org ile cümle

org kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Sarıyla gösterilmiş alan, hipokampla başlıyoruz ki bu hafıza organıdır.So we'll start with the hippocampus, shown in yellow, which is the organ of memory.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.In fact, it attracted accolades from multinational organizations because of its economic growth.
Onlar doktor, muhalif, sanatçı ve organizatörlerdi.They were doctors and dissidents, artists and organizers.
Haşereler - altı bacaklı organizmalar ve örümcekler ya da maytlar, sekiz bacaklı organizmalar.Let's have a look at that.
GDO'lar yok, genetiği değiştirilmiş organizmalar, her neyse.There are no GMOs -- genetically modified organisms -- whatsoever.
Ama organlar beklemez. Onlarla vedalaşamadan ameliyata girdim.But organs don't wait, and I went into surgery before I could say goodbye.
Keşke daha organize olabilseydi."I just wish it were more organized."
WITNESS PROTESTOLARDA VİDEO ÇEKİMİ NASIL YAPILIR DEĞİŞİM İÇİN BİR VİDEO KILAVUZU witness.orgWlTNESS HOW TO FlLM PROTESTS A VlDEO FOR CHANGE GUlDE witness.org
Satsang DVD'sinden video alıntısı - Özgürlük Arzusu - 11 Mart 2011 www.mooji.orgVideo Extract from Satsang DVD - Urge for Freedom - 11th March 2011 www.mooji.org
Orgazm sırasında, dopamin seviyesi zirveye ulaşır.That's why casual sex isn't so casual.
Seks dürtüsünü öldürdüğünde, orgazmı da öldürüyorsun.And when you kill the sex drive, you kill orgasm.
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.And when you kill orgasm, you kill that flood of drugs associated with attachment.
Stroma da burada bulunur. Bu da birçok organelde görebileceğimiz standart bir zar.And this is just a kind of standard membrane that we see in a lot of organelles.
Bu da birçok organelde görebileceğimiz standart bir zar.But this is actually a membrane within an organelle.
Ancak bu aslında organelin içinde bulunan bir zar.And then maybe there will be a phospho-bilipid layer.
Sonra, yaşayan organizmaları eklemeye hazırız.And then we're ready to add the living organism.
Organik olduğu için, her tür kimyasalın eklenmesini en aza indirmeye çalışmakta oldukça hevesliyim.Since it's organic, I'm really keen to try and minimize the addition of any chemicals.
Meyve ve sebze lekelerini kullanarak organik desenler yaratabiliyorum.Using fruit and vegetable staining, create organic patterning.
TED'i organize etmenin zor olduğunu düşünüyorsunuz.You think TED is hard to organize.
Ve organizmaların, sizi temin ederim, tüm öncelikleri düzen içindedir.And the organisms, I promise you, have all of their priorities in order.
Organizmalar CO2'yi bir zehir olarak görmüyorlar.Organisms don't think of CO2 as a poison.
Kabuk ve mercan yapan organizmalar CO2'yi bir yapı bloğu olarak görüyorlar.Plants and organisms that make shells, coral, think of it as a building block.
Bunların hiçbiri organizmaları kullanmıyor.None of these are using the organisms.
Sadece organizmaların tariflerinin kopyalarını kullanıyorlar.They're really only using the blueprints or the recipes from the organisms.
Bu organizmalar; kendilerini, kendi elektrik yüklerine karşı nasıl yalıtıyorlar?These organisms, how are they insulating against their own electric charge?
Adı AskNature.org.It's called AskNature.org.
"Bu organizmadan ne öğrenebiliriz?""What can we learn from this organism?"
Ve bu bilgi AskNature.org'a gidiyor.And that information will go into AskNature.org.
The only thing left is to organize Kerim's and this girl's wedding.The only thing left is to organize Kerim's and this girl's wedding.
AcademicEarth.org da harika üniversite dersleri var.There are great college lectures out on AcademicEarth.org.
Bence herhangi bir organizasyon ya da insanın yer alabileceği bir fenomen.It's a phenomenon that I think any organization or individual can tap into.
Bu organizatörler, birbirlerini görüyor ve birbirlerinden öğreniyorlar.And these organizers, they're seeing each other, they're learning from each other.
Yani bu, hareket halindeki insan süper organizmasının bağlayıcı dokusudur.I mean, this is the connective tissue of the human superorganism in action.
TEDxKibera organizatörlerinden birisiyim.I'm one of the organizers of TEDxKibera.
Örgü örmeyi seviyordu.He loved knitting.
Bunlara örgüsel ağ deniyor.These are also called mesh networks.
Fırtına olduğunda, ayakta kalan tek iletişim sistemi örgütsel ağ sistemiydi.When the hurricane happened, the only communication system standing was the mesh network.
Hepsi, örgütsel ağ erişimli.Again, all mesh-enabled.
Örgütsel ağların güzelliği; Çok ucuza bu aygıtlara sahip olabilirsiniz.So, the beauty of mesh networks: you can have these very low-cost devices.
Bir hayal edin, Lagos'taki her bir otobüsü bu örgütsel ağın bir parçası olarak.Imagine if every one of these buses in Lagos was part of the mesh network.
Elbette, yaşayan organizmalardan bahsediyorum.I'm talking, of course, about living organisms.
Yaşayan organizmalar kimyasal şekilde ortaya çıkarlar.Living organisms are created by chemistry.
Yani DNA yaşayan organizmaları nasıl yapma konusunda bilgi taşıyor.So, DNA contains information about how to make living organisms.
Yaşayan organizmalar yapacak yeni yollr biriktirir, çünkü bu hataların bir kısmı işe yarar.It's accumulating new ways of making living organisms because some of those errors work.
Orgazm, otonom sinir sisteminin bir refleksi.Orgasm is a reflex of the autonomic nervous system.
Üreme organlarının uyarılması -- bu kadarı bariz.Genital stimulation.
Literatürde diz orgazmı diye bir ifade vardır.There is such a thing as a knee orgasm in the literature.
Diş fırçalarken yapılan karmaşık duyusal motor eylem ile alakalı bir şey orgazmı tetikliyormuş.Something in the complex sensory-motor action of brushing her teeth was triggering orgasm.
Orgazma yol açan bütün bu hareketin kendisiymiş.No. It was the whole, you know, motion.
Kitabımın üzerinde çalışırken, düşünerek orgazm olabilen bir kadınla görüşme yapmıştım.(Laughter) When I was working on the book, I interviewed a woman who can think herself to orgasm.
"Peki," dedim, "ölü bir insanda gerçekten de orgazmı tetikleyebilir misiniz?"(Laughter) I said, "So, could you conceivably trigger an orgasm in a dead person?"
Ama yine de orgazm olur -- (Gülüşmeler) her şeye rağmen.But it would be an orgasm -- (Laughter) nonetheless.
Alabama Üniversitesi'nde, orgazm üzerine çalışan bir araştırmacıya bu konuda bir öneride bulundum.There is a researcher at the University of Alabama who does orgasm research.
Orgazm ağzı kokutabilir."(Laughter)
Orgazm, doğurganlığı başka bir şekilde arttırıyor olabilirThere's another way that orgasm might boost fertility.
Kenya gibi düşük gelir düzeyine sahip ülkelerde halen bu denli yerleşmiş bir organizasyon yok.No -- low-income countries like Kenya still don't have that level of organization.
Ve ilk defa bir organın transplante (nakil) edilişini gösteriyor.And it shows the first time an organ was ever transplanted.
Böbrek gerçekten de insana nakli yapılan ilk organdır.The kidney was indeed the first organ ever to be transplanted to the human.
Ama büyük bir organ eksikliğimiz var.But we have a major shortage of organs.
Son on yılda organ bekleyen hastaların sayısı iki kat arttı.In the last decade the number of patients waiting for a transplant has doubled.

İlgili Sayfalar