Sen hala oturmayı öğrenmek zorunda kalacaksın.You'll have to learn to sit still.
Oturmak ister misin?Would you like to sit?
Bir şeyin üstüne oturdum ve onu kırdım.I sat on something and broke it.
Oturma odasındaki herkes televizyon izliyor.Everyone is in the living room watching TV.
Rahatça oturun.Sit comfortably.
Otur orada.Sit there.
Kıpırdamadan otur.Sit still.
Buraya otur.Sit here.
Kız kardeşim benim yakınımda oturmuyor.My sister does not live near me.
Hadi burada bir bankta oturalım.Let's sit here on a bench.
Uzun süre oturdum.I sit down for so long.
O kadar uzun oturdum ki.I sit down for so long.
Oturmak için önde bir yer bulalım.Let's find somewhere to sit at the front.
Tom bugün 8 saattir bilgisayarının önünde oturuyor.Tom has been sitting in front of his computer for 8 hours today.
O, onun yatağında onun yanında oturdu.He sat beside her on her bed.
Neden efendi bir çocuk olup oturmuyorsun?Why don't you be a good boy and sit down?
Tom ateşin yanında yalnız oturdu.Tom sat alone by the fire.
Tom odasında yalnız oturdu.Tom sat alone in the room.
Tom kanepede tek başına oturdu.Tom sat alone on the couch.
Tom oturma odasında tek başına.Tom is alone in the living room.
Tom bir köşe masasında tek başına oturdu.Tom sat alone at a corner table.
Tom barda tek başına oturuyordu.Tom was sitting alone at the bar.
Tom bir bankta tek başına oturuyordu.Tom was sitting alone on a bench.
Tom odasında tek başına oturuyordu.Tom was sitting alone in his room.
Tom mutfak masasında tek başına oturdu.Tom sat alone at the kitchen table.
Tom Mary'nin sırasında yalnız oturduğunu gördü.Tom saw Mary sitting alone at her desk.
Neden karanlıkta yalnız oturuyorsun?Why are you sitting alone in the dark?
Tom dairesinde yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone in his apartment.
Tom bekleme odasında yalnız oturuyor.Tom is sitting alone in the waiting room.
Tom başka boş odada tek başına oturdu.Tom sat alone in the otherwise empty room.
Tom bir puro içerken verandada tek başına oturdu.Tom sat alone on the porch smoking a cigar.
Tom yarısı boş bir şişe şarapla yalnız başına oturdu.Tom sat alone with a half-empty bottle of wine.
Tom orada o ağacın altında yalnız oturuyor.Tom is sitting alone under that tree over there.
Tom odasında yalnız oturdu, telefonun yanında bekliyordu.Tom sat alone in his room, waiting by the phone.
Karanlıkta burada yalnız oturarak ne yapıyorsunuz?What're you doing sitting here alone in the dark?
Tom Mary'yi beklerken karanlıkta yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone in the dark waiting for Mary.
Tom beş saattir o odada yalnız oturuyor.Tom has been sitting in that room alone for five hours.
Tom bir köşe standında yalnız oturuyordu, öğle yemeğini yiyordu.Tom was sitting alone in a corner booth, eating his lunch.
Ne kadar yalnız hissettiğim hakkında düşünmemeye çalışarak sadece orada oturdum.I just sat there trying not to think about how alone I felt.
Mary içeri girdiğinde Tom mutfak masasında yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone at the kitchen table when Mary walked in.
Neden sadece hepiniz oturmuyorsunuz?Why don't you all just take a seat?
Neden masada oturmaya gitmiyorsun?Why don't you go sit down at the table?
Neden oturmuyorsun?Why don't you have a seat?
Neden sadece Tom'la oturmuyorsun?Why don't you just sit with Tom?
Neden oturup benimle bir içki içmiyorsun?Why don't you sit and have a drink with me?
Neden bir süre oturmuyorsun?Why don't you sit down for a moment?
Neden burada bir dakika oturmuyorsun?Why don't you sit here a moment?
Niçin buraya oturmuyorsun?Why don't you sit here?
Neden kanepede orada oturmuyorsun?Why don't you sit right there on the couch?
Buraya otursana.Why don't you take a seat here?
Buraya otursanıza.Why don't you take a seat here?
Neden dik oturmayı denemiyorsun?Why don't you try sitting up?
Siz ikiniz neden oturmuyorsunuz?Why don't you two just sit down?
Öğretmen ve ben karşı karşıya oturduk.The teacher and I sat down face to face.
Mary'yi, aynanın önünde oturup saçlarını fırçalarken gördüm.I saw Mary sitting in front of a mirror brushing her hair.
Git otur.Go sit down.
Tom oturmuş.Tom is seated.
Tom oturuyor.Tom is sitting.
Tom oturmuş kaldı.Tom remained seated.
Tom oturmaya devam etti.Tom remained seated.