Muzaraa: Ziraat ortakçılığı demek olup en az iki kişinin tarım alanında ortaklaşa iş yapmasıdır.According to him, human life is enough to be professional at least in two spheres.
Koyluler zaman zaman bu agalara ortakcilik yapmistir.It is meant to engage commuters in their moments.
Öğrencilerin çoğu ortakçı ailelerden geliyordu ve birinci nesil üniversite öğrencileriydi.Many of the students were from sharecropper families, and were first-generation college students.
Eski köleler ücretli işçi, kiracı çiftçi () veya ortakçı oldu ().They were joined by many poor whites, as the population grew faster than the economy.
Birçok Sünni toprak sahibi, Nusayri ortakçıları denetledi.Many Sunni landlords oversaw Alawi sharecroppers.
Plantasyonda çalışmaya devam etti, ama şimdi bir ortakçı olarak.He continued to work on the plantation, but now as a sharecropper.
Babası ortakçı bir tarım işçisi idi.Mein Vater war ein sehr engagierter Landarbeiter.
Koyluler zaman zaman bu agalara ortakcilik yapmistir.Die Männchen beteiligen sich nur gelegentlich daran.
Az bir bölümü ortakçı eliyle işletilir.Pochi lavori sono ascrivibili esclusivamente alla sua mano.
Muzaraa: Ziraat ortakçılığı demek olup en az iki kişinin tarım alanında ortaklaşa iş yapmasıdır.Utgångspunkten är att minst två personer på något sätt samverkat vid tillkomsten av ett medverkansobjekt.
Çiftliklerde yaşayan ortakçılar kendi aralarında evlenebilir, çocuk sahibi olabilirlerdi.Černí služebníci se mohli mezi sebou ženit a vychovávat rodiny.
Ortakçı kullar ilk kez Orhan Bey döneminde görülmüşlerdir.Primele medrese au fost ridicate în timpul domniei lui Orhan.
14. İrfan Ortakçı.11. Nemzeti Cégtár.
14. İrfan Ortakçı.14. Linja-autoliitto.
Babası ortakçı bir tarım işçisi idi.Njihov otac je radio kao poljoprivredni mehaničar.