Dirhaborn onları oyalamak için savaşıyor heryerdeler !Дирхаборн... задержит их... орки кругом!
Ey sizler, kılıçtan kurtulanlar, Kaçın, oyalanmayın! RABbi anın uzaktan, Yeruşalimi düşünün!››I som er undkommet fra sverdet, dra bort, stans ikke, kom Herren i hu fra det fjerne land og minnes Jerusalem!
Ey sizler, kılıçtan kurtulanlar, Kaçın, oyalanmayın! RABbi anın uzaktan, Yeruşalimi düşünün!››칼을 면한 자들이여 서지 말라 행하라 원방에서 여호와를 생각하며 예루살렘을 너희 마음에 두라
Ey sizler, kılıçtan kurtulanlar, Kaçın, oyalanmayın! RABbi anın uzaktan, Yeruşalimi düşünün!››Вие, избягали от ножа, идете, не стойте; Помнете Господа от далеч. И нека дойде Ерусалим на ума ви.
Ey sizler, kılıçtan kurtulanlar, Kaçın, oyalanmayın! RABbi anın uzaktan, Yeruşalimi düşünün!››פלטים מחרב הלכו אל תעמדו זכרו מרחוק את יהוה וירושלם תעלה על לבבכם׃
Ey sizler, kılıçtan kurtulanlar, Kaçın, oyalanmayın! RABbi anın uzaktan, Yeruşalimi düşünün!››ايها الناجون من السيف اذهبوا لا تقفوا اذكروا الرب من بعيد ولتخطر اورشليم ببالكم.
Ey sizler, kılıçtan kurtulanlar, Kaçın, oyalanmayın! RABbi anın uzaktan, Yeruşalimi düşünün!››你 們 躲 避 刀 劍 的 要 快 走 、 不 要 站 住 . 要 在 遠 方 記 念 耶 和 華 、 心 中 追 想 耶 路 撒 冷
Ey sizler, kılıçtan kurtulanlar, Kaçın, oyalanmayın! RABbi anın uzaktan, Yeruşalimi düşünün!››你 們 躲避 刀劍 的 要 快走 、 不 要 站住 . 要 在 遠方記 念 耶和華 、 心中 追想 耶路撒冷
Hey, oyalanmayın.Älkää vetelehtikö.
Hey, oyalanmayın.Ehi, non curiosate in giro.
Hey, oyalanmayın.Eh, no os entretengáis.
Hey, oyalanmayın.Ei, não se demorem.
Hey, oyalanmayın.Nie marudźcie.
Hey, oyalanmayın.Stå inte och häng.
Hey, oyalanmayın.Stå nu ikke bare der og glo.
Hey, oyalanmayın.Μη χασομεράτε.
Hey, oyalanmayın.Не будем терять время.
"İki kez, efendim. O oyalanmak ajite ortaya çıktı. ""두번습니다. 그는 하찮은 동요 나타났다. "
"İki kez, efendim. O oyalanmak ajite ortaya çıktı. ""مرتين ، يا سيدي. وبدا هو المهتاج تافه ".
"İki kez, efendim. O oyalanmak ajite ortaya çıktı. ""何が、酔っぱらった?"
İstediğim zaman bedenlerini okşayarak oyalıyorum kendimi.Divertendomi ad accarezzare questi corpi.
İstediğim zaman bedenlerini okşayarak oyalıyorum kendimi.Divirtiendome acariciando sus cuerpos a voluntad.
İstediğim zaman bedenlerini okşayarak oyalıyorum kendimi.Διασκεδάζω χαϊδεύονταs τα κορμιά τουs.
İstediğim zaman bedenlerini okşayarak oyalıyorum kendimi.Лаская те тела, какие захочу.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Di dalam keaslian dirinya yang paling dalam, dia juga sangat menyukai ketrampilan dengan jarum.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Diep vanbinnen hield hij van borduren. (Gelach)
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.En lo más profundo de sí le encantaba el encaje de aguja.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.În felul său autentic îi plăcea să facă broderie la gherghef.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.I sitt innersta autentiska jag, älskade han också att brodera.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Jego wielką, głęboką pasją było haftowanie. Jego wielką, głęboką pasją było haftowanie.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.그의 깊은 곳 진정한 자아에서, 그는 바늘로 수놓는 자수를 좋아하기도 했습니다.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Mélyen, az ő hamisíthatatlan énjében imádott hímezni.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Nel profondo del suo cuore amava anche il ricamo.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.No fundo do seu autêntico eu, ele também adorava ponto-de-cruz.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Ở trong sâu thẳm con người, anh ấy yêu thích thêu thùa.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Sein tiefes, authentisches Selbst liebte die Stickerei.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Tout au fond de lui-même, il aimait aussi la broderie.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Ve svém nitru také miloval vyšívání.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Vo svojom autentickom vnútri, miloval vyšívanie.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Μέσα στον άκρως αυθεντικό εαυτό του, τρελαινόταν να κεντάει. (Γέλια)
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Глубоко в своем подлинном я, он также любил вязание.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Дълбоко в най-истинската си същност, той обичал и куките.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.בעצמיות האותנטית העמוקה שלו, הוא גם אהב תפירה.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.كان متصالحٌ جداً مع دواخله .. ايضا كان يحب التطريز بالابر ..
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.彼は刺繍も好きだったのです 編み物も好きでした
Keskin nişancılar yerini alsın diye oyalıyor musun yoksa?Albo grasz na zwłokę, żeby snajperzy zajęli pozycje.
Keskin nişancılar yerini alsın diye oyalıyor musun yoksa?Eller ser du till att prickskyttarna hinner ta sikte?
Keskin nişancılar yerini alsın diye oyalıyor musun yoksa?Eller sørger du for, at snigskytterne når at tage sigte?
Keskin nişancılar yerini alsın diye oyalıyor musun yoksa?¿O estás haciendo tiempo para que los francotiradores se pongan en un buen lugar?
Keskin nişancılar yerini alsın diye oyalıyor musun yoksa?Oppure stai prendendo tempo perché i cecchini prendano posizione?
Keskin nişancılar yerini alsın diye oyalıyor musun yoksa?Ou estás a queimar tempo até os snipers se posicionarem?
Keskin nişancılar yerini alsın diye oyalıyor musun yoksa?Yritätkö pelata aikaa, että tarkka-ampujat ehtivät asemiin?
Keskin nişancılar yerini alsın diye oyalıyor musun yoksa?Ή κερδίζεις χρόνο για τους ελεύθερους σκοπευτές;
Keskin nişancılar yerini alsın diye oyalıyor musun yoksa?Или ты тянешь время до тех пор, пока снайперы не займут позиции?
Kutsal tacın levhasını saf altından yaparak üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü yazdılar.A spravili bliašok svätej koruny z čistého zlata a napísali naň písmom ako ryty na pečati: Sväté Hospodinovi.
Kutsal tacın levhasını saf altından yaparak üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü yazdılar.그들이 또 정금으로 거룩한 패를 만들고 인을 새김같이 그 위에 (여호와께 성결)이라 새기고
Kutsal tacın levhasını saf altından yaparak üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü yazdılar.On fit d`or pur la lame, diadème sacré, et l`on y écrivit, comme on grave un cachet: Sainteté à l`Éternel.
Kutsal tacın levhasını saf altından yaparak üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü yazdılar.ויעשו את ציץ נזר הקדש זהב טהור ויכתבו עליו מכתב פתוחי חותם קדש ליהוה׃
Kutsal tacın levhasını saf altından yaparak üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü yazdılar.وصنعوا صفيحة الاكليل المقدس من ذهب نقي. وكتبوا عليها كتابة نقش الخاتم. قدس للرب.
Kutsal tacın levhasını saf altından yaparak üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü yazdılar.他 用 精 金 作 聖 冠 上 的 牌 、 在 上 面 按 刻 圖 書 之 法 、 刻 著 歸 耶 和 華 為 聖