Sanırım sebebi şu; çünkü hepimiz oralarda bir şeyler olduğunu hissediyoruz.Я считаю, что причина в том, что мы осознаем, что что-то происходит.
Sanırım sebebi şu; çünkü hepimiz oralarda bir şeyler olduğunu hissediyoruz.כעת, נראה לי שזה משום שכולנו מרגישים שמשהו קורה שם.
Sanırım sebebi şu; çünkü hepimiz oralarda bir şeyler olduğunu hissediyoruz.والآن أعتقد أن السبب هو آننا جميعاً نشعر أن هناك شيئاً ما يحدث هناك.
Sanırım sebebi şu; çünkü hepimiz oralarda bir şeyler olduğunu hissediyoruz.この所で何かが起きていると 皆が感じているからだと思います 移行が起きていると 実感していて
Sessiz bir yalnızlık... Cennetin oralardaCalma mis preguntas 21 00 A través del cielo
Sessiz bir yalnızlık... Cennetin oralardaΗ σιωπηλή μοναξιά γαληνεύει τις ερωτήσεις μου.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.지난 3년간, 경기 침체기의 한 가운데서, 저는 45개국을 여행하며 학교와 기업들과 함께 일하였습니다.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.E se tiver mais sucesso, serei mais feliz.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.Przez 3 lata podróżowałem do 45. różnych krajów, pracując ze szkołami i firmami w środku kryzysu finansowego.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.За останні три роки я побував у 45 країнах, де працював зі школами та компаніями у розпал економічної кризи.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.За последние 3 года я побывал в 45 странах, в разных школах и компаниях в разгар экономического кризиса.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.בשלוש השנים האחרונות, נסעתי ל 45 מדינות שונות, עבדתי עם בתי ספר וחברות באמצע המשבר הכלכלי.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.في السنين الثلاثة الاخيرة, سافرت إلى 45 دولة مختلفة أشتغل مع المدارس والشركات في وسط الانكماش الاقتصادي
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.学校や不況下の企業とともに 取り組んできました 気づいたのは ほとんどの企業や学校で
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Da mesma forma, esperar-se-ia o oposto das estrelas jovens, não deveriam existir aí nenhumas.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Del mismo modo, o en contraste, las estrellas jóvenes, simplemente no deberían estar ahí.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Genauso die jungen Sterne, oder im Gegenteil, die jungen Sterne sollten nicht da sein.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.마찬가지로 또는 대조적으로 젊은 항성은 거기 있을 수가 없을 겁니다.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.La fel sau în contrast, stelele tinere, ele nu ar trebui să fie deloc acolo.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Likaledes, för de unga stjärnorna, eller i motsats till, de unga stjärnorna ska helt enkelt inte vara där.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Naopak, mladé hvězdy by tam být neměly.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Nie powinno być tam za to młodych gwiazd. Nie powinno być tam za to młodych gwiazd.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Op dezelfde manier, of in tegenstelling daarmee zouden de jonge sterren die zouden daar niet moeten zijn.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Par contre, pour les jeunes étoiles, elles ne devraient juste pas être là.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Per le stesse ragioni , al contrario, le stelle giovani non dovrebbero esserci.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Tương tự cho những ngôi sao trẻ, hoặc khác biệt với những ngôi sao trẻ chúng không nên ở đó.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Ομοίως, για τα νεαρά άστρα, ή αντιθέτως, τα νεαρά άστρα, απλά δεν θα έπρεπε να βρίσκονται εκεί.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Аналогично... или напротив, молодых звёзд тут просто не должно быть.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.І навпаки - молодих зірок тут просто не може бути.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.Подобно, за младите звезди - или в контраст, младите звезди, те просто не трябва да са там.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.באותו אופן, עבור כוכבים צעירים, או בניגוד לכך, הכוכבים הצעירים, הם פשוט לא אמורים להיות שם.
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.علـى نفس النمط، للنجوم الشابة، أو بشكل تبايني لا يجب أن تكون هناك
Ve genç yıldızlar da, tam tersi, oralarda olmamalı.そこには存在するはずがない ブラックホールは、星の揺籃に関しては、親切な隣人ではありません
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.A někde tam nahoře by se žába mohla proměnit v prince a mohly by se dít podobné magické věci.
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.A niekde tam hore by bola šanca, že žaba sa premení na princa alebo sa stanú podobné čarovné veci.
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.En ergens daarboven is er misschien een kikker veranderd in een prins en nog wat gelijkaardige magische zaken.
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.I gdzieś tam byłaby szansa, aby żaba zamieniła się w księżniczkę, czy zaistniała inna podobna "magia".
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.만약에 그렇다면 그건 바로 여기라야 됩니다. 그리고 저기 위 어딘가에는 개구리가 왕자가 되거나 그와 유사한 마술 같은 일이 일어날 가능성도 있습니다.
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.Och det är ungefär lika sannolikt som att en groda förvandlas till en prins eller liknande magiska saker.
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.Şi undeva sus ar fi şansa ca o broască să se transforme într-un prinţ şi alte lucruri magice asemănătoare.
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.И ещё где-то появился бы шанс лягушке превратиться в царевну и прочим подобным волшебным вещам.
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.И някъде в този край на спектъра би била вероятността, че жаба ще се превърне в принц и подобни магични неща.
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.ובמקרה זה, כאן. ואז אולי יש גם סיכוי שצפרדע תהפוך לנסיך, ודברים קסומים כגון זה.
Ve oralarda bir yerlerde, bir kurbağanın prense dönüşmesine benzer büyülü şeyler için bir şans olabilirdi.その中には、カエルが王子様に変身するような 魔法が起きる可能性も含まれるでしょう もしも生命が発生した惑星が全宇宙でひとつだけなら
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.A volte, li porto in luoghi che la gente non ha mai sentito nominare perché sono sott'acqua.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Czasem zabieram ich w miejsca, o których ludzie nie słyszeli, bo są pod wodą.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.때때로 저는 이들을 사람들이 전혀 들어 보지 못한 곳으로 데려가기도 합니다. 물속이니까요.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Nebo je někdy vezmu na místa, o kterých lidé nikdy neslyšeli, protože to je pod vodou.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.O, a veces, los llevo a lugares de los que la gente nunca ha oído porque están bajo el agua.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Oder aber ich besuche mit ihnen Orte von denen Menschen noch nie gehört haben, weil sie unterwasser liegen.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Of, soms breng ik hen naar plaatsen waar mensen nog nooit van gehoord hebben omdat ze onder water zijn.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Ou, às vezes eu levo-os para lugares de que as pessoas nunca ouviram falar por serem subaquáticos.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Uneori îi duc în locuri de care oamenii nu au auzit pentru că sunt subacvatice.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Vagy néha olyan helyekre viszem őket, amikről az emberek soha nem hallottak, mert víz alatt vannak.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Или иногда я отправляю их в места, о которых люди никогда не слышали, потому что они под водой.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Или, понякога ги отвеждам на места, които хората никога не са чували, защото те са под водата.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.או לפעמים אני לוקח אותם למקומות למקומות שאנשים אף פעם לא שמעו עליהם כיוון והם מתחת למים.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.واحيانا ااخذهم الى عدة اماكن تحت المياه لم يسمع بها الناس
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.海中のある場所に連れて行ったり 例えば 大西洋中央海溝に スキーに連れて行ったり
Yoksa oralarda benden daha güzel bir prenses mi buldun?Egy külföldi hercegnővel? Szebb nálam?