Onların köpekleriyle birlikte orada olduğunu biliyorsun.They're over there, you know, with their dog.
Onların en büyük kız kardeşi henüz evli değil.Their oldest sister still hasn't gotten married.
Onların çıktığını gördük.We saw them leave.
Onların bir bebeği olacak.They're going to have a baby.
Onların hepsi hatalarına güldü.They all laughed at their error.
Onların hepsi stratejilerinin bir parçası.It's all part of their strategy.
Ben onların siyasi konumunu paylaşıyorum.I share their political position.
Onların yaralarını gördüğümüzde şaşırmıştık.We were astonished when we saw their wounds.
Onları ayrı ayrı sarar mısınız?Could you wrap them up separately?
Onların duvarına bak.Look on their wall.
Tom onları dikkatli bir şekilde izledi.Tom watched them carefully.
Tom onları dikkatlice izledi.Tom watched them carefully.
Biz onların güvenliğini önemsemiyoruz.We care about their safety.
Hepimiz onları buluruz.We all find them.
Onların uğradığını göreceksin.You will see them come by.
Ben onların kaba davranışlarına alınıyorum.I resent their rude attitude.
Onların kaba davranışı beni kızdırır.Their rude behavior makes me angry.
Onların işi bana iyi görünüyor.Their work seems good to me.
Onların Avrupa'da otoriteleri var.They have authority in Europe.
Kan ve şiddet onları büyülüyor.Blood and violence fascinate them.
Onların pek çok arkadaşı var.They have many friends.
Onların ne düşündüğünü sorma. Onların ne yaptığını sor.Don't ask what they're thinking. Ask what they're doing.
Ben onların ikisi arasında yazı tura atmak zorunda kaldım.I had to toss up between two of them.
Onların anladığını sanmıyorum.I don't believe they understood.
Onların hepsi onun ölümünden bahsediyorlar.They're all talking about his death.
Bize onların hepsinin aile fotoğrafları gösterildi.We were shown all of their family photos.
"Biz onların düğününe davet edildik." "Öyle mi? Pekala, onlara ne alacaksınız?""We were invited to their wedding." "Is that so? Well, what are you going to get them?
Onlar onların yaptığı evleri kullanarak mesajı geçtiThey passed on their message using the houses they built.
Annem onların bir kız kardeşidir.My mother is a sister of theirs.
Onların her ikisi de aynı mı?Are they both the same?
Onlar tatildeyken onların komşuları köpeğe baktılar.While they were away on vacation, their neighbors looked after the dog.
Bu şeyleri hâlâ kullanmam gerekiyor bu yüzden onları götürme.I still need to use these things, so please don't take them away.
Onların sizi aldatmasına izin vermeyin.Don't let them fool you.
Onların hepsi harika fikirler.Those are all great ideas.
Onların kürkleri üzerinde yüzlerce kene vardı.There were hundreds of ticks in its fur.
Onların yolculuğu tren nedeniyle ertelendi.Their journey was delayed because of the train.
Terlikleri bana ver! Hey! Onları bana ver!Give me the slippers! Hey! Give them to me!
Öğrencilerine onları daha çok düşündürecek kitaplar okut.Make your students read books that make them think more.
Onların sonuçlarını aldıktan sonra herkesin cesareti kırıldı.Everyone were discouraged after they got their results.
O gürültülü oldukları için onları cezalandırdı.He chastised them for being noisy.
Bu arada ben son üyeleri, ne de onların yeni şarkılarını biliyorum.Among other things, I don't know the recent members, nor their new songs at all.
Onların ayda uzaylılara ait bir nesne bulduklarını duydum.I heard they found an alien artifact on the moon.
Bazı yumurtalar çürük değildi ama onların geriye kalanı çürüktü.Some eggs weren't rotten, but the rest of them were.
Onların hepsi gülmekten patladılar.They all burst out laughing.
Yakında onları karşılamaya gideceğim.I'll go meet them soon.
Biz uçaklarımız vardı ama onları satmak zorunda kaldık.We used to have airplanes, but we had to sell them.
Onların ünlü olup olmadığı umurumda değil.I don't care if they're famous.
Yumurtaları sıkı tut yoksa onları kıracaksın.Hold the eggs tight or you'll break them.
Onların üçünün arasında, Ken en hızlı koşar.Among the three of them, Ken runs the fastest.
Onların ikisinin arasında, Ken daha uzundur.Between the two of them, Ken is taller.
Onları bana göster.Show them to me.
Onların neden bu kadar mutlu olduklarını bana söyleyebilir misiniz?Can you tell me why are they so glad?
Onların hepsini seviyorum.I like them all.
Onların kızı hemşire.Their daughter is a nurse.
Onların güçlü bir askeri cephanelikleri var.They have a powerful military arsenal.
Onların yarısından daha az sağ kalanı ile beş yüz asker şehre gönderildi.Five hundred soldiers were sent to the city, with less than half of them surviving.
Beş yüz asker kente gönderildi ve onların yarısından daha azı hayatta kaldı.Five hundred soldiers were sent to the city, and less than half of them survived.
Onların komşularıyla arası iyi.They're on good terms with their neighbors.
Zamanlar değişti ve biz onların içinde değiştik.The times are changed and we are changed in them.
Onların yaşam biçimi bizimkinden farklı.Their lifestyle is different from ours.