organizma ile cümle

organizma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
"Evrim Yolu ile Hastalık Hapan Organizmaları Akıllıca Tasarlamak""Using Evolution to Design Disease Organisms Intelligently."
Zararlı organizmaları nasıl daha az zararlı hale getirebiliriz?How can we make the harmful organisms more mild?
Başlangıçta da belirttiğim gibi konuşmaya ishale neden olan organizmalar ile başlayacağım.And I'm going to be talking, to begin with, as I said, about diarrheal disease organisms.
Bazen hastalık yapan organizmalar konağın hareketliliğine ihtiyaç duymazlar.Sometimes, you get disease organisms that don't rely on host mobility at all for transmission.
Bir diğer deyişle, bu veriler bu organizmaları evcilleştirebileceğimizi gösteriyor.In other words, this suggests that we could domesticate these organisms.
Sıklıkla bir şehrin bir çok açıdan yaşayan bir organizmaya benzediği söylenir.It's often been said that a city is like a living organism in many ways.
Bu gördüğünüz, küçük bir organizmanın haritası, genitalium mikoplazması.This is the map of a small organism,
Deinococcus radiodurans adında bir organizma vardır; üç milyon rad radyasyon alabilir.Deinococcus radiodurans that can take three millions rads of radiation.
Bunu yapan binlerce organizma biliyoruz.We have thousands of organisms that can do this.
Bu organizmalar tamamen kuru ortamlarda bulunabilirler. Havasız yerlerde yaşayabilirler.These organisms can be totally desiccated; they can live in a vacuum.
Bu, 1996'da tanımladığımız bir organizma.This is an organism we described in 1996.
Ve ilk çok hücreli organizma ortaya çıktı. [600 milyon yıl önce]And the first multi-cellular organism was born.
İkiyanlı bedenin ilk ortaya çıktığı organizma yassı kurttu.In flatworms..... a new, bilateral body plan, first appeared.
Bu, bir şeyi, bir düşünceyi bir organizmadan öğrenmek ve sonra onu uygulamaktır.This is learning something, learning an idea, from an organism and then applying it.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.It happens near, in and near, the organism's body.
Burada iki tane su toplayan organizma görüyorsunuz.Here are two organisms that pull water.
Organizmalardan öğrenemek.Learning from organisms.
Ve gerçekten, bu diğer organizmaların da yaptığı bir şey.And really, that's what other organisms do as well.
Ekosistemlerde bir organizmanın atığı o sistemdeki başka bişey için besin olmaktadır.In ecosystems, the waste from one organism becomes the nutrient for something else in that system.
Ve bu 2,000 ton kütleye sahip yaşayan bir organizmadır.And this is a living organism that has a mass of at least 2,000 tons.
Sonuç olarak da hücreyle mitakondri beraber evrim geçirip tek bir organizma haline gelmişlerdir. .And so they started evolving together. And they turned into one organism.
Bu geçici ölüm fikri sadece hücreler ve küçük garip organizmalar için değil.So these ideas of suspended animation are not just about cells and weird, little organisms.
Bunu farklı organizmalarda da görebiliyoruz.We can see it in a variety of different organisms.
Birçoğunuz bilmeyebilir ama mantarlar karada yaşamaya başlayan ilk organizmalardır.Most of you may not know that fungi were the first organisms to come to land.
420 milyon yıl önce, bu organizma vardı.420 million years ago, this organism existed.
Bu gezegendeki en büyük organizma, bir hücre duvarı kalınlığındaki miselyum örtüsü.The largest organism on the planet is a mycelial mat, one cell wall thick.
Organizma ve çevre arasındaki ilişki karşılıklı.So the relationship between the organism and the environment is transactional.
Çevre organizmayı yetiştiriyor. Organizma ise karşılığında çevreyi oluşturuyor.The environment grows the organism, and in turn the organism creates the environment.
Organizmalar bu dünyada rastgele bulunuyor değiller.It isn't that organisms by chance came into this world.
Diğer yandan bu dünya, organizmayı yetiştiren bir çevre.Put it rather, this world is the sort of environment which grows organisms.
Burada oturan bizler de birer organizmayız. Bu hadiseye biz de dahiliz.We're involved in it.
"Cansız maddelerden, taşlardan ve ıvır zıvırdan oluşmuş dünyada yaşayan canlı bir organizmayım ben.""I am a living organism in a world made of a lot of dead junk, rocks and stuff."
Yeryüzündeki organizmaların büyük bir çoğunluğu bilim için hala bir bilinmez konumundadır.The great majority of organisms on Earth remain unknown to science.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.This is the breakdown product of the bedrock, that organisms are busy munching their way through.
Ve dolayısıyla biyo-yenilenme açık bir şekilde bunlar gibi organizmalardan geliyor.And so, the obvious avenue for bio-remediation comes from organisms like this.
Bu gezegende yaşayan organizmalardan size zaten bahsettim.I've just told you about organisms that live here on this planet.
Ve içleri boşaldığı zaman organizmalar için yaşam alanı haline geliyorlar.And when they hollow out, then they become habitats for organisms.
Son olarak, canlı organizmalar tarafından üretilen metan gazı da Mars'ta bulunuyor.Finally, Mars has plenty of methane, a gas producted by living organisms.
Karbonat organizmaları için sonuçları var.There's consequences for carbonate organisms.
Ve ben DNA tanımlar nasıl detaylara girmeyeceğim bir organizmadır.Ես շատ չեմ խորանա, թե ինչպես է ԴՆԹ-ն սահմանվում ինչ է կենդանի օրգանիզմը:
Bunlar nasıl kompleks bir organizma oluşturur? En basit cevap şudur:And the reason why they talk about amino acids is because those are the building blocks of proteins.
Süper organizmalar sadece bireyleri çalışarak anlaşılamayacak özelliklere sahiptirler.Superorganisms have properties that cannot be understood just by studying the individuals.
Sequoia sempervirens, Dünya üzerinde yaşayan en uzun canlı organizmadır.Sequoia sempervirens is the tallest living organism on Earth.
Sekoyayı, yaşayan canlı bir organizma olarak nasıl hayat ettiğinizi öğrenmek istiyorum.I'm going to ask you to imagine what a Redwood really is as a living organism.
Ama onu bir çeşit büyük organizma olarak da düşünebiliriz.But we can also think about it as kind of a large organism.
Dünyadaki her organizma... ...mirasını burada saklıyor... ...hareketli bir kütüphanede.Every organism on Earth... ...contains as its inheritance and legacy... ...a portable library.
En basit organizma, bir virüs bile... ...10,000 bit ile açıklanabiliyor.The simplest organism, a virus... ...needs only about 10,000 bits.
Aslında organizmayı tanımlayan başka bir yol düşünemiyorum. .I can't imagine any other way to actually define an organism.
Sarı kısım, organizmanın evrimsel DNAsı.The yellow is the organism's historic DNA.
Bazen kodladığında, diğer organizmanın DNAsının küçük bölümleriyle uğraşır. .Sometimes when it codes, it takes up little sections of the other organism's DNA.
Yani aslında olan, bir organizmanın DNAsını kesip başka bie organizmaya taşımak. .So it's actually cutting parts of DNA from one organism and bringing it to another organism.
Ve bu DNAyı başka bir organizmaya enjekte edebilir.And infect that DNA into the next organism.
Ve gerçekten bu organizmalar arası zıplayan DNAya sahipsiniz. .So you actually have this DNA, this jumping, from organism to organism.
Haşereler - altı bacaklı organizmalar ve örümcekler ya da maytlar, sekiz bacaklı organizmalar.Let's have a look at that.
GDO'lar yok, genetiği değiştirilmiş organizmalar, her neyse.There are no GMOs -- genetically modified organisms -- whatsoever.
Sonra, yaşayan organizmaları eklemeye hazırız.And then we're ready to add the living organism.
Ve organizmaların, sizi temin ederim, tüm öncelikleri düzen içindedir.And the organisms, I promise you, have all of their priorities in order.
Organizmalar CO2'yi bir zehir olarak görmüyorlar.Organisms don't think of CO2 as a poison.
Kabuk ve mercan yapan organizmalar CO2'yi bir yapı bloğu olarak görüyorlar.Plants and organisms that make shells, coral, think of it as a building block.
Bunların hiçbiri organizmaları kullanmıyor.None of these are using the organisms.
İlgili Sayfalar