oval ile cümle
oval kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tüm tapirlerin kulakları beyaz uçlu ve ovaldir.Les oreillons sont parfaitement ovales et blancs.
Bugünkü yeri düz ve ovalıktır.Aujourd'hui tout est calme et décent.
Japonya'da Honşu'nun kuzey yarısında, nemli ovaların aşağı taraflarında endemiktir.Les oiseaux se trouvant au Japon migrent, au moins partiellement, au sud d'Honshū.
Omuzlarımı ovalayabilir mısın?¿Me puedes frotar los hombros?
Neptün'ün yüzeyinde, gökbilimcilerin fırtınaların oluşturduğunu düşündüğü büyük koyu ovaller vardır.Neptuno tiene grandes óvalos oscuros en su superficie que los astrónomos creen que son tormentas ahuracanadas.
Bu devir, geniş lav ovalarının oluşumu ile nitelenir.Este periodo está marcado por la formación de extensas llanuras de lava.
Böylelikle Kuzey Amerika’daki Kolomb öncesi ovalar ortaya çıkmıştır.También eran ya conocidas en la América pre-colombina.
Pirinç ekimine ovalarda az miktarda yer verilir.Ocasionalmente al relleno de arroz se añadían pequeñas cantidades de carne.
Arazisi çoğunlukla dağlıktır, kıyıda dar ovalar vardır.Su terreno es mayormente montañoso, con planicies en las costas.
Bir kenarı oval üçgen şeklindedir.El sonido es una onda tridimensional.
Şekilleri ise ovalden çubuğa kadar değişkenlik göstermektedir.Esta es la forma que tiene al mutar desde la larva.
Antik çağda, ovalar ve tümsekler pek az yerleşimciyle sahipti.En la era ancestral, sus llaneras estaban habitadas muy escasamente.
Bu kavanoz ovalanarak üretilen elektriğin depolanmasına imkan sağlamaktadır.Esto obliga a que las locomotoras estén preparadas para admitir electrificación bitensión.
Bu ovalar bir delta harfine yani hemen hemen bir üçgene benzer.Pero lo interesante sobre El Mundo Oscuro, es que ya es casi como completar una trilogía.
Anayurtlarında da yaşamlarını büyük ölçüde kıyılarda ve ovalarda sürdürürler.Entonces los grupos que vivían sobre sus costas debían migrar hacia lugares más altos y seguros.
Aynı zamanda geçmişten günümüze arkeolojik kalıntıların kaldığı ovalardan biridir.Asimismo, abarca el mayor número de restos arqueológicos encontrados hasta la fecha.
Oranlar: Önden bakıldığında boş oval şekildedir.Exteriores: en cualquier lugar al que se mire, se ven carteles vacíos.
Sıkıştırılmış kar da (örneğin, Antarktika ovaları) yaklaşık% 80'dir.Una distesa di neve compatta (ad esempio, le pianure dell'Antartide) si colloca attorno all'80%.
Bunların en büyükleri Engürücük ve Gemlik ovalarıdır.Avranno il perdono e ricompensa immensa.
Bu zaferden sonra Herakleios Arakses Nehri'ni geçti ve öbür taraftaki ovalarda kamp yaptı.Dopo questa vittoria, Eraclio attraversò il fiume Arasse e si accampò nelle pianure dall'altra parte.
Vietnam'a girerek ve Viet Tri'deki ovalara ulaşır.Ed ora, entriamo, se ti piace, nel villino Vidya.
Alçak ovalar ve platolar birbirini tamamlar.I vini e i piatti s'influenzano l'un l'altro.
Geleneksel olarak Alpenliebe tatlıları sert, oval şekilli fakat yassıdır.Tradizionalmente le caramelle Alpenliebe sono dure, di forma ovalizzata ma schiacciata.
Ovalar tamamıyla açıktır.Le ali sono chiare.
Bu kavanoz ovalanarak üretilen elektriğin depolanmasına imkan sağlamaktadır.Queste curve sono utili nella scelta delle unità di produzione di energia elettrica da fornire.
Oval larva şekilleri bulunmaktadır.L'ovario ha delle forme ovoidi.
Şekli bir oval madalyon gibidir.La forma della medaglia è ovale.
Oval bir meyve yapısına sahiptir.Ha il potere di creare una seta di ragno.
Şehrin adının anlamı "Büyük Ovalar"dır.Il nome della città significa "monte di Dio".
Ovalar, ülkenin üçte ikisini kaplarlar.Sfollati i due terzi della città.
Geniş çayırlık ovalar, son derece biyolojik çeşitlilik barındıran savanlar.Permette vasche con elevata biodiversità.
"Dalaman ve Eşen Ovaları".Donne e buoi dei paesi tuoi.
Uzun, oval kulakları birbirlerine yakındırlar.Le orecchie sono lunghe e ben separate tra loro.
Oluşum süreci bakımından, bunlar da dağ eteği (piedmont) ovalarına benzerler.Горыня — подобный горе́, громадный, несокрушимый; также — живущий в горах.
İlin büyük bir kısmı ovalık-düzlüktür.Большая же часть бояр, однако, встречает Грозного покорно.
Pirinç ekimine ovalarda az miktarda yer verilir.В природе выделяется в небольшом количестве рисом.
Kuzeyde Suriye ovalarına kadar ulaşır.Захват Северной Сирии.
Parlak yay ve noktalar ana ovallerin içerisinde düzensiz bir şekilde bulunurlar.Яркие дуги и пятна время от времени появляются внутри основных овалов.
Tampon çıtaları ovalleştirilmiştir, ön panjurlar farların çizgisine uyarlanmıştır.Передние уроневралии расширены, перекрывают боковые поверхности предхвостовых позвонков.
Ayşe (Şükran Ovalı): 30'lu yaşlarında bir psikologtur.深瀬 Фукасэ) — хулиган-старшеклассник, которому уже исполнилось 30 лет.
Uzun, oval kulakları birbirlerine yakındırlar.Вечное эхо друг друга.
Göl şekli ovaldir: Фuzunluk 1,4 km, genişlik — 0,3—0,5 km, yüzölçümü ise 0,55 km².Форма озера овальная: длина 1,4 км, ширина — 0,3—0,5 км, площадь 0,55 км².
Ovalar birbirine boğazlarla bağlanmıştır.При этом все неровности поверхности притираются друг к другу.
Ergin dişileri oval ya da üçgen şeklindedir.Зубы на сошнике расположены в форме полумесяца или треугольника.
Ovalar tamamıyla açıktır.Следовательно, все слоги открытые.
Calakmul, Maya ovalarında yer alan saklı şehirlerin en büyüklerinden birisidir.كانت كالاكمول إحدى أكبر وأقوى مدن المايا القديمة التي كشف عنها في أراضي المايا المنخفضة.
Bu ovalara dağ içi ovaları denir.كل هذه المناطق يمكن أن نسميها مناطق جبلية.
Ovalar ise dağlar arasına yerleşmiş küçük parçalar halindedir.فالمصامدة هم أهل الجبال بالمغرب الأقصى إلا قليلا منها وغيرهم في البسائط.
Pirinç ekimine ovalarda az miktarda yer verilir.ببعض الأماكن أخذ الأرز مكان الجريش بالكثير من الأطباق.
Evliya Çelebi ise “Dağlarından yağ, ovalarından bal akar.” demiştir.ويوجد فيها جبل الحمة "حمة ماكسين" قال الشاعر حميد الوافي: ولقد بحمة ماكسين ذكرتها/ أنثى ولكن ليس كالفتيات .
İlin ovaları az, fakat çok verimlidir.النتيجة النهائية قد تكون صغيرة ولكنها مفيدة.
Güneye idoğru yükseklikler azalmakta ve ovalık alanlar görülür.Contudo, para sul, a aculturação desvanece.
Brezilya topografyası da çeşitlidir ve tepeler, dağlar, ovalar, yaylalar ve ovalar içerir.A topografia brasileira também é diversificada e inclui morros, montanhas, planícies, planaltos e cerrados.
Bu dar döngüsel bölgeler Jüpiter’in ana auroral ovallarına tekavül etmektedir.Estas regiões circulares correspondem às principais ovais de auroras de Júpiter.
Alçak ovalar ve platolar birbirini tamamlar.As cordas graves e os pratos juntam-se a eles.
Antik çağda, ovalar ve tümsekler pek az yerleşimciyle sahipti.Na Idade Antiga, suas planícies eram muito pouco povoadas.
Evliya Çelebi ise “Dağlarından yağ, ovalarından bal akar.” demiştir.O rabino Johanan disse: "Há montanhas, planícies e vales.
Blue Mountains dahil Dağlar, içerilere hakimdir ve dar kıyı ovaları ile çevrilidir.Montanhas, incluindo as Montanhas Azuis, dominam o interior da ilha.
Geniş çayırlık ovalar, son derece biyolojik çeşitlilik barındıran savanlar.As encostas são abruptas, com enorme biodiversidade.
Bu kavanoz ovalanarak üretilen elektriğin depolanmasına imkan sağlamaktadır.Note que este valor é independente da resistência geradora de ruído.