oturmanı ile cümle
oturmanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Oturmanı istiyorum.I want you to sit down.
Oturmanızı istiyorum.I want you to sit down.
Benimle oturmanı istiyorum.I want you to sit with me.
Sana oturmanı söylemedim.I didn't tell you to sit.
Dik oturmanın sırtın için zararlı olduğunu duydum.I've heard that sitting up straight is bad for your back.
Bana bilgisayarımda çalışırken saatlerce oturmanın sırtım için zararlı olduğu söylendi.I've been told that sitting for hours working on my computer is bad for my back.
Burada oturmanı istiyorum.I want you to sit here.
Burada oturmanı kim söyledi?Who told you to sit here?
Burada oturmanı ve sessiz olmanı istiyorum.I want you to sit here and be quiet.
Tamam, Steve, buraya, masanın arkasına oturmanı istiyorum.KB: OK, Steve, I want you to take a seat, right behind here.
Bu toplantılarda benimle beraber oturmanız sizde sadece artan bir tefekkür yaratmaktadır.Sitting with me in these discourses is nothing but creating more and more meditativeness in you.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Sir, you must be seated.
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››"Is it a time for you yourselves to dwell in your paneled houses, while this house lies waste?
Bir zamana kadar yeryüzünde oturmanız, oradan rızıklanmanız mukadder.On earth will be a dwelling place for you and an enjoyment for a time."
Burada birazcık oturmanı istiyorum.Я хочу, чтобы ты посидел здесь.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Bon voyage. - Oui, donne mon sac.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Meneer, u moet gaan zitten.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Monsieur, asseyez-vous.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Pane, musíte sedět.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Señor, tiene que estar sentado.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Señor, usted debe estar sentado.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Sir, du måste sitta.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Thưa anh, mời anh quay trở về chỗ ngồi của mình.
- Bayım, oturmanız gerekiyor. - Uçak kalkıyor. Açın şu...Počakajte, gospod.
- Bayım, oturmanız gerekiyor. - Uçak kalkıyor. Açın şu...- سيد، يجب أن تجلس - إفتحي باب الخروج
- Bayım, oturmanız gerekiyor.Господине, седнете.
- Bayım, oturmanız gerekiyor.- Мистер, сядьте пожалуйста.
Bunu sekizle çarpın. İşte bu TV'den uzakta oturmanız gereken mesafe.După care trebuie să înmultești cu opt, și asta este distanța la care trebuie să stai față de TV.
Bunu sekizle çarpın. İşte bu TV'den uzakta oturmanız gereken mesafe.Entonces, deben multiplicar esa cantidad por 8, y esa es la distancia a la que deberían sentarse del TV.
Bunu sekizle çarpın. İşte bu TV'den uzakta oturmanız gereken mesafe.Il faut tout simplement multiplier ça par huit, pour déterminer la distance à laquelle il faut s'asseoir.
Bunu sekizle çarpın. İşte bu TV'den uzakta oturmanız gereken mesafe.Przekątną ekranu, np. 13, 19 cali, mnożymy przez 8 i mamy odległość, z której powinno się oglądać telewizję.
Bunu sekizle çarpın. İşte bu TV'den uzakta oturmanız gereken mesafe.И след това трябва да умножите това по осем и това е дистанцията, на която трябва да стоите от телевизора.
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Aber eure Zeit ist da, daß ihr in getäfelten Häusern wohnt, und dies Haus muß wüst stehen?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››"¿Acaso es tiempo de que vosotros habitéis en vuestras casas enmaderadas mientras que esta casa está en ruinas
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Acaso é tempo de habitardes nas vossas casas forradas, enquanto esta casa fica desolada?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Är då tiden kommen för eder att själva bo i panelade hus, medan detta hus ligger öde?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Či je čas pre vás, aby ste vy bývali vo svojich vykladaných domoch, kým je tento dom pustý?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››,,Dar pentru voi a venit oare vremea să locuiţi în case căptuşite cu tavan, cînd Casa aceasta este dărîmată?``
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Er det da Tid for eder at bo i Huse med træklædte Vægge, når dette Hus ligger øde?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Er det tid for eder til å bo i eders bordklædde hus, mens dette hus ligger øde?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Est-ce le temps pour vous d`habiter vos demeures lambrissées, Quand cette maison est détruite?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Ideje-é néktek, hogy ti mennyezetes házakban lakozzatok, holott ez a ház romban áll?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Izali wam jest czas, abyście mieszkali w domach waszych listwowanych, a dom ten aby pusty stał?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Jest-liž vám čas, abyste vy seděli v domích svých taflovaných, a dům tento pustý stál?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››이 전이 황무하였거늘 너희가 이 때에 판벽한 집에 거하는 것이 가하냐
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Nay có phải là thì giờ các ngươi ở trong nhà có trần ván, khi nhà nầy hoang vu sao?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Nay có phải là thì_giờ các ngươi ở trong nhà có trần ván , khi nhà nầy hoang_vu sao ?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››"Onko sitten aika teidän asua panelilla kaunistetuissa huoneissanne, kun tämä huone on rauniona?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Za vas same pa je čas, da prebivate v svojih z deskami obitih hišah, hiša ta pa bodi pusta?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Ειναι καιρος εις εσας, να κατοικητε σεις εν τοις φατνωτοις οικοις σας, ο δε οικος ουτος να ηναι ερημος;
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››а вам самим время жить в домах ваших украшенных, тогда как дом сей в запустении?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Време ли е сами вие Да живеете в своите с дъски обковани къщи, Докато тоя дом остава пуст?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››העת לכם אתם לשבת בבתיכם ספונים והבית הזה חרב׃
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››هل الوقت لكم انتم ان تسكنوا في بيوتكم المغشّاة وهذا البيت خراب.
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››這 殿 仍 然 荒 涼 、 你 們 自 己 還 住 天 花 板 的 房 屋 麼
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››這殿 仍然 荒涼 、 你 們 自己 還 住 天花板 的 房屋麼
Bu temelli olarak Finlandiya’da oturmanıza ve de Finlandiya’da çalışmanıza bağlıdır.En ello influyen vivir de forma permanente en Finlandia y tener trabajo.
Bu temelli olarak Finlandiya’da oturmanıza ve de Finlandiya’da çalışmanıza bağlıdır.Lorsque vous faites une demande de prestations sociales, Kela examine si vous avez droit à ces prestations.
Bu temelli olarak Finlandiya’da oturmanıza ve de Finlandiya’da çalışmanıza bağlıdır.På detta inverkar ditt stadigvarande boende och arbete i Finland.
Bu temelli olarak Finlandiya’da oturmanıza ve de Finlandiya’da çalışmanıza bağlıdır.Tähän vaikuttaa vakinainen asuminen sekä työskentely Suomessa.
İlgili Sayfalar