynadığım en güzel oyunlardan biridir.Resident Evil 4 is one of the best games I have ever played.
Resident Evil 4 şu ana kadar oynadığım en iyi oyunlardan biridir.Resident Evil 4 is one of the best games I have ever played.
O, onunla tenis oynardı.She used to play tennis with him.
O, onunla golf oynamak istedi.She wants to play golf with him.
Emet futbolla çok ilgilidir ama basitçe nasıl oynayacağını bilmiyor.Emet is very interested in soccer, but simply does not know how to play.
O günlerde, dama oynamayı severdim.Back in those days, I loved to play checkers.
Benim hakkımda bilmen gereken bir şey her cuma gecesi poker oynamamdır.One thing you should know about me is that I play poker every Friday night.
Oynamak için dışarıya çıkmadan önce lütfen işlerinizi yapın.Please do your chores before you go out to play.
Daha önce beyzbol oynamayı denedin mi?Have you tried to play baseball before?
Tom'un köpeği oynayarak onu ısırdı.Tom's dog bit him playfully.
Tom okumaktan bıktı ve dışarı çıkmak ve oynamak istedi.Tom got tired of reading and wanted to go outside and play.
Tom birlikte tenis oynayacak birini bulamadı.Tom couldn't find anyone to play tennis with.
Tom ve Mary'nin el topu oynamasını izledik.We watched Tom and Mary playing handball.
Tom Mary ile iskambil oynamaktan her zaman hoşlandığını söylüyor.Tom says that he always enjoys playing cards with Mary.
Tom Mary'nin dışarı çıkmasına ve yağmurda oynamasına izin vermeyi reddetti.Tom refused to let Mary go out and play in the rain.
Okuldan sonra tenis oynardım.I used to play tennis after school.
Ben henüz satranç oynayamam.I can't play chess yet.
Tom Mary'ye dışarıda oynanmayacak kadar sıcak olduğunu söyledi.Tom told Mary that it was too hot to play outside.
Tom uzun süre çin dominosu oynamadı.Tom hasn't played mahjong in ages.
Benimle oynamayı düşünür müsün?You think to play with me?
Beyzbol oynarız.We play baseball.
Tom'un tenis oynamayı seven bir kız kardeşi var.Tom has a sister who likes to play tennis.
Ben on üç yaşımdan beri futbol oynarım.I've been playing football since I was thirteen.
Kuralları ezbere biliyorum ama çok iyi oynamıyorum.I know the rules by heart, but I'm not so good playing.
Çocuklar oyun oynamalı.Children need to play.
Okuldan sonra beyzbol oynar.He plays baseball after school.
O, okuldan sonra beyzbol oynar.She plays baseball after school.
Amerika Birleşik Devletleri'nde insanlar mahjong'un farklı bir sürümünü oynarlar.In the United States, people play a different version of mahjong.
Mary, Oliver'in video oyunları oynamaya çok fazla zaman harcadığını düşünüyor.Mary thinks that Oliver is spending too much time playing videogames.
Şiddetli yağmur yağmaya başladı. Bundan dolayı, biz içeride oynadık.It started raining hard. Because of that, we played inside.
Şiddetli yağmur yağmaya başladığı için içeride oynadık.Because it started raining hard, we played indoors.
Genç bir öğrenciyken tenis oynardım.I used to play tennis when I was a young student.
Joseph futbol oynayamaz. Top ayağına dolaşır ve her şeyi karman çorman eder.Joseph can't play soccer. He trips on the ball and mixes everything up.
Keşke gerçekten yarın seninle tenis oynayabilsem.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Gerçekten yarın seninle tenis oynayabilmeyi diliyorum.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Biz oynadık ve güldük.We played and laughed.
O bu kuzu ile oynamaktan hoşlanır.She likes to play with this lamb.
Zamanlarını iskambil oynayarak geçirdiler.They spent their time playing cards.
Hiç domino oynadın mı?Have you ever played dominoes?
Bir tenis maçı oynayacağız.We will play a tennis match.
Bizimle tenis oynamak ister misin?Do you want to play tennis with us?
Bu çocuklar sık sık küçük sokaklarda oynarlar.These boys often play in the little streets.
"Kart oynamak istiyorum." "Ben de.""I'd like to play cards." "So would I."
Tom çantasından bir MP3 oynatıcı çıkardı.Tom pulled an MP3 player out of his bag.
Bütün günü çocuklarımla oynayarak geçirdim.I spent the whole day playing with my kids.
Tom beni yenemezsin.Küçükten beri tenis oynarım.You can't beat me, Tom. I've been playing tennis since I was a kid.
Tom atlar üzerine bahis oynar.Tom bets on horses.
Doğruluk mu cesaret mi oynayalım.Let's play truth or dare.
Biraz futbol oynayalım.Let's play some football.
Saklambaç oynayalım.Let's play hide and seek.
Başka bir oyun oynayalım.Let's play another game.
Sizler bir oyun oynamak istiyor musunuz?Do you guys want to play a game?
Dama oynamak istemiyorum.I don't want to play checkers.
Biz çocukların oynadığını gördük.We saw the children playing.
Tom onunla satranç oynamamı istedi, bu yüzden oynadım.Tom wanted me to play chess with him, so I did.